Şişli'de Aynur Kanbur cinayeti davasında 3 tutuklu sanık hakim karşısına çıktı

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Şişli'de, 2016 yılında Aynur Kanbur'un silahla öldürülmesine ilişkin tutuklu 3 sanığın yargılanmasına başlandı. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.

Şişli'de, 2016 yılında Aynur Kanbur'un silahla öldürülmesine ilişkin tutuklu 3 sanığın yargılanmasına başlandı.

İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya tutuklu sanıklar Bülent Gündüz, Fazlı Kar ve Serdar Kar getirildi. Aynur Kanbur'un ablası müşteki Dilek Yıkmış ve taraf avukatları da salonda hazır bulundu.

Tutuklu sanık Bülent Gündüz savunmasında, o dönemler Kanbur'un neden dans mesleğini yaptığı düşündüğünü ve Kanbur ailesinin saygın bir aile olduğunu, bu nedenle neden bu işi yaptığının hesabını sormak istediğini söyledi.

Kanbur ile bu konuda konuştuğunu ama kendisine tepki gösterdiğini anlatan Gündüz, "Onu takip ederek evini öğrenmiştim. Sonra o gün işe giderken aklıma geldi. Gidip konuşmak istedim. Evine gittim, balkonda olduğunu gördüm. Zile bastım 'Kim o?' dedi. 'Paketiniz var' dedim kapıyı açtı, içeri geçtim. Beni gördü, tekrar konuşmak istediğimi söyledim. 'Mesleğini bıraktığını söylüyorsun ama bu işi yaptığını biliyor herkes, gizli gizli oralara gidiyorsun biliyorum' dedim. O da bana tepki gösterdi, küfür ve hakaret edince belimdeki silahı çekip ateş ettim. Olay böyle oldu. Kimse beni azmettirmedi. Aynur ile daha önce bir kere sahilde karşılaşmıştım. O zaman da konuşmak için gitmiştim. Mesleğini bıraktığını söylemişti ama o işi yaptığı biliniyordu." ifadelerini kullandı.

Tutuklu sanık Serdar Kar da neden burada olduğunu bilmediğini, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini, böyle bir konunun içinde olmasının söz konusu olmadığını savundu.

Kar, "Olayın olduğu gün telefonumun kapalı olduğu söyleniyor. O dönem semtimizde baz istasyonu kaldırıldığı için HTS kayıtlarına bakılırsa bütün bilgilerimiz dosyaya girmiştir." dedi.

Kanbur ile ailesini tanımadığını, ailesinden biriyle görüşme ve telefonlaşma durumlarının olmadığını kaydeden Kar, tahliyesini ve beraatini talep etti.

Sanık Fazlı Kar ise üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini söyleyerek, "Olayla hiçbir bağlantım yoktur. Aynur ile miras çekişmemiz yoktur. Sanık Bülent'i azmettirme durumum yoktur. Bülent ile ara sıra telefonla görüşürüz. Olay günü nerede olduğumu hatırlamıyorum. Ümraniye ve Sarıyer taraflarında iş yerlerimiz var. O gün HTS kaydında Ümraniye ve Etiler tarafında görünüyorum. Akşam da evimde olduğum HTS kayıtlarında görünüyor. Aynur Kanbur'u hayatımda hiç görmedim, karşılaşmadım, telefonla da bir iletişimim olmadı." şeklinde savunma yaptı.

Sanık Bülent Gündüz ile olayın yaşandığı dönemlerde telefon görüşmelerinin olduğunu ama ne kadar sıklıkla olduğunu ve süresini hatırlamadığını öne süren Kar, tahliyesini ve beraatini istedi.

Kanbur'un ablası müşteki Dilek Yıkmış, kardeşinin kötü yola düşmediğini, dans kursuna giderek eğitmenlik yaptığını anlattı.

Kardeşinin her şeyini kendisine anlattığını belirten Yıkmış, "Aynur Kanbur, bir gün beni aradı, Fazlı Kar'ın evine geldiğini söyledi. Ben de 'Telefonu ona ver' dedim, Fazlı Kar dediği kişiyle görüştüm. Ama telefonda benimle isteksiz konuştuğunu hissettim. Ben de Aynur'a neden eve aldığını sordum, o da 'İyi biri gibi görünüyor' dedi. Aynur'a 'Kime benziyor gelen kişi?' dedim. Aynur da 'Babama benziyor' dedi. Ama Fazlı Kar babama benzemiyordu. Aynur'a 'Eve gelen kişiyle 'Ne konuştun?' dedim. O da eve gelen Fazlı Kar'ın belindeki silahı göstererek 'Bu aileden birine gıcık oluyorum onu bitiricem, bizim yüzlerce adamımız var' dediğini söyledi. Aynur'un evine gelerek kendini Fazlı Kar olarak tanıtan kişinin Yüksel Kar (firari sanık) olduğunu biliyorum." diye konuştu.

