Tokat'ta 776 yıllık tarihi Hıdırlık Köprüsü yıllara meydan okuyor

Tokat'ta 776 yıllık tarihi Hıdırlık Köprüsü yıllara meydan okuyor
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Tokat'ta Selçuklular tarafından 1250 yılında inşa edilen Hıdırlık Köprüsü, 776 yıldır ayakta kalarak yaya geçişine hizmet vermeye devam ediyor. Uzmanlar, köprünün sağlamlığını doğru zemin seçimi ve mühendislik tecrübesine bağlıyor.

Tokat'ta, Selçuklular döneminde yapılan 776 yıllık tarihi Hıdırlık Köprüsü, aradan yüzyıllar geçmesine rağmen hala ayakta kalarak insanlara hizmet etmeye devam ediyor.

Yeşilırmak Nehri üzerinde 1250 yılında Selçuklular tarafından inşa edilen beş kemerli tarihi Hıdırlık Köprüsü'nün üzerindeki asfalt 2021 yılında yürütülen restorasyonda sökülerek, temizlik ve onarım çalışması gerçekleştirildi.

Yaklaşık 7 metre genişliğinde, 151 metre uzunluğunu olan Hıdırlık Köprüsü, günümüzde yaya geçişi için kullanılıyor.

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Nazım Boy, AA muhabirine, Hıdırlık Köprüsü'nün 776 yıl önce yapılan önemli bir Selçuklu eseri olduğunu söyledi.

Köprünün dönemin şartları itibarıyla en iyi mühendislik çalışmasıyla inşa edildiğini vurgulayan Boy, "Kemer yapısı itibarıyla, Türkiye Selçukluları dönemi köprülerindeki sivri kemer uygulamasının tercih edildiğini görüyoruz. Bu, Selçuklu mimarisinin karakteristik özelliklerinden birini yansıtırken, diğer taraftan yapılara estetik görünüm kazandırmaktadır." dedi.

Köprüde kesme taş kullanıldığını belirten Boy, "Tabii malzeme ve kemer sistemi kadar köprünün inşa edildiği yer de son derece önemlidir. Öncelikle nehir yatağının daraldığı bölgelerin tercih edildiğini görüyoruz ancak bu daralma tek başına yeterli değildir. Aynı zamanda zeminin köprüyü taşıyabilecek sağlamlıkta olması, oturma, çökme ve benzeri sorunlara yol açmayacak nitelikte seçilmesi gerekmektedir. Bu da uzun yıllara dayanan tecrübe ve gözlemler sonucunda şekillenen bir inşa sürecidir. Zemin uygun olduğunda, özellikle kaya ya da sert zemin yapısına sahip alanlar tercih edilerek köprü inşa edilmektedir." ifadelerini kullandı.

Suya set çeken uygulamalar, hatalı köprülerin ortaya çıkmasına neden olabiliyor

Boy, son dönemdeki taşkınlarda Tokat'ta yakın dönemde inşa edilmiş iki köprünün yıkımına şahit olduklarına işaret ederek, şöyle devam etti:

"Bunlardan biri 12 yıl önce inşa edilmişti. Günümüz mühendislik imkanlarıyla Selçuklu köprüsünden teknik anlamda çok daha gelişmiş yapılar inşa edebilmemiz mümkündür ancak maalesef şehrimizi ve doğayı yeterince tanımamamız, doğayla uyumlu çözümler üretmek yerine zaman zaman suya adeta set çeken uygulamalara yönelmemiz ya da doğal yapıyı yeterince anlayamamamız, yanlış uygulamaların ve hatalı köprülerin ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Oysa günümüzde bunun yöntemleri geçmişe göre çok daha gelişmiş ve daha kolay uygulanabilir durumdadır. Cumhuriyet dönemi arşiv kayıtlarına bakılarak geçmişte yaşanan taşkınlar tespit edilebilir. Daha geriye gittiğimizde ise Osmanlı dönemi arşiv belgelerinde Tokat'ta meydana gelen selleri anlayabiliyoruz."

Birçok kez Kelkit havzası ve Yeşilırmak üzerinde büyük taşkınlar yaşandığını, ciddi zarar meydana geldiğini aktaran Boy, şunları kaydetti:

"Bu köprülerin yüzyıllardır ayakta kalmasının en büyük sebeplerinden biri, uzun yıllara dayanan tecrübe ve gözlemler sonucunda inşa edilmiş olmalarıdır. Bu yapılar inşa edilirken bir günlük kararla hareket edilmiyor. Köprünün yapılmasına karar verildikten sonra yer seçimi, kullanılacak malzeme, suyun taşkın dönemlerinde ne kadar yükseldiğinin bilinmesi gibi unsurlar, köprünün kemer açıklığının ve yüksekliğinin belirlenmesi açısından çok önemli referanslar oluşturuyor. Malzeme seçimi de selin ve suyun oluşturacağı basınca, aynı zamanda suyla gelen taş, ağaç ve benzeri malzemelerin etkisine dayanabilecek şekilde yapılıyor. Örneğin tarihi köprülerimizin hemen hemen tamamında suyun geldiği tarafta prizmatik üçgen şeklinde sel yaranlarının bulunduğunu görüyoruz. Bu yapı hem suyun basıncını düşürüyor hem de suyla gelen malzemenin birikmesini önlüyor. Böylece köprünün set görevi görmesinin de önüne geçiliyor. Ayrıca mansap yönünde ise dairesel formda düzenlenmiş kısımların bulunduğunu görüyoruz. Bu uygulama da köprünün sağlamlığını artıran önemli unsurlardan biri olarak karşımıza çıkıyor."

Kaynak: AA / Ekber Türkoğlu
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.