Adli Yıl Açılışında Adalet ve Terörsüz Türkiye Vurgusu
İstanbul'da adli yıl açılış programında konuşan AK Parti yetkilileri, 'Terörsüz Türkiye' yasası ve yeni anayasa hedeflerini vurgularken, baro başkanı savunma hakkının güçlendirilmesi ve Gazze'deki soykırıma karşı uluslararası hukuk mekanizmalarının kurulması gerektiğini belirtti.
İstanbul 2 Nolu Barosunun ev sahipliğinde İstanbul Üniversitesi'nde adli yıl açılış programı düzenlendi.
TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in katılımıyla Cemil Bilsel Konferans Salonu'nda gerçekleştirilen programın açılışında, adaletin insan onurunu koruyan, hakkı sahibine teslim eden ve toplumsal huzuru ayakta tutan en temel değer olduğunu dile getirdi.
Hukuk devletinin ise adaleti bir temenni olmaktan çıkarıp kurallar, kurumlar ve güvenceler eliyle hayata geçiren sistemin adı olduğunu belirten Yüksel, bu nedenle adaletin tecellisinin yalnızca yargı teşkilatının değil, yasama ve yürütme organlarının, hukuk kurumlarının ve toplumun tamamının ortak sorumluluğu olduğunu ancak bu sorumluluğun yargı alanındaki en önemli güvencelerinden birinin hiç şüphesiz savunma hakkı olduğunu söyledi.
Yüksel, komisyon olarak hukukun üstünlüğünü güçlendiren, hak ve özgürlükleri koruyan, adalete erişimi kolaylaştıran düzenlemeler üzerinde çalıştıklarını ve bu çalışmalarda yargı mensuplarının, baroların, akademisyenlerin ve avukatların görüşlerine büyük önem verdiklerini ifade ederek, "Cumhurbaşkanı'mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı'nı 'Adaletin Yüzyılı' yapma hedefi doğrultusunda milletimizin adalete duyduğu güveni ve hukuk devletimizin standartlarını daha da güçlendirmeyi amaçlıyoruz." dedi.
"Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında hazırlanan Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un TBMM Genel Kurulu'nda 467 milletvekilinin kabul oyuyla yasalaştığını hatırlatan Yüksel, şöyle devam etti:
"Bu kanun, milletimizin kanayan yarasını hukukun şifalı eliyle sarma iradesinin somut bir tezahürü olmuştur. Bu kanunun ruhunda büyük mücadelelerde aynı safta duran ve Türkiye'yi oluşturan Türk'ün, Kürt'ün, Arap'ın, Laz'ın, Çerkes'in, Abhaz'ın kardeşliği vardır. Bu ruh, ortak tarihimizin, temennimizin ve geleceğimizin hukuk diliyle yeniden tahkim edilmesidir. Ortaya konulan hukuki çerçeve bir af düzenlemesi, kişiye özgü düzenleme değildir. Geçici ve müstakil niteliktedir. Terör örgütünün fiili varlığına son vermesini ve silahların kesin biçimde bırakılmasını esas alan, sınırları belirli bir devlet ve millet politikasıdır. Hedefimiz, hiçbir evladımızın terör sebebiyle hayatını kaybetmediği, annelerin gözyaşı dökmediği, kardeşliğini güçlendirmiş ve enerjisini kalkınmaya yöneltmiş bir Türkiye'dir."
Yüksel, adalet arayışlarının yalnızca ülkenin sınırlarıyla kısıtlı olmadığını belirterek, "Nerede bir insanlık suçu ve sistematik zulüm varsa hukukçuların sessiz kalmaması gerektiğine inanıyoruz. Gazze'de çocukların, kadınların ve sivillerin hedef alındığı soykırım karşısında susmak yalnızca vicdani değil, hukuki sorumluluğu da terk etmektir. İstanbul 2 Nolu Baro'muz ile birlikte yürüttüğümüz Uluslararası Ceza Mahkemesine başvuru süreci, bu sorumluluk anlayışımızın somut bir göstergesidir." diye konuştu.
"İnsanlığın huzuruna yepyeni bir nizam-ı alemi hep beraber getirmemiz gerekiyor"
AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu da adaletin sadece hukuki değil, aynı zamanda en yüce değeri ortaya koyan bir kavram olduğunu söyledi.
"Terörsüz Türkiye" yasası ile önemli bir adım atıldığını belirten Akbaşoğlu, "Terörsüz Türkiye aslında filhakika zaten gerçekleşti. Bununla beraber Terörsüz Türkiye'den maksat, terörsüz bölgenin gerçekleştirilmesidir. Terörsüz bölge de inşallah akabinde ve beraberinde terörsüz dünyayı sonuçlayacaktır." dedi.
