Hattat Necmeddin Okyay, vefatının 50. yılında İstanbul'da anıldı

Hattat Necmeddin Okyay, vefatının 50. yılında İstanbul'da anıldı
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Ebru sanatçısı ve kültürel mirasın taşıyıcısı Necmeddin Okyay, vefatının 50. yılında İstanbul'da düzenlenen bir programla anıldı. Etkinlik, kabrinin ziyaretinin ardından panel ile devam etti ve Okyay'ın sanatı üzerine çok sayıda anekdot paylaşıldı.

Hattat, ebru sanatçısı, neyzen, gül yetiştiricisi, kemankeş ve mücellid olarak bilinen Necmeddin Okyay, vefatının 50. yılında İstanbul'da anıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığının himayelerinde Geleneksel Sanatlar Derneği tarafından düzenlenen program, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde gerçekleşti.

"Vefatının 50. Yılında Necmeddin Okyay'a Vefa Programı" adı altında düzenlenen etkinlik, Okyay'ın Karacaahmet Mezarlığı'ndaki kabrinin ziyaret edilmesiyle başladı.

Etkinlik kapsamında Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kültür Merkezi'nde panel düzenlendi. Program açılışında konuşan Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürü Selim Terzi, "Necmeddin Okyay büyüğümüzle, hocamızla alakalı bilgileri almak, onunla ilgili birinci ağızdan çok güzel anekdotlar dinlemek gerçekten çok kıymetli." dedi.

Açılışta konuşan Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Safa Üstün, "1981 senesinde bu fakülteye okumak için geldiğimde hoca Hakk'ın rahmetine kavuşmuştu. Vefatının üzerinden de 5-6 sene geçmişti. Ama bulunduğum muhitlerde hocanın kokusu hep hissediliyordu. Son derece canlı, taptazeydi ve hala da baki." ifadelerini kullandı.

Geleneksel Sanatlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akcan, dernek olarak amaçlarının kültürel mirasın taşıyıcısı olan isimleri günümüzde görünür kılmak olduğunu dile getirerek, "25 yılı aşkın bir süredir ulusal ve uluslararası alanda pek çok başarılı faaliyet gerçekleştirdik. 50'nin üzerinde yayını bu camiaya kazandırdık. Çokça takdir aldık. Bu takdirleri biz dernek olarak alıyor olsak da çalışmaların vizyonunu ortaya koyanlar hocalarımızdır." görüşlerini paylaştı.

Prof. Dr. Uğur Derman, Okyay'a dair hatıralarını paylaştı

Program, Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Sami Kanbaş'ın moderatörlüğünde Prof. Dr. Uğur Derman ve Beşir Ayvazoğlu'nun konuşmaları ile devam etti. Sanatçının öğrencisi olan Derman, hat ve ebru sanatı başta olmak üzere klasik sanatlardaki eğitim sürecini ve Okyay ile olan hatıralarını dinleyicilerle paylaştı.

Okyay'ın öğrencisi olmak için süt dayısını zorladığını ifade eden Derman, o günleri şu sözlerle anlattı:

"Dayım ile evine gittik. Hoca bana ders vermeyi kabul edince dayım 'Dersi kaça olacak?' diye sordu. Hocanın yüzü düştü, 'Biz parayla öğrenmedik ki parayla öğretelim. Böyle şeylerin sözü olmaz.' dedi, konuyu kapattı. Derse giderken yaşlı insanlar, hoşlarına gider diye yanımda badem ezmesi götürdüm. Bu güler yüzlü adamın bir anda yüzü değişti ve 'Sizi böyle şeyler getirmekten men ederim. Çünkü öğretim hasbi olmaktan çıkar, menfaat karşılığı olur.' dedi."

Okyay'ın fotoğrafları üzerinden hayatına dair bilgileri dinleyicilerle paylaşan Derman, "Hoca önceleri Ethem Efendi'den ders almaktaymış. Hoca vefat edince Üsküdarlı ressam Hoca Ali Rıza Bey'e gidip ebrularını göstermiş. Ali Rıza Bey, hocanın ebrularını incelemiş. Onun çok beğendiklerini beğenmemiş, beğenmediklerini ise takdir etmiş. Hoca, 'Ebru sanatında renk zevkini böyle öğrendim.' derdi." ifadelerini kullandı.

Okyay'ın kendi geliştirdiği çiçekli ebru tekniği ile yaptığı eserleri ile ilgili de konuşan Derman, "Kendisi, Medresetü'l-Hattatin diye 1915'te açılmış bir mektepte hocalık yapıyor. Bir gün biri gelmiş demiş ki, 'Çiçekli ebru istiyorum.' Hoca, olmayacağını söylemişse de adam ısrar etmiş ve 'Siz hoca değil misiniz? Uğraşın yapın.' demiş. Böylece eve gelmiş ve lale ebrusunu geliştirmiş." dedi.

"Kendi gök kubbemiz altında bir kuyruklu yıldız"

Programda konuşan şair ve yazar Beşir Ayvazoğlu, Okyay'ı "Kendi gök kubbemiz altında bir kuyruklu yıldız" olarak tanımlayarak, "Necmeddin Efendi olmasaydı, Hoca Ali Rıza olmasaydı, Neyzen Emin Efendi olmasaydı, Süheyl Bey olmasaydı, İbnülemin Mahmut Kemal İnal olmasaydı, Cumhuriyet'in o güç dönemlerinde o ağır malzemeyi toplayan Nuri Arlasez olmasaydı ne olurdu? Onların verdiği mücadelenin aslında çok daha önemli bir mücadele olduğu kanaatindeyim." şeklinde konuştu.

"Geleneğin Direnişi" kitabında da bundan bahsettiğini vurgulayan Ayvazoğlu, "Onları, kavga etmeden, tamamen gözden çıkarılmış bir kültürün bütünüyle yok olmasını önlemek için adeta yangından mal kaçırırcasına, bir kültürü alıp bugüne taşımayı başaran bir nesil olarak görüyorum. Necmeddin Efendi bunlardan biri ve en önemlisidir." ifadelerini kullandı.

Panelin ardından Gümüş Lale Ödül Töreni gerçekleşti. 2006 yılından itibaren Geleneksel Sanatlar Derneği tarafından geleneksel sanatlar alanındaki isimlere verilen ödülün 2026'daki sahibi, Prof. Dr. Uğur Derman oldu.

Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.