Kanbur'un olay günü spordan çıkıp eve geldiğini anlatan Yıkmış, "Sanık, balkonda gördüğünü söylüyor ama yalandır. Kapı çaldı 'Kargocuyum' dedi. Kardeşim kapıyı açtı, kötü bir şey olmadığını düşündü, 3 el silah sesi duyuldu. Geldiğimde ölmüştü. Kardeşim kapının ağzında değildi, içeri kaçmış, ayakları su içindeydi. İçeride kardeşimin üzerine 8 kurşun sıkmış. Kardeşimin kafasından çıkan kurşunu polislere götürüp verdim. Kardeşimden ne istediniz, size ne yaptı?" ifadelerini kullandı.

Yıkmış, sanıkların aile yakını olan B.K'nin 3 tutuklu sanığı doldurarak yönlendirdiğini, bu nedenle B.K'den şikayetçi olduğunu belirterek, "Bunlar benim kardeşimin ölüsünü 'dansöz' diye haysiyetsizleştirdiler. İşe giderken eve uğradığını söylüyor ama her gün işe silahla mı gider. Masum bir insanı paramparça yaparak öldürdünüz." dedi.

Müşteki avukatı Funda Sadıkahmet Bayır, Aynur Kanbur'un kızı müşteki Dilara Güngör'ün sanıklarla yüz yüze gelmemek için duruşmaya katılmak istemediğini bu nedenle celse arasında ifadesinin alınmasını talep etti.

Mahkeme heyeti, sanıklar Bülent Gündüz, Fazlı Kar, Serdar Kar'ın tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.

Heyet, ayrıca müşteki Dilara Güngör'ün duruşma salonuna gelmese dahi başka bir noktadan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla ifadesinin alınmasına karar vererek duruşmayı erteledi.

Duruşma sonrası gerginlik yaşandı

Duruşmanın ardından müşteki Dilek Yıkmış, tutuklu sanıklara tepki göstermesi üzerine üye hakimin talimatıyla sanıklar jandarma ekiplerince salondan çıkarıldı.

Duruşma salonunun dışında ise Yıkmış ve yakınları sanık avukatlarına tepki gösterdi. Müşteki yakınlarından birinin sanık avukatının üzerine yürümesi nedeniyle polis ekipleri araya girerek tarafları uzaklaştırdı.

İddianame

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Faili Meçhul Suçlar Soruşturma Bürosunca, 24 Mart 2016'da Fulya Mahallesi Nar Çiçeği Sokak'ta Aynur Kanbur'un (49) silahla vurularak hayatını kaybetmesine ilişkin hazırlanan iddianamede, şüpheli Bülent Gündüz'ün olay günü Mecidiyeköy Metrobüs Durağı'ndan çıkarak olay yerine geldiği, olay günü saat 19.01'de Avcılar Metrobüs Durağı'ndan bindiği, bir süre sonra telefonla oynamaya başladığı, saat 19.40'ta telefonun arkasını açıp, muhtemelen sim kartını çıkardığı ve telefonunu kapattığı, saat 19.47'de Mecidiyeköy Metrobüs Durağı'nda indiğinin belirlendiği aktarılıyor.

Şüphelinin Facebook'ta 1 Mayıs 2018, 26 Kasım 2018 ve 18 Kasım 2019'da, Instagram'da ise "fatih_rizeli_53" isimli hesabında paylaşılan fotoğraflarında görülen poların, meçhul zanlının olay günü giydiği mavi-lacivert renkli, kapüşonlu ve içi açık yeşil polarla aynı olduğu, fotoğraflardaki kişinin kulak, yüz ve burun yapısının şüphelinin eşkaliyle uyumlu olduğu iddianamede belirtiliyor.

Gündüz'ün olayı nasıl gerçekleştirdiğine ilişkin ifadesine de yer verilen iddianamede, olayın şüphelileri Bülent Gündüz, Fazlı Kar, Serdar Kar ve Yüksel Kar'a ait HTS kayıtları incelendiğinde, Gündüz'ün olaydan sonraki gün telefonunun kapalı olduğu ve şüpheli Serdar Kar'dan 2 mesaj aldığı, aynı zamanda zanlının Fazlı ve Serdar Kar'la irtibatının olduğu kaydediliyor.

Şüpheli Fazlı Kar'ın ise cinayeti gerçekleştiren Gündüz'le görüşmelerinin olduğu, Serdar Kar'ın ise olaydan hemen önce en son görüşmesini gerçekleştirdiği, ertesi gün saat 10.13'e kadar herhangi bir görüşmesinin bulunmadığının aktarıldığı iddianamede, hattının bu sürede kapalı olduğu, ertesi gün Gündüz'e 2 kez mesaj atıldığı ifade ediliyor.

İddianamede, Yüksel Kar'ın olaydan 3 gün önce ABD'ye çıkış yaptığı, öldürme olayından hemen önce telefonunu kapattığı, ertesi gün öğleye kadar herhangi bir görüşmesinin olmadığı ve olay sonrası yoğun GPRS kullandığı bilgisine yer veriliyor.

Şüpheliler Bülent Gündüz, Fazlı Kar, Serdar Kar ve Yüksel Kar hakkında "tasarlayarak öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilen iddianamede, Gündüz'ün ayrıca "ruhsatsız silah bulundurma" suçundan 2 yıldan 4 yıla kadar hapsi de isteniyor.

Kaynak: AA
Haberler.com
2000

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.