Maltepe'nin sinema hafızası Kitap Günleri'nde konuşuldu: Maltepe'nin ruhu filmlere siniyor
Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
Maltepe Kitap Günleri kapsamında düzenlenen “Sinema Perdelerindeki Maltepe: İçinden Maltepe Geçen Filmler” etkinliğinde ilçenin Türk sinemasındaki yeri, filmlerde kullanılan Maltepe mekânları ve kaybolan sinema kültürü konuşuldu. Gazeteci-yazar Savaş Güller, Belgesel Sinemacılar Derneği Başkanı Bahriye Kabadayı ve sinema tarihçisi Doğuşcan Göker’in katıldığı söyleşide, Maltepe’de yaklaşık 50 filmin çekildiği, bunlardan 24’ünün ayrıntılı olarak incelendiği belirtildi.
Maltepe Kitap Günleri, 17 Eylül Perşembe günü ilçenin sinema tarihine ışık tutan özel bir etkinliğe ev sahipliği yaptı.
“ Sinema Perdelerindeki Maltepe – İçinden Maltepe Geçen Filmler” başlığıyla gerçekleştirilen program kapsamında Maltepe’de çekilen filmlerin afişlerinden oluşan serginin yanı sıra söyleşi, gösterim ve imza etkinliği düzenlendi.
Etkinliğe gazeteci-yazar Savaş Güller, Belgesel Sinemacılar Derneği Başkanı Bahriye Kabadayı ve sinema tarihçisi Doğuşcan Göker katıldı. Programın girişinde Maltepe’de çekilen filmlere ait afişlerin sergilendiği belirtildi.
Savaş Güller: Maltepe’de yaklaşık 50 film çekildi
“Sinema Perdelerindeki Maltepe” kitabının yazarı Savaş Güller, çalışmanın ortaya çıkışında hem Maltepeli olmasının hem de uzun yıllardır sinema arşivciliği yapmasının etkili olduğunu anlattı.
Yaklaşık 10 bin filmlik bir arşive sahip olduğunu söyleyen Güller, Osmanlı döneminden kalan görüntülerden Yeşilçam filmlerine ve günümüz yapımlarına kadar geniş bir arşiv oluşturduğunu ifade etti.
Güller, araştırması sırasında Maltepe’de yaklaşık 50 film çekildiğini tespit ettiğini, kitapta ise ayırt edici özellikleri nedeniyle bunlardan 24’ünü ayrıntılı biçimde incelediğini söyledi.
Güller, Müjdat Gezen’in “Bekçi” filmini de Maltepe’de çekilen yapımlara örnek gösterdi.

Maltepe’nin dönüşümü sinemaya da yansıdı
Söyleşide Maltepe’nin yıllar içerisindeki fiziksel ve toplumsal dönüşümünün sinema filmlerine nasıl yansıdığı üzerinde duruldu.
Güller, Maltepe’nin önce daha kırsal ve sayfiye niteliğindeki görüntülerle sinemada yer aldığını, 1970’lerden itibaren gecekondulaşma ve köyden kente göçün filmlerde daha görünür hale geldiğini anlattı.
Sonraki dönemlerde ise Maltepe’nin büyük metropolün bir parçası haline gelmesiyle bireysel yalnızlaşma ve daha politik hikâyelerin öne çıktığını ifade etti.
Etkinlikte Maltepe’nin yaklaşık 90 yıllık değişiminin sinema görüntüleri üzerinden izlenebildiği de vurgulandı. 1930’larda büyük ölçüde boş ve ormanlık alanlardan oluşan ilçenin zaman içinde İstanbul’un önemli merkezlerinden biri haline geldiği belirtildi.

“Sinema mekâna bağımlı bir sanattır”
Sinema tarihçisi Doğuşcan Göker ise sinemanın mekânla kurduğu ilişkiye dikkat çekti.
Göker, diğer sanat dallarından farklı olarak sinemanın çekildiği ve gösterildiği mekânlardan bağımsız düşünülemeyeceğini belirterek, bir filmin anlatısının içinde bulunduğu çevrenin kimliğiyle şekillendiğini söyledi.
Göker, Maltepe’de çekilen bir filmin başka bir semtte çekilmesi halinde aynı hikâyenin ortaya çıkmayacağını belirterek, “Maltepe’nin ruhu, kimliği veya taşıdığı aidiyetler de o filme siner” değerlendirmesinde bulundu.
Maltepe’nin eski sinema salonları hatırlatıldı.
Söyleşide ilçenin geçmişteki sinema salonları da gündeme geldi.
Neşe Sineması, Salon 63 ve Çeliktaş Sineması gibi salonların Maltepe’nin kültürel kimliğinde önemli bir yer tuttuğunu belirten Göker, sinemanın yalnızca film izlenen bir mekân değil, kentin sosyal yaşamının da parçası olduğunu anlattı.
Göker, günümüzde klasik anlamdaki, doğrudan sokağa açılan sinema salonlarının Anadolu Yakası’nda büyük ölçüde ortadan kalktığını savundu.
AVM içerisindeki sinema salonları ile geçmişin mahalle ve kent sinemaları arasında önemli bir kültürel fark bulunduğunu söyleyen Göker, eski salonlardan çıkan izleyicinin doğrudan sokağa ve kent yaşamına karıştığını vurguladı.

