Yeşilay Genel Başkanı Dinç: Kumarla alakalı 2019 yılında 37, 2025'te ise 5 bin 748 başvuru aldık

TÜRKİYE Yeşilay Cemiyeti, kumar bağımlılığına ilişkin güncel veriler ve çözüm önerilerini paylaşmak amacıyla basın toplantısı düzenledi.
TÜRKİYE Yeşilay Cemiyeti, kumar bağımlılığına ilişkin güncel veriler ve çözüm önerilerini paylaşmak amacıyla basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç, kumar bağımlılığının Türkiye için 'afet' boyutuna ulaştığını belirterek " İlk oynama yaşları olarak gördüğümüz yaşlar yüzde 34'ü 18 yaşın altında. 2019 yılında kumarla alakalı 37 tane başvuru almışız. Bu 37 başvuru 2020 yılında 334'e çıkmış. Pandeminin yoğunlaşmasının ardından da 2021 yılında 2 bin 63'e, 2022 yılında 3 bin 201'e, 2023 yılında 3 bin 772'ye, 2024 yılında 4 bin 798'e ve nihayet bu sene 2025 yılında 5 bin 748'e çıkmış. Bize gelen danışanların yüzde 13'ü lisansüstü, Yüzde 11'i üniversite mezunu, lisans mezunu. Yüzde 11'i ön lisans mezunu. Yüzde 10'u lise mezunu, yüzde 9'u ortaokul mezunu, yüzde 8'i ilkokul mezunu, yüzde 3'ü okul bitirmemiş durumda" dedi.
Türkiye Yeşilay Cemiyeti, sanal kumarın yaygınlaşmasına dikkat çekmek ve kumar bağımlılığına ilişkin 2025 yılı verileri ile çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaşmak amacıyla bir basın toplantısı düzenledi. Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Merkezi'nde düzenlenen toplantıda Yeşilay Genel Başkanı Doç. Dr. Mehmet Dinç konuştu.
'YEDAM'A KUMAR BAŞVURULARI 37'DEN 5 BİN 748'E ÇIKTI'
Kumar bağımlılığının geldiği noktaya dikkat çekerek konuşmasına başlayan Doç. Dr. Dinç, "Kumarla alakalı bir problemimiz var. Ülkemizde yangın haline gelmiş, afet adını koyabileceğimiz büyük bir tehditle, tehlikeyle karşı karşıyayız. Yeşilay Danışmanlık Merkezlerimizde ücretsiz bir şekilde bağımlılara hizmet veriyoruz. Alkol, madde, tütün, internetle ilişkili bağımlılıklar ve kumar. 2019 yılında kumarla alakalı 37 tane başvuru almışız. Bu 37 başvuru 2020 yılında 334'e çıkmış. Pandeminin yoğunlaşmasının ardından da 2021 yılında 2 bin 63'e, 2022 yılında 3 bin 201'e, 2023 yılında 3 bin 772'ye, 2024 yılında 4 bin 798'e ve nihayet bu sene 2025 yılında 5 bin 748'e çıkmış. 37 ile başladığımız problem bugün 5 bin 748 tane bağımlı olduğunu kabul eden, itiraf eden, çok büyük kayıplar yaşamış insan olarak karşımıza çıktı. Bu buzdağının görünen kısmıdır. Bunun gerisinde bize gelmemiş, kumar bağımlılığından dolayı muzdarip, çok büyük problemler yaşamış çok daha büyük bir insan grubunun olduğunun bilincindeyiz, farkındayız" diye konuştu.
