Yarım asırlık torna ustası, Parkinson'a rağmen kuşak dayanışmasıyla mesleğini sürdürüyor

Zonguldak'ta 76 yaşındaki Yüksel Aydın, Parkinson hastalığına rağmen oğlu ve torunuyla aynı atölyede çalışarak 55 yıldır torna ustalığı yapıyor ve mesleğini üç kuşaktır yaşatıyor.
Zonguldak'ta yaklaşık 55 yıldır torna ustalığı yapan 76 yaşındaki Yüksel Aydın, Parkinson hastalığına rağmen oğlu ve torunuyla aynı atölyede çalışarak mesleğini yaşatıyor.
Kentte 1966 yılında Türkiye Taşkömürü Kurumunun teknik eleman yetiştirmek amacıyla açtığı Çıraklık Eğitim Merkezi'nde eğitim alan Aydın, daha sonra TTK Merkez Atölyesi'nde tornacı olarak işbaşı yaptı.
Mesleğini kendi iş yerinde sürdürme hayali kuran Aydın, yaklaşık 7 yıl kurum bünyesinde çalıştıktan sonra görevinden ayrılarak kent merkezinde atölyesini açtı.
Yıllardır sanayi sektörüne üretim ve tamirat yapan Aydın, vinç, vagon, çekici ve ağır iş makinelerinin bakım, onarım ve üretimini gerçekleştiriyor. Kullanılmayan araç parçalarını değerlendirerek kendi imkanlarıyla ağır iş makineleri de üreten Aydın, geliştirdiği sistemlerle mesleğini ileri taşımayı sürdürüyor.
Kentte "tornacıların piri" olarak tanınan Aydın, yıllar içinde edindiği bilgi ve tecrübeyi oğlu ve torununa aktararak mesleğini üç kuşaktır devam ettiriyor.
Parkinson hastalığına rağmen her gün atölyesinin yolunu tutan 76 yaşındaki Aydın, çalışma azmiyle çevresindekilere örnek oluyor.
"Bir heves işte, sevgi, aşk"
Aydın, AA muhabirine, ilkokul çağlarında demire ilgi duymaya başladığını söyledi.
Çocukken yağ fıçılarından soba yaptığını anlatan Aydın, "Zonguldak'a il dışından gelenler o sobalardan alıyorlardı. Evlerinde yakıyorlardı. Yağ fıçılarından odun, kömür sobası yapardım, onları satardım. Demire karşı sevgim böyle doğdu." dedi.
İlkokul öğretmeninin kendisine "Sen sanatkar olacaksın." dediğini aktaran Aydın, bu sözün hafızasında yer ettiğini dile getirdi.
Mesleğini büyük bir sevgiyle yaptığına değinen Aydın, "Bir heves işte, sevgi, aşk. Bu işi kurarken 'Bir spiral taşım, bir mengenem, kaynak makinem olsun, başka hiçbir şey istemem.' dedim. Aynı tornanın imalatını kendi imkanlarımla kendim yaptım. Onu daha büyüttüm, yenisini aldım, teknolojiye uygun olanını. Bu şekilde yürüttük." diye konuştu.
Bir süre önce kendisine Parkinson teşhisi konulduğunu aktaran Aydın, hastalığını çalışarak yenmeye gayret ettiğini söyledi.
"Çırak yetişmiyorsa, sanatkar yetiştiremezsin"
Aydın, günümüzde çırak yetiştirmekte güçlük çektiklerini dile getirerek, şöyle devam etti:
"Artık eskisi gibi fakirlik yok, zenginlik var. Biz eskiden ayağımıza lastik giyemezdik fakirlikten. Şimdi para var, her şey var, çocuk zahmet görmüyor. Bir ülkenin kalkınması için çırak şart. Çırak yetişmiyorsa, sanatkar yetiştiremezsin. Sanatkar olmadığı sürece bir ülke asla kalkınamaz."
Mesleğini uzun yıllardır sürdürmesinin nedeninin işine duyduğu "aşk" olduğunu vurgulayan Aydın, oğlu ve torunuyla metal üzerine her türlü işi yaptıklarını kaydetti.
Aydın, "Metal üzerine her türlü şeyle uğraşıyoruz. Elimizden kaçmaz, yaparız, onu başarırız. Yeniyi herkes yapar ama iş, eskiyi tamir etmekte. Zor bir iştir aslında arızayı bulmak, tamir etmek, yerleştirmek ama biz olmayan parçaları temin ediyoruz, yapıyoruz. Aynı kaliteyi daha üstünde yapabiliyoruz yani." ifadelerini kullandı.
"Oğlumuza aşılayabilirsek ne mutlu bize"
Yüksel Aydın'ın oğlu 51 yaşındaki Hasan Aydın da çocukluk yıllarının sanayide, babasının yanında geçtiğini, mesleği severek yaptıklarını ve aynı şekilde oğlunu da mesleğe kazandırdıklarını söyledi.
Aydın, "Bu işi sevmesek yapamayız. Biz de bunu oğlumuza aşılayabilirsek ne mutlu bize. O da bir başkasına aşılayabilirse artık kendi tercihi. Biz gerekeni yapıyoruz." dedi.
21 yaşındaki Torun Ali Recep Aydın, mesleği dedesi ve babasından öğrenmenin kendisi için büyük şans olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:
"Çok güzel bir duygu, herkese nasip olmaz. Bir de bu işi en iyilerinden öğrenince daha da iyi oluyor. Dedem ve babam işin en iyi ustası. İnşallah ben de onları geçeceğim. Onlardan daha da iyi olacağım. Hedefimiz bu yönde."













