AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten Macron'a sert tepki: Gereksiz bir cüretkarlıkta olduğunu görüyoruz
Haber Videosunu İzle 
Partisinin MYK toplantısının ardından gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Türkiye’yi hedef alan sözlerine tepki gösterdi. Çelik, "NATO'da müttefiklik ilişkimiz varken Türkiye'yi karşısına alan söylemleri yanlış. Sayın Macron'un NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti deyip bu tutumundan geri adım attı. Gereksiz bir cüretkarlıkta olduğunu görüyoruz Fransa'nın" dedi.
- AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un Türkiye'yi hedef alan söylemlerini 'gereksiz bir cüretkarlık' olarak nitelendirdi.
- Çelik, AB Komisyonu Başkanı von der Leyen'in Türkiye'yi Avrupa'ya nüfuz eden ülkeler arasında saymasını eleştirerek bunun AB'nin çifte standardını gösterdiğini söyledi.
- Çelik, Yunanistan'ın üçüncü tarafları araya sokmak yerine sorunlarını Türkiye ile doğrudan çözmesi gerektiğini ifade etti.
Ak Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sonrası gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Çelik, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Türkiye’yi hedef alan sözlerine tepki gösterdi.
Çelik’in açıklamalarından konuya ilişkin bölüm şu şekilde:
MACRON'UN TÜRKİYE'YE MEYDAN OKUMASI
"Fransa'nın açıklamalarını yakından takip ediyoruz. NATO'da müttefiklik ilişkimiz varken Türkiye'yi karşısına alan söylemleri yanlış. Sayın Macron'un NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti deyip bu tutumundan geri adım attı. Gereksiz bir cüretkarlıkta olduğunu görüyoruz Fransa'nın.
Suriye'nin istikrarı için teşvik içinde olmaları gerekir. ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları için daha net konuşması gerekir. Yunanistan ile ittifak kurmaktan bahsediyorlar. Bu tip tavırların ne Fransa'ya ne de Yunanistan'a faydası var. Bu tip tavırların NATO müttefikliğine ne faydası var. (Yunanistan için) Günün sonunda herkes gidiyor biz baş başa kalıyoruz.
Biz Yunanistan'a üçüncü taraflar araya girmesin, kendi sorunlarını çözecek kapasiteyi üretsin diyoruz maalesef yan yollara başvuruyorlar. Otobandan ayrılınca maalesef şarampole düşüyorlar. Siyonist şebeke ile yan yana durmak kendilerinin bileceği iştir. Uluslararası meselelerde tarihin doğru tarafından durmuyorlar. Fransa bunlardan vazgeçip Türkiye ile müttefiklik ilişkisini gerçeklik zemininde ele almalı.

LEYEN'İN TÜRKİYE KARŞITI SÖZLERİNE
Tabii yine siyasi olarak bir değerlendirme yaptık. Dış politikadaki gelişmeleri yakinen takip ediyoruz. Biliyorsunuz gerek Rusya Ukrayna savaşı, gerek Gazze konusunda, gerek diğer kriz alanları konusunda, şu anda İran konusunda pek çok ittifak sistemi arasında, ülkelerin arasındaki ittifaklar çatlarken NATO'yla ilgili tartışmalar oluyor. Avrupa Birliği kendi içerisinde pek çok tartışma yaşıyor. Avrupa Birliği bir bütün olarak hareket edemiyor bu krizlerde. Tabii AB Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen'in çok talihsiz bir açıklaması oldu. Türkiye'yi de içine katarak bazı ülkeleri zikrederek bunların Avrupa'ya nüfuz etmesinin engellenmesi gerektiğini ifade etti ve Avrupa bütünleşmesinin bu şekilde sağlanması gerektiğini ifade etti. Tabii bu Avrupa Birliği'nin şu anda niye bu halde olduğunu gösteren çok temel bir açıklama. Yani Türkiye gibi AB'ye aday bir ülkeyi karşıt konumda değerlendirmek, göç konusunda ve güvenlik konusunda sürekli kapımızı çalanların kafasının arkasındakini göstermesi bakımından çok önemli. Tabii bu bir sır değildi. Ama gerek fasılların müzakere edilmesine dönük fanatik uygulamalar, kurala dayanmayan uygulamalar, gerek diğer konulardaki ilerlemelere dönük tıkanmalar aslında bir aydınlanma Avrupası yaklaşımını değil, aslında bir Hristiyan kulübü Avrupası'nı gösteriyordu bize her zaman. Biz de bu konuda uyarılarımızı yapıyorduk.
Şimdi bunun sonuçlarıyla sadece Türkiye Avrupa Birliği ilişkileri karşı karşıya gelmiyor. Avrupa Birliği bunu Rusya Ukrayna savaşında yaşıyor, kendi çelişkilerinin doğurduğu sonuçları. Gazze konusundaki savrulmalarını görüyoruz. İran savaşı konusundaki etkisizliklerini ve işlevsizliklerini görüyoruz. Tabii burada sorulması gereken şey von der Leyen'e, bir AB Komisyon Başkanı olarak bir aday ülkeye dönük bu çifte standardınızın ideolojik temelleri nedir diye sormak gerekir. İkincisi de her zaman söylenir, Avrupa Birliği bir ekonomik güç oldu ama bir siyasi güç olamadı hiçbir zaman. Bir stratejik güç haline gelemedi. Bugün de mesela işte görüldüğü gibi NATO meselesinde de kendi güvenliğini bile kendisi sağlayamayan bir birlik durumunda. Bütün bunlar tartışılırken von der Leyen'in aday ülke olan Türkiye'nin etkisini engellemeye dönük bir tutum içine girmesi Avrupa Birliği'nin bugün neden bu halde olduğunu iyi gösteren bir şey.
Bir diğer konu da şu tabii, madem Türkiye bütün Balkanlar'ı ve Avrupa'yı domine edecek kadar büyük bir güç, normal bir siyasi akıl Türkiye'yle işbirliği yapmayı gerektirir. Bu kadar büyük bir güç olduğunu aslında von der Leyen söylediklerinin altyazısında itiraf ediyor. Değil mi? Bu itirafıyla da aslında bir tür büyüyen Avrupa değil, ilkelere dayanan Avrupa değil, küçülen ve kendi bürokrasisine gömülmüş bir Avrupa'yı söylüyor. Ama Türkiye'nin zikrettiği diğer ülkelerden farkı, Türkiye bir aday ülke. Avrupa Birliği'ne aday ülke. Onu bu kadar güçlü görüyorsanız Balkanlar'ı domine edecek kadar, o zaman doğrusu bu aday ülkeyle işbirliği yapmaktır. Bu vizyondan çok uzaklar ama bu vizyona ulaşmalarını temenni ediyoruz."