'KUMARA BAŞLAMA YAŞINDA EN RİSKLİ GRUP 18-25'
Kumar bağımlılığında yaş faktörüne dikkat çeken Dinç, "Yine baktığımızda kumar bağımlılarının ilk oynama yaşları olarak gördüğümüz yaşlar yüzde 34'ü 18 yaşın altında. Bu çok büyük bir tehdit, tehlike. Yani gelişim çağında, beyninin ve diğer fiziksel özelliklerinin halen gelişmeye devam ettiği bir dönemde, bağımlılığın gelişimsel nörolojik bir iz olarak insanın hayatında yer almasının uzun vadeli ne kadar kalıcı etkileri olduğunun çok çok farkındayız. İkinci grubumuz, en yaygın başlama yaşı anlamında, yüzde 42 ile 18-25 yaş arası gençlerimiz. Enerjilerinin en yüksek olduğu, zihinlerinin en açık olduğu, güçlerinin en fazla olduğu, en büyük başarıları kazanabilecekleri, en büyük atılımları yapacakları, hayatlarında en önemli adımları atacakları bir dönemde maalesef çocuklarımızın, gençlerimizin boş vaatlerle, yanlış hayallerle kumara bulaştıklarını görebiliyoruz. Bize gelen danışanların yüzde 42'si, büyük çoğunluğu 18-25 yaş arasında. 25 yaştan sonrası yine genç sayılır ama o daha düşük bir grup yüzde 22 oranında kumara başlama yaşı olarak ortaya çıkıyor. Kumara başlama ilerleyen yaşlarda daha da azalıyor. En riskli grup 18-25, ikinci riskli grup 18 yaş altı" ifadelerini kullandı.
'BAĞIMLILIK ENDÜSTRİSİ GENÇLERİ HEDEF ALIYOR'
Bağımlılık endüstrisinin özellikle gençleri hedef aldığını vurgulayan Dinç, "Bağımlılık nörolojik bir iz olarak ortaya çıksın, kurtulması çok daha zahmetli, çok daha uzun süreli olsun diye bağımlılık endüstrisi hususen çocuklarımızı, gençlerimizi hedef alan algoritmalarını, reklam politikalarını buna göre organize eden bir sistem gözeterek bu işi yürütüyorlar" dedi.
'TEDAVİ OLMAK İSTİYORUM DİYENLERİN YÜZDE 43,4'ü 30-40 YAŞLARI ARASI'
Tedavi olmak isteyenlerin yaş dağılımına ilişkin de verileri paylaşan Doç. Dr. Dinç, "Kurtulmak, tedavi olmak istiyorum diyenlerin yaşları en büyük oranımız yüzde 43,4 ile 30-40 yaşları arası. Yüzde 36 oranında 20-30 yaş arası danışanımız var. Ondan sonra 40-50 yaş arasında yüzde 15, 50-60 yaş arası yüzde 2, 20 yaş altı yüzde 1 ve 60 yaş üstü de yüzde 0,6" diye konuştu.
'EN YÜKSEK RAKAM LİSANSÜSTÜ, ÜNİVERSİTENİN ÜZERİNE YÜKSEK LİSANS,DOKTORA YAPMIŞ İNSANLARDA'
Doç. Dr. Dinç, "Yüzde 13'ü lisansüstü bize gelen danışanların. Yüzde 11'i üniversite mezunu, lisans mezunu. Yüzde 11'i ön lisans mezunu. Yüzde 10'u lise mezunu, yüzde 9'u ortaokul mezunu, yüzde 8'i ilkokul mezunu, yüzde 3'ü okul bitirmemiş durumda. Normalde eğitimle beraber bağımlılığın azalmasını bekleriz ama burada tam tersi bir çerçeve söz konusu. En yüksek rakam lisansüstü, üniversitenin üzerine yüksek lisans yapmış, doktora yapmış insanımızda olduğunu görüyoruz" dedi.