Akbaşoğlu, bu manada Türkiye'ye çok büyük bir misyon düştüğünü dile getirerek, "Tarihten, ecdadımızdan gelen nizam-ı alemi tahakkuk ettirmiş bir ecdadın mensupları, Kızılelma ufkunu yakalayan bir millet olarak, millet-devlet kaynaşmasıyla, 86 milyon insanımızın birlik ve beraberliğiyle gerçekten insanlığın huzuruna yepyeni bir nizam-ı alemi hep beraber getirmemiz gerekiyor. Çünkü insanlığın içinde bulunduğu durumun farkındayız." diye konuştu.
AK Parti İstanbul Milletvekili Şengül Karslı, adalet sisteminin etkin, güvenilir, tarafsız ve bağımsız bir yapıya kavuşması için bugüne kadar iktidar olarak devrim niteliğinde birçok adım attıklarını belirtti.
Önlerinde ülkenin yarınlarına borçlu oldukları devasa bir meselenin durduğunu söyleyen Karslı, "Türkiye'nin sırtındaki o bagajdan, darbe mahsulü olan mevcut anayasadan kurtulmanın vakti çoktan gelmiştir ve hatta geçmektedir. Bu ülkenin sivil, özgürlükçü bir anayasaya kavuşması artık bir tercih meselesi olmaktan çıkmış, çoktan tarihi bir mecburiyete dönüşmüştür. Bu zorlu ve onurlu yürüyüşte, süreçte pusulamız bellidir. Milletimizin o muazzez iradesi yegane rehberimizdir. Kapalı kapılar ardında değil, milletin gözü önünde, milletin değerleriyle örtüşen bir tarihi metni hep birlikte inşa etmek mecburiyetindeyiz." ifadesini kullandı.
"Savunma makamının güçlendirilmesi, adalete erişimin güçlendirilmesidir"
İstanbul 2 Nolu Barosu Başkanı Yasin Şamlı da adaletin devletin temeli, toplumsal barışın teminatı, insanoğlunun güvencesi, hukukun ise adalete ulaşmak için en önemli yol olduğunu belirtti.
Yargının eleştirilebileceğini, sorunlarının dile getirilebileceğini ama yargının dününün nasıl kullanıldığının da bilinmesi gerektiğini ifade eden Şamlı, "Hangi yargının sorunlarını tartışıyoruz? Darbecilere teslim olmayan, Türk milleti adına karar veren yargının sorunlarını tartışıyoruz. Artık çok ciddi bir noktaya geldik. Kanaatimce sorunların yüzde 99'unu çözdük. Bu yüzde 1'i de çözeceğiz." dedi.
Şamlı, yargının üç sacayağı olduğuna işaret ederek, "Bunlardan bir tanesi de savunmadır. Savunma makamının temsilcisi de avukatlardır. Bizim kanaatimiz şudur, savunma makamının güçlendirilmesi, esasen avukatların güçlendirilmesi ya da avukatlara para kazandırmak değildir, adalete erişimin güçlendirilmesidir, adaletin daha hızlı sağlanmasıdır. Tabii ki burada barolar, avukatlar olarak bizlere çok büyük görevler düştüğünün farkındayız." diye konuştu.
Dün Bosna'da, bugün Gazze'de yapılan soykırımların önlenemediğini belirten Şamlı, şunları söyledi:
"Birleşmiş Milletler tam da bunun için, insanlık bu tür dramları bir daha yaşamasın diye kurulmuştur. Müslüman hukukçular olarak büyük bir mesuliyetimiz olduğu kanaatindeyim. Birleşmiş Milletler işlevsiz. Uluslararası Adalet Divanının verdiği kararları görüyorsunuz, son derece çekimser. Uluslararası Ceza Mahkemesi, iki soykırımcı hakkında tutuklama kararı verdi ancak bunun da çok yetersiz olduğunu biliyoruz."
Bakan Gürlek'in İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde 37 soykırımcı hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, Başsavcılığın da yakalama kararı çıkardığını hatırlatan Şamlı, "Müslüman hukukçular, İstanbul 2 Nolu Barosu olarak şunu bütün dünyaya duyurmak istiyorum, insanlık bu dramları ve soykırımları önleyecek uluslararası hukuk normlarını ve hukuk mekanizmalarını mutlaka kuracaktır. Çünkü soykırımlar ve zulümle insanlığın devam etmesi mümkün değildir." dedi.
İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar da adaletin toplumun birlikte yaşama iradesini ayakta tutan en güçlü dayanaklardan biri olduğuna işaret ederek, "Vatandaşın devlete duyduğu güven, hukukun herkes için eşit uygulanması, yargının bağımsız ve tarafsız biçimde görev yapması, savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılması, korunması ve uyuşmazlıkların da makul bir sürede hakkaniyetle sonuçlandırılması adaletin güçlenmesinin, gerçekleşmesinin en önemli unsurları. Adaletin gecikmeden, erişilebilir ve anlaşılır şekilde tecelli etmesi de hukuk devletimizin, insanlarımızın günlük hayatındaki en somut karşılığıdır." diye konuştu.
Baro tarafından hazırlanan kısa filmin gösterildiği program, konuşmaların ardından katılımcıların aile fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi.















