Türkiye'nin NATO'ya Üye Olmasının 60. Yıl Dönümü

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, uluslararası camianın gündeminde bulunan tehdit, kriz, dönüşüm ve fırsatların önemli bir bölümünün Türkiye'yi çevreleyen coğrafyalarda cereyan ettiğini belirterek, "Söz konusu stratejik iklimin bir neticesi olarak,"...
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, uluslararası camianın gündeminde bulunan tehdit, kriz, dönüşüm ve fırsatların önemli bir bölümünün Türkiye'yi çevreleyen coğrafyalarda cereyan ettiğini belirterek, "Söz konusu stratejik iklimin bir neticesi olarak, Türkiye artık NATO ittifakının merkez ülkesi haline gelmiştir" ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezinden yapılan açıklamaya göre, Türkiye'nin NATO'ya üye olmasının 60. yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımlayan Gül, Türkiye'nin ittifaka katıldığı 18 Şubat 1952 tarihinin bu yıl ayrı bir önem taşıdığını, üyelikte 60. yılın tamamlandığını belirtti.
NATO ittifakının, kurulduğu 1949 yılından başlayarak, İkinci Dünya Savaşı'nda büyük yıkıma uğrayan Batı Avrupa ülkelerinin güvenliğinin sağlanmasında ve yeniden imarında hayati bir rol oynadığını anlatan Gül, Türkiye'nin bu dönemde, özgür dünyanın güvenliğinin sağlanması ve değerlerinin savunulması bakımından o günkü ekonomik gücünün çok daha ötesinde büyük fedakarlıklara katlandığını ifade etti.
Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle NATO'nun rolünün bu ülkelerle sınırlı kalmadığını ve Transatlantik bölgesinin güvenliğindeki yerinin zamanla genişlediğini belirten Gül, başlangıçta 12 ülke tarafından imzalanan Vaşington Antlaşması ile kurulan İttifak'ın, bugün 28 müttefikten oluşmasının, pek çok ülkenin örgüte üye olmak istemesinin ve dünya genelinde 40'ı aşkın ülkeyle ortaklığının bulunmasının bunun en açık kanıtı olduğunu vurguladı.
-"Türkiye'nin katkıları çok önemli"-
Gül, Türkiye'nin bu süreçte de İttifak'ın en etkin ve aktif üyelerinden biri olarak önemli roller üstlendiğinin ve büyük başarılara imza attığının altını çizen Gül, şunları kaydetti:
"NATO, Soğuk Savaş'ın sona ermesinden sonra, bir yandan eski Varşova Paktı ve SSCB'nin ardılı olan ülkelerle yeni ortaklık ilişkileri geliştirirken, diğer yandan artık ileri refah düzeyine ulaşmış bulunan Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstlenebilecekleri yeni düzenlemeleri yürürlüğe koymuştur. Bugün Avrupa-Atlantik bölgesinde düşman ülkeler değil, ortak değerleri ve ilkeleri paylaşan geniş bir aile bulunmaktadır. Bu yeni oluşan ortamda, Avrupa'nın daha fazla sorumluluk üstlenmesi de doğal bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmıştır. Tüm Avrupalı müttefiklerin bu sorumluluğu üstlenirken hakça ve kapsayıcı bir düzenleme ortaya koyacaklarına inanıyorum.
Demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi ortak değerleri paylaşan ülkelerin ittifakı olan NATO, Avrupa'da hakça ve kalıcı bir barış ortamının kurulmasına yönelik temel amacını her zaman korumuştur. Türkiye, Cumhuriyetimizin kurucusu Aziz Atatürk'ün belirlediği ilkelerin doğal bir sonucu olarak NATO'daki 60 yıllık üyeliği boyunca, müttefikleriyle paylaştığı çağdaş değerlerin, barış ve özgürlüğün yayılması noktasında İttifak'a çok önemli katkılarda bulunmuştur.
Esasen halihazırda uluslararası camianın gündeminde bulunan tehdit, kriz, dönüşüm ve fırsatların önemli bir bölümü Türkiye'yi çevreleyen coğrafyalarda cereyan etmektedir. Söz konusu stratejik iklimin bir neticesi olarak, Türkiye artık NATO ittifakının merkez ülkesi haline gelmiştir.
Bu düşüncelerle, Türkiye'nin NATO üyeliğinin 60. yıl dönümünde, ülkemizin İttifak'a olan desteğini devam ettirmeye hazır olduğunu yineliyor, İttifak'ın önümüzdeki dönemde dünya güvenliği ve istikrarına katkılarını aynı başarıyla sürdürmesini temenni ediyorum."
- ANKARA