Sinema salonları aynı zamanda sosyalleşme alanıydı
Bahriye Kabadayı da sinema salonlarının yalnızca film gösterilen yerler olmadığını, aynı zamanda insanların bir araya geldiği ve ortak bir kültürel deneyim yaşadığı mekânlar olduğunu ifade etti.
Özellikle geçmiş dönemlerde sinemanın kadınların kent yaşamına katılımında önemli bir sosyal alan oluşturduğu konuşuldu.
Göker, 1950’li ve 1960’lı yıllarda Anadolu’dan kentlere göç eden kadınlar açısından sinemaların ev dışındaki sosyal yaşamın önemli duraklarından biri olduğunu anlattı. Sinemaya gitmenin yalnızca bir eğlence biçimi değil, “hayata ve kente karışmanın” yollarından biri olduğunu söyledi.
Savaş Güller de incelediği filmlerde kadınların sinemaya gidişlerinin ve sinema salonlarında sosyalleşmelerinin sıkça gösterildiğine dikkat çekti.

Kitap yaklaşık beş yıllık araştırmayla ortaya çıktı
Güller, “Sinema Perdelerindeki Maltepe” kitabının yaklaşık beş yıllık bir araştırma sürecinin ürünü olduğunu anlattı.
Çalışmanın başlangıçta bir kitap projesi olmadığını söyleyen Güller, Maltepe’de çekilen filmlerle ilgili görüntü ve bilgileri önce sosyal medya üzerinden paylaşmaya başladığını belirtti.
Paylaşımların zamanla makalelere dönüştüğünü ve gördüğü ilginin ardından araştırmayı kitaplaştırmaya karar verdiğini söyledi.
Kitapta yalnızca filmlerin değil Maltepe’nin tarihinin ve ilçedeki önemli yapıların da ele alındığını anlatan Güller, Maltepe’yi hiç tanımayan bir kişinin dahi filmler üzerinden ilçenin tarihi ve kültürel dokusuna ilişkin fikir edinebilmesini amaçladığını kaydetti.

“Maltepe’nin içinden de filmleri geçirmek gerekiyor”
Söyleşinin dikkat çeken ifadelerinden biri de Maltepe’nin gelecekteki sinema kültürüne ilişkin oldu.
Göker, “İçinden Maltepe geçen filmler” fikrinin yalnızca geçmişi arşivlemekle sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, “Maltepe’nin içinden de filmleri geçirmek gerekiyor” dedi.
İlçede yeniden sinema salonları, küçük cep sinemaları ve kültürel gösterim alanları oluşturulmasının Maltepe’nin kültürel yaşamını besleyebileceği değerlendirildi.
Güller de Maltepe’de sinema atölyelerinin düzenlendiğini ve bu çalışmaların eski sinema salonlarının bıraktığı kültürel boşluğu kısmen doldurduğunu söyledi.
İnsanlara kültür ve sanat imkânı sunulduğunda ilginin oluştuğunu belirten Güller, sinema atölyelerinin halkla daha fazla buluşturulması gerektiğini ifade etti.
“Maltepe’nin anlatılacak çok hikâyesi var”
Etkinliğin sonunda Maltepe’nin yalnızca sinema mekânı olarak değil, yeni filmlerin kaynağı olabilecek hikâyeleriyle de değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Bahriye Kabadayı, Maltepe’nin farklı mahallelerinde çok sayıda göç hikâyesi ve yerel anlatı bulunduğunu belirterek, bu hikâyelerin kısa filme, belgesele veya kurmaca yapıma dönüştürülebileceğini söyledi.
Kabadayı, sinema atölyeleri aracılığıyla bu hikâyelerin ortaya çıkarılabileceğini ve “Maltepe’nin kendi hikâyelerinin” perdede daha fazla yer bulabileceğini ifade etti.
Maltepe Kitap Günleri kapsamında gerçekleştirilen etkinlik, ilçenin sinema tarihini yalnızca geçmiş filmler üzerinden değil; mekân, kent belleği, sosyalleşme ve gelecekte üretilebilecek yeni hikâyeler üzerinden de tartışmaya açtı.


