'10 KİŞİDEN 8'İ KURTULUYOR'
İnternet ve cep telefonlarının kumara erişimde rol oynadığını vurgulayan ve YEDAM'daki tedavi başarı oranlarından bahseden Dinç, "Kumara bulaşma anlamında internet çok önemli, cep telefonları çok önemli bir aracılık rolü oynuyor. Yeşilay Danışmanlık Merkezlerimizde, 105 tane noktada, Türkiye'nin her şehrinde ücretsiz bir şekilde hizmet veren merkezlerimizde, 3 ay tedaviye gelen danışanlarımızın yüzde 80'ini, 6 ay gelenlerin yüzde 83'ünü, 9 ay gelenlerin yüzde 83'ünü kurtarmış durumdayız. Yani bir insan bağımlı olduğunda Yeşilay Danışmanlık Merkezlerine gelir ve devam ederse 10 kişiden 8'ini kurtarmış oluyoruz. Bu çok büyük bir rakam. Bu çok ümit verici, heyecan arttırıcı bir rakam çünkü bağımlılıklar, diğer bütün psikopatolojilere kıyasla tedaviye çok daha dirençlidirler. ve kumar bağımlılığı diğer bağımlılıklardan da daha da dirençlidir. Dolayısıyla kumar bağımlısı bir kardeşimizi devam etmesi halinde bu kadar istikrarlı bir şekilde, bu kadar yoğun ve üst düzeyde bir şekilde kurtarabiliyorsak bu işin mücadelesi mümkün, bu işin önüne geçmek mümkün. Bir çağrıda bulunmak istiyorum. Kumara bir şekilde bulaştıysak çaresi var." diye konuştu
'KUMAR KUMARDIR, MASUMLAŞTIRILMAMALI'
Doç. Dr. Dinç, "Çok hızlı, acil, hemen bugün, şimdi atılması gereken adımlar konusunda 5 tane öneriyi sizlerle paylaşmak istiyoruz. Kumar kumardır. Bahis değildir, şans değildir, talih değildir. Bahis diyerek, şans diyerek, talih diyerek meseleyi şansla ilişkilendirmek, beceriyle, kabiliyetle ilişkilendirmek, talihle ilişkilendirmek insanımızın algısını yanıltmaktır, kumarı masumlaştırmaktır, zararsız göstermektir, normalleştirmeye çalışmaktır. Kumar kumardır. Kavram birliğine gitmeden bu konuda doğru bir mücadele geliştirmek söz konusu olmaz. Yasal olan başka, yasadışı olan başka dersek bu konuda başarısız oluruz. Dolayısıyla kumar reklamlarının hemen bugün, vakit kaybetmeden yasaklanması gerektiğini düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.
'BİR İNSAN ALIŞVERİŞ SİTESİNE GİRDİĞİNDE KUMAR OYNAMA İMKANI BULMAMASI LAZIM'
Kumara erişim kanallarının daraltılması gerektiğini belirten Dinç, "Bir diğer mesele kumara erişim kanallarının daraltılması gerektiği konusunda ısrarımızı tekrar ifade etmek istiyorum. Bir insan alışveriş sitesine girdiğinde kumar oynama imkanı bulmaması lazım. Telefon faturasını yatırmak ya da kampanyalardan faydalanmak için bir telefon sitesine girdiğinde, telekomünikasyon sitesine girdiğinde kumar oynama imkanının olmaması lazım. İnsanlara tuzak kurmamamız lazım. Danışanlarımıza destek oluyoruz, bir noktaya getiriyoruz fakat tetikleyici unsur olarak alışveriş sitesine girdiğinde kumar reklamı görüyor, bütün emeğimiz boşa gidiyor" dedi.
'TOPLU BİR MÜCADELEYLE BU ATEŞ SÖNDÜRÜLEBİLİR'
Çağrıda bulunan Doç. Dr. Dinç, "Çocuklarımıza bu hastalığın bulaşma kanallarını çok hızlı bir şekilde tıkamamız gerekiyor. Bunların başında kavram birliğine gitmemiz gerekiyor, reklamları yasaklamamız gerekiyor, erişim kanallarını daraltmamız gerekiyor, masumlaştıran, kolaylaştıran oyun gibi unsurları denetlememiz gerekiyor ve bunu özendiren kanalları, insanları ciddi bir yaptırımla karşı karşıya bırakmamız gerekiyor. Bu şekilde topyekün bir mücadele yaparsak bu ateşi söndürebileceğiz, bu problemin üstesinden gelebileceğiz" dedi.


















