İzmir Avukat Hareketi'nden Kızılay Başkanına suç duyurusu

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

İzmir Avukat Hareketi, Türk Kızılay Kayseri Şube Başkanı Cafer Beydilli'nin kadınları hedef alan sosyal medya paylaşımları nedeniyle ayrımcılık ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçlarından İzmir Adliyesi'nde suç duyurusunda bulundu.

(İZMİR) - İzmir Avukat Hareketi, Türk Kızılay Kayseri Şube Başkanı Cafer Beydilli'nin sosyal medya paylaşımlarında yer alan ifadelerin "ayrımcılık" ve "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlarını oluşturduğu gerekçesiyle İzmir Adliyesi'nde suç duyurusunda bulundu. Avukatlar, açıklamaların kadın haklarını ve laik hukuk düzenini hedef aldığını savundu.

İzmir Avukat Hareketi üyeleri, Türk Kızılay Kayseri Şube Başkanı Cafer Beydilli'nin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar nedeniyle İzmir Adliyesi'nde suç duyurusunda bulundu. Suç duyurusunun ardından adliye önünde basın açıklaması yapıldı.

Açıklama öncesinde konuşan Avukat Volkan Gültekin, Beydilli'nin sosyal medya paylaşımının kamuoyunda tepki çektiğini ve daha sonra kaldırıldığını belirtti.

Gültekin, paylaşımın Türk Ceza Kanunu'nun 122. maddesinde düzenlenen "nefret ve ayrımcılık" ile 216. maddesinde yer alan "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçları kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

CAFER BEYDİLLİ'YE AVUKATLARDAN TEPKİ

Avukat Gültekin, "Bu sosyal medya hesabından paylaşılan videosunun kamuoyunda infial yaratması ve basında hemen haberleştirilmesi üzerine, sanırım 6 saat kadar sosyal medyada dolaşımda kaldı. Kastını aştığını, böyle bir amacının olmadığını belirten, özür diler şekilde paylaşımını geri çekmiştir. Ancak yaptığı paylaşımlar Türk Ceza Kanunu'nun 122. maddesi kapsamında ayrımcılık suçudur. 216. maddesi kapsamında ise halkı kin ve düşmanlığa teşvik suçudur. Bu nedenle şikayette bulunduk. Daha bir suç duyurusu olmamakla beraber aslında şunu beklerdik biz kamu otoritesinden, savcılıktan, bunu bir ihbar olarak kabul edip yayına direkt soruşturma başlatmalarını beklerdik. ve biz bu ülkenin kadınlarına, çocuklarına, topluma karşı sorumluluğu olan hukukçular olarak bu suç duyurusunu yapmayı kendimize ödev bildik. Kadın haklarının geliştirilmesine yönelik sözleşmeler dururken, İstanbul Sözleşmesi'nden ülkemizin çekilmesi tartışılırken biz hukukçular olarak bunların bunlara yol açacağını işaret etmiştik. ve görünen noktada bunun daha başlangıç olduğunu görüyoruz. Bir kamuoyu yaratılmaya çalışılıyor. Yarın bu günleri de aratacaklar. Bunun için bizim gibi hukukçuların zinde olması gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Avukat Mürvet Elif Denizli de Kızılay Kayseri Şube Başkanı tarafından kamuya açık şekilde paylaşılan ve kadınların çalışma yaşamındaki varlığını hedef alan ifadelerin, yalnızca bireysel bir görüş açıklaması değil, kadınların kamusal alandaki varlığını tartışmalı hale getiren, kadın emeğini değersizleştiren ve kadınları toplumsal yaşamdan dışlamayı amaçlayan sistematik bir zihniyetin dışa vurumu olduğunu söyledi.

TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİNE VURGU

Denizli, şunları kaydetti:

"Bu anlayış, kadınların yüzyıllardır yürüttüğü eşitlik mücadelesine, ekonomik bağımsızlığına ve yaşam hakkına yönelmiş politik bir saldırıdır. Kadınların erkeklerle aynı çalışma ortamında bulunmasını ahlaki sorun olarak gösteren yaklaşım, kadınları kamusal yaşam içerisinde özne olarak değil, denetlenmesi gereken varlıklar olarak gösteren ataerkil düzenin açık ifadesidir. Kadınların çalışma hakkı bir lütuf değil, anayasal bir haktır. Kadınların kamusal yaşamdan çekilmesini telkin eden hiçbir nefret söylemi ifade özgürlüğü adı altında meşrulaştırılamaz. Çünkü bu söylemler toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yeniden üretmekte, kadınlara yönelik ayrımcılığı, dışlamayı ve şiddeti beslemektedir."

Türkiye'de kadınlar her gün erkek şiddetiyle, güvensizlikle, ayrımcılıkla ve yaşam hakkı ihlalleriyle mücadele ederken, kamusal konum sahibi kişilerin kadınları hedef gösteren açıklamaları toplumsal tehlikeyi daha da büyütmektedir. Özellikle 'Kanunlar şeriat olsun.' şeklindeki ifadeler, laik hukuk düzenini, kadınların eşit yurttaşlık statüsünü ve anayasal haklarını hedef alan gerici bir anlayışın yansımasıdır. Kadınların medeni haklarını, çalışma özgürlüğünü ve toplumsal yaşam içerisindeki varlığını dini referanslarla sınırlandırmaya çalışan hiçbir yaklaşımı kabul etmiyoruz.

"KADINLAR EŞİT YURTTAŞTIR"

Kadınların çalışmasını, üretmesini, kamusal yaşamda görünür olmasını hedef alan her söylem yalnızca kadınlara değil, anayasal eşitlik ilkesine ve demokratik toplum düzenine yönelmiş bir saldırıdır. Bu nedenle bugün gerçekleştirdiğimiz suç duyurusu yalnızca tek bir video paylaşımına karşı yapılmış hukuki bir başvuru değildir. Bu başvuru, kadınları eve kapatmaya çalışan karanlık zihniyete karşı eşitlikten, laiklikten ve özgür yaşam hakkından yana kurulan hukuki ve toplumsal bir itirazdır. Kadınların hayatları, hakları ve özgürlükleri hiçbir ideolojinin tartışma konusu değildir. Kadınlar eşit yurttaştır. ve hiçbir erkek egemen söylem kadınları hayatın dışına itmeyi başaramayacaktır."

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunulan dilekçede, Cafer Beydilli'nin X hesabından yaptığı paylaşımlarda kadınların çalışma yaşamına ilişkin ayrımcı ifadeler kullandığı iddia edildi. Dilekçede yer alan "Evde kalsın kızlar", "Her kuruma bayan serpiştirdiler", "Günde sekiz saat aynı odada namahrem erkekler" ve "Kanunlar şeriat olsun" ifadelerinin toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılığı teşvik ettiği öne sürüldü.

Başvuruda, Türk Ceza Kanunu'nun 122'nci ve 216'ncı maddeleri kapsamında soruşturma yürütülmesi ve gerekli görülmesi halinde kamu davası açılması talep edildi.

Kaynak: ANKA
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.