Hirbet Sarra'da 33 Filistinli Kusatma Altinda
Batı Şeria'daki Hırbet Sarra beldesinde yaşayan 33 Filistinli, İsrail'in kontrol noktası ve kapısı nedeniyle hareket kısıtlaması, tarım arazilerine erişim engeli ve yerleşimci saldırıları altında yaşam mücadelesi veriyor.
İşgal altındaki Batı Şeria'da yer alan Nablus kentinin güneyindeki Hırbet Sarra beldesinde yaşayan yaklaşık 33 Filistinli, İsrail'in kurduğu kontrol noktası ve kapı nedeniyle adeta hapis hayatı yaşıyor.
Bölge sakinlerinin hareketleri, elle açılıp kapatılan bu kapıya bağlı hale gelirken, uygulamanın Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin "güvenliklerini ve tarım arazilerini tehdit eden saldırılarını önlemek amacıyla hayata geçirildiği" belirtiliyor.
Hırbet Sarra sakinleri, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin artan saldırıları, köye giriş çıkışlara getirilen kısıtlamalar ve nesillerdir geçimlerini sağladıkları tarım arazilerine erişimin engellenmesi nedeniyle hayatlarının son bir buçuk yılda köklü şekilde değiştiğini belirtti.
AA muhabirinin beldeye girmesine izin verilmezken, Filistinlilerin evlerinin çevresinde yoğun şekilde sürdürülen yasa dışı yerleşim inşaatları dikkati çekiyor.
Filistin topraklarını gasbeden silahlı bir İsraillinin ise zaman zaman bölgede dolaştığı görüldü.
Hırbet Sarra sakinlerinden Mahmud Şennar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, beldede ailesi, akrabaları ve komşularıyla birlikte yaklaşık 33 kişinin yaşadığını belirterek, saldırılar artmadan önce bölgenin stratejik konumu ve verimli tarım arazileriyle öne çıktığını söyledi.
İsrail'in Ekim 2023'te Gazze Şeridi'ne saldırı başlatmasının ardından belde sakinlerinin tarım arazilerine serbestçe ulaşmasının engellendiğini ifade eden Şennar, "İşgal güçleri beldenin girişine bir kapı yerleştirdi ve anahtarlarını burada yaşayan 4 aileye teslim etti." dedi.
Şennar, bu uygulamanın, belde sakinlerini köyden ayrılırken veya geri dönerken kapıyı açıp kapatmak zorunda bıraktığını belirtti.
Hareket kısıtlamalarının yanı sıra evlere, tarım arazilerine ve zeytin ağaçlarına yönelik saldırıların da sürdüğünü, belde çevresindeki yaklaşık 5 bin zeytin ağacından bazılarının zarar gördüğünü belirten Şennar, "Bölge sakinleri arazilerini korumak için çit yaptı ancak çit sökülerek tahrip edildi. Ağaçlara, tarım arazilerine ve bölge sakinlerinin mülklerine de zarar verildi. Tarım ve hayvancılıkla geçinen ailelerin geçim kaynakları büyük ölçüde zarar gördü." diye konuştu.
Savaş öncesinde bölge sakinlerinin hayatının çok daha iyi olduğunu aktaran Şennar, ancak son bir buçuk yılda durumun değiştiğini ve artık her gün "acı ve sıkıntı" içinde yaşadıklarını dile getirdi.
Filistinliler her gün tehditlerle karşı karşıya kalıyor
Belde sakinlerinin maruz kaldığı baskıların önemli bir kısmından Filistin topraklarını gasbeden İsraillileri sorumlu tutan Şennar, özellikle bu konuda Avihay Suissa adlı bir İsraillinin adını verdi.
Şennar, "Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler bölge sakinlerinden burayı terk etmelerini istiyor ve toprağın İsrail'e ait olduğunu, Filistinlilerin beldede bulunmasının istenmediğini tekrarlıyor." ifadelerini kullandı.
Filistin topraklarını gasbeden bir İsraillinin kendilerine "Belde İsrail'e ait" dediğini ve bölgeyi terk etmeleri gerektiğini söylediğini aktaran Şennar, tehditlerin neredeyse her gün tekrarlandığını söyledi.
Bu saldırıların artık çocukların ve kadınların hayatını da etkilediğini belirten Şennar, "Çocuklar sürekli korku içinde yaşıyor. Bu korku beldedeki günlük hayatın bir parçası haline geldi. Kendilerini korkutan bir şey gördüklerinde titriyorlar." ifadelerini kullandı.
Durumu "son derece korkutucu" şeklinde nitelendiren Şennar, belde sakinlerinin artık kendi evlerinin içinde dahi kendilerini güvende hissetmediklerini vurguladı.
Filistinlilerin "temel geçim kaynakları tehdit altında"
Şennar, ailesinin bölgede nesillerdir yaşadığını belirterek, üzerinde yaşadığı toprağın babası ve dedelerinden kendisine miras kaldığını aktardı.
Ailesinin bölgedeki varlığının yaklaşık 400 yıl öncesine dayandığını anlatan Şennar, arazilerinin tarıma dayalı olduğunu ve çeşitli ürünler yetiştirdiklerini ifade etti.
Şennar, "Toprağım bölgedeki en verimli arazilerden biriydi. Burada tahıl ve sebze yetiştiriyor, zeytin, incir ve üzüm ağaçlarıyla ilgileniyordum. Buraya ulaşma imkanımı kaybetmem, temel geçim kaynağımın tehdit altında olması anlamına geliyor." ifadelerini kullandı.
Filistin topraklarını gasbeden İsraillilere karşı yargıya başvurarak dava açtığını söyleyen Şennar ancak hukuki sürecin saldırıları durdurmadığını ve toprağına güvenli erişimini sağlamadığını kaydetti.
"Burada direniyoruz"
Şennar, zorlu koşullara rağmen "Burada direniyorum, toprağımda kalmakta kararlıyım. Buradan ancak öldüğümde ayrılırım. Bu toprağı babamdan, dedemden ve büyük dedemden miras aldım. Büyük dedem de burada doğmuş." diyerek topraklarını terk etmeyeceğini vurguladı.
Nablus'un güneyinde yer alan Hırbet Sarra beldesi, son yıllarda yerleşim faaliyetlerinin, Filistinlilere ve topraklarına yönelik saldırıların arttığı bir bölgede bulunuyor.
Filistin kaynakları daha önce Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin beldeye ulaşmaya ve bölgede arkeolojik kazı yapmaya çalıştığını belgelemişti.
Belde, Nablus'un güneyinde yerleşim birimleri ve yerleşimci karakollarının bulunduğu bir bölgede yer alıyor. Bunlar arasında Şilo ve Şevut Rahel yerleşimleri de bulunuyor. Bölge, özellikle son yıllarda tarım ve hayvancılık amaçlı kurulan "kaçak yerleşimlerdeki" artışla dikkati çekiyor.
Hırbet Sarra sakinleri, maruz kaldıkları kısıtlamalar ve tekrarlanan saldırıların, kendilerini beldeyi terk etmeye zorlayarak topraklarına el konulmasını amaçlayan bir sürecin parçası olmasından endişe ediyor.












