Roj Tv Mektubundan 53 Belediye Başkanına Mahkumiyet
Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, DTP'li 53 Belediye Başkanını Danimarka Başbakanı Rasmussen'e Roj Tv'yi Kapatmamaları Yönünde Gönderdiği Mektup Nedeniyle Mahkumiyet Verdi.
Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, DTP'li 53 belediye başkanını Danimarka Başbakanı Rasmussen'e Roj TV'yi kapatmamaları yönünde gönderdiği mektup nedeniyle mahkumiyet verdi.
İki yıldan bu yana süren ve kamuoyunda "Roj TV davası" olarak bilinen belediye başkanları hakkındaki dava dün çok sayıda yerli ve yabancı gözlemcinin katıldığı bir duruşmada sonuçlandı. Duruşmaya DTP'li belediye başkanlarının tümüne yakını katıldı.
53 DTP'li belediye başkanı adına ortak savunmayı yapan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, her şeyden önce, 50'yi aşkın belediye başkanının yazdıklarının bir mektuptan dolayı hapis cezası ve siyasal ve kamu haklarından mahrumiyet talebiyle yargılanmasının Türkiye demokrasisinin geleceğine gölge düşürür mahiyette olduğunu savundu.
Mektubun 405 sözcüğünün tümüne sahip çıktıklarını ve içeriğini yinelediklerini belirten Baydemir, "Mektubun içeriği incelendiğinde, demokratik yaşamın tesisi için ifade ve basın özgürlüğüne, aynı zamanda, muhalif de olsa farklı seslere tahammül etme olgunluğuna, çağdaş dünyanın olmazsa olmazlarından olan kültürel hakların genişletilmesine işaret ettiğimiz görülecektir. Böyle bir mektubun, fikir beyanının, yargılamaya konu olması bir yönüyle trajikomik, diğer yönüyle anlaşılmazdır" dedi.
-İDDİANAME HUKUK METNİ OLMAKTAN UZAK-
İddianamenin bir hukuk metni olmaktan uzak olduğu ve dönemin gergin siyasal atmosferi içinde hazırlandığını iddia eden Baydemir, iddia makamının iddianamede mektubun içeriğinde suç teşkil eden herhangi bir hususun olmadığını kabul ettiğini söylerdi. Baydemir, trajikomik yargılamanın, Kürt sorununa anti-demokratik yaklaşımın yansımalarından bir tanesi olduğunu savundu. Baydemir, "Yazdığımız bir mektuptan yargılandığımız, ifade özgürlüğünün bu kadar zapturapt altına alındığı, konuşmanın, tartışmanın, diyalogun bu kadar kısıtlandığı bir ortamda, Kürt sorunu nasıl çözülecek? Halkın seçtiği belediye başkanlarını, halkın taleplerini ifade etmelerinden dolayı hapis cezası, siyasal ve kamu haklarından mahrumiyet talebiyle yargılamak, Kürt sorununda diyalog ve barışçıl çözüm olanaklarını ortadan kaldırmamız, toplumu şiddeti ve çözümsüzlüğe itmez mi?" diye sordu.
Osman Baydemir, iddianamede mektubun her ne kadar suç unsuru taşımıyor olsa da Başbakanın ve hükümetin ilgili bakanlıklarının Roj TV'nin kapatılması konusunda girişim başlattıkları, belediye başkanlarının bu mektubu göndermekle Başbakana tezat duruma düştükleri ve hadlerini aştıkları beyan edildiğine dikkat çekti.
Devlet ve hükümet yetkililerinin 2000-2005 yılları arasında kısmi de olsa önemli reformlar gerçekleştirdiğini hatırlatan Baydemir, 2005-2007 yılları arasında reformlarda ciddi bir gerileme yaşandığını, bu davanın da bu gerilemenin başka bir ifadesi olarak nitelendirdi.
Baydemir son sözünde "Takdir mahkemenindir. Karar ne olursa olsun haklı olduğumuza inanıyoruz" dedi.
-TANRIKULU SAVUNDU-
Duruşmaya katılan belediye başkanları da savunmaya katıldığını belirtirken, avukatlardan Sezgin Tanrıkulu, Roj TV'nin Med TV ve Medya TV'nin devamı olduğunu ortaya koyan "izlenim" dışında hukuki bir kanıt olup olmadığını sordu.
İnternet haberleri dışında Roj TV yöneticilerinin örgüt yöneticisi olduğunu gösteren bir kanıt da olmadığını belirten Tanrıkulu, haberlerin niteliği veya programlara katılanların sözleri şiddete çağrı içermedikçe yorum-görüşlerin hangi kayıtla yayın kuruluşunu yasa dışı yapacağını sordu. Roj TV'nin Türkiye'nin diplomatik ilişki içinde bulunduğu aynı biçimde üye olduğu Avrupa Konseyi, AGİT ve NATO üyesi olan bir ülkeden lisans aldığını ve aynı üyeliklere sahip başka bir ülkeden yayın yapan bir kuruluş olduğuna işaret eden Tanrıkulu, "Roj TV tüzel kişiliği veya yöneticileri aleyhine bu devletlerden birinin yargı yeri olarak tanımlanmış bir mercisi tarafından verilmiş ve kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı var mıdır? Aynı şekilde Türkiye'de böyle bir yargı kararı var mıdır?" diye sordu.
-53 BELEDİYE BAŞKANINA CEZA-
Daha sonra mahkeme başkanı tek tek belediye başkanlarından son sözlerini sordu..
Mahkeme duruşmaya bir süre ara verdikten sonra 53 belediye başkanına Türk Ceza Kanunu'nun suç ve suçluyu övme fiilini düzenleyen 215. maddesine göre ceza verdi. 53 belediye başkanına 215. maddeden 2 ay 15'er gün hapis cezası veren mahkeme daha sonra bu cezayı her bir başkan için 1875'er YTL para cezasına çevirdi. Bu cezayı ertelemeyen mahkeme üç belediye başkanı için ise Danimarka Başbakanı Rasmussen'e mektup göndermeden haberleri olmadığını belirterek beraat verdi.
-DURUŞMAYA GENİŞ KATILIM-
Duruşmayı, DTP Eş Genel Başkanı Emine Ayna, DTP milletvekilleri Gülten Kışanak ve Ayla Akat Ata, Almanya'nın Avrupa Parlamentosu üyesi Feleknas Uca, Danimarka'nın Avrupa Parlamentosu üyesi Soren Sondergaard, Danimarka Büyükelçi Müsteşarı Soren Jacobsen, Danimarka Kopenhag Belediye Meclis Üyeleri Serdar Benli, Lars Rasmussen, Helsinki Komitesi'nden Mikael Lyngbo, İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün Avrupa ve Asya Masası'ndan Emma Sinclair-Webb, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nden Erol Önderoğlu, Türk Pen Yazarlar örgütünden Ragıp Zarakolu ile çok sayıda sendika, sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve yöneticisi izledi.(ANKA)
(EYL/ZG)











