Emine Erdoğan'dan Pozitif Değişim Vurgusu

Emine Erdoğan'dan Pozitif Değişim Vurgusu
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

TRT World Citizen Awards, 'Pozitif Değişime İlham Olmak' programında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, "Bugün paylaşılan bu hikayeler, hak ile batılın savaşında doğru tarafta yer alan herkese güç verecektir.

TRT World Citizen Awards, 'Pozitif Değişime İlham Olmak' programında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, "Bugün paylaşılan bu hikayeler, hak ile batılın savaşında doğru tarafta yer alan herkese güç verecektir. İnsanlığın pes etmediğini ve halihazırda dünyanın dört bir köşesinde nice adsız kahramanın adil bir dünya için mücadele ettiği gerçeğini gözler önüne serecektir" dedi.

TRT World Citizen Awards, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleştirildi. 'Pozitif Değişime İlham Olmak' ilkesi ile düzenlenen programa Emine Erdoğan'ın yanı sıra Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, İstanbul Valisi Davut Gül ve eşi, İstanbul Emniyet Müdürü Selami Yıldız ve eşi ile bazı milletvekilleri, sanatçılar ve aktivistler de katıldı. Konuşmaların ardından TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, günün anısına Emine Erdoğan'a üzerinde ayet-i kerime yazılı bir tasarım hediye etti. Müzik dinletisiyle devam eden programda daha sonra ödüllerin takdimine geçildi. Emine Erdoğan, Gazze'de görev yaparken hayatını kaybeden foto muhabiri Yahya Barzaq'ın 'Yılın Dünya Vatandaşı Ödülü'nü annesi Yousra Barzaq'a verdi. Duygusal anların yaşandığı ödül takdiminde Erdoğan ve Barzaq birbirlerine sarıldı. Ödülü almak için sahneye çıkan ve salondakiler tarafından ayakta alkışlanan anne Barzaq, omzundaki Filistin kefiyesini Emine Erdoğan'ın omzuna koydu. Törende 'Eğitimci Ödülü' Thaki platformunun kurucusu ve CEO'su Rudayna Abdo'ya, 'Gençlik Ödülü' Nijeryalı genç aktivist Amara Nwuneli'ye, 'İletişimci Ödülü' yazılım mühendisleri Ibtihal Abousaad ve Vaniya Agrawal'a, 'Yaşam Boyu Başarı Ödülü' İtalyan mimar Raul Pantaleo'ya, 'Erişilebilirlik Ödülü' ise Joohi Tahir'e takdim edildi.

'GENCECİK BİR KIZIMIZ, KENDİNDE DÜNYAYI DEĞİŞTİRECEK GÜCÜ GÖRÜYOR'

Emine Erdoğan, "Biz Anadolu'da 'İnsan insanın yurdudur' diye inanır, bu inançla yaşarız. Dara düşmüş herkesin çalabileceği, kardeşliğe açılan dost kapıları olmaya gayret ediyoruz. Bugün burada ödül alan bu yedi güzel insan da yaptıkları işlerle insanlık vicdanının hala dimdik ayakta olduğunu tüm dünyaya gösteriyor. İşte bakın; eğitimin dünyayı değiştireceğine inanan bir eğitimcimiz ilim meşalesinin kriz zamanlarında sönmemesi için çalışıyor, dezavantajlı çocukların hayallerini gerçekleştirebileceği yollar açıyor. Gencecik bir kızımız, kendinde dünyayı değiştirecek gücü görüyor; atıkları çocuk parklarına dönüştürerek başlı başına bir ilham kaynağı oluyor. Dünyanın en prestijli üniversitelerinden mezun iki genç kadın, masum insanları öldürmek için tasarlanan teknolojinin yüzündeki maskeyi indiriyor. Kariyer basamaklarının etik ve insani değerler çiğnenerek çıkılamayacağını haykırıyorlar. Hayatı savaş ve yoksullukla mücadele eden insanlar için ücretsiz kamusal yapılar inşa etmeye adamış bir mimar, mesleğini yalnızca estetiğin değil; merhametin ve sosyal adaletin dili haline getiriyor. Bir sivil toplum lideri, ibadet mekanları engelli bireyler için de erişilebilir olsun diye yılmadan mücadele ediyor; görünmeyeni görünür kılıyor" diye konuştu.

'BU HİKAYELER, HAK İLE BATILIN SAVAŞINDA DOĞRU TARAFTA YER ALAN HERKESE GÜÇ VERECEKTİR'

Emine Erdoğan, "Tüm ödül sahiplerini canı gönülden kutluyor, her birine insanlık adına teşekkür ediyorum. Ancak ne yazık ki bugün aramızda olamayan bir 'Yılın Dünya Vatandaşı' ödülü sahibimiz var. Yahya kardeşimiz, İsrail'in katlettiği yaklaşık 300 gazeteciden, hakikat savaşçısından biriydi. Uluslararası hukuka göre korunması gereken bir mesleği icra ediyordu. Katliamı, işgali ve insan hakları ihlallerini meşru göstermek için gerçeği saklayan, ajandalarına hizmet eden sesleri sonuna kadar açıp, mazlumun sesini sonuna kadar kısanların karşısında duruyordu. Bu onurlu davada şehit düştü. Yeri gelmişken, geçen yılki 'Dünya Vatandaşı' ödülünün sahibi, Batı Şeria'da Filistin için direnirken şehit edilen Ayşenur kızımızı da anmak isterim. Dijital bir mecrada kendini tanıtmak için yazdığı ve beni derinden etkileyen bir cümleyi burada sizlerle paylaşmak istiyorum. Şöyle demiş: 'Olumlu bir etki yaratma tutkusuyla hareket ediyorum ve sürekli olarak öğrenmek, büyümek ve anlamlı projelere katkıda bulunmak için fırsatlar arıyorum.' İşte dünya; insan olmanın en güzel hallerini ortaya koymak için fırsat arayan, anlamlı hayatlar inşa eden ve yeryüzüne erdemli miraslar bırakan insanların yüzü suyu hürmetine dönüyor. Allah her iki evladımıza da rahmet eylesin, mekanları cennet, makamları ali olsun. İnanıyorum ki bugün paylaşılan bu hikayeler, hak ile batılın savaşında doğru tarafta yer alan herkese güç verecektir. İnsanlığın pes etmediğini ve halihazırda dünyanın dört bir köşesinde nice adsız kahramanın adil bir dünya için mücadele ettiği gerçeğini gözler önüne serecektir" dedi.

'YILBAŞINDAN BERİ GAZZE'DE 37 ÇOCUK DAHA ÖLDÜ'

Emine Erdoğan, "Unutmayalım ki bireysel her eylem, dünyayı değiştirme gücüne sahiptir ve insan olmak, ortaya bir eylem koymaya memur olmak demektir. Peygamberimiz; 'Kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin. Şayet değiştirmeye gücü yetmezse diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse kalbiyle buz etsin' buyurmuştur. Bu yeri gelir bir ürünü almayarak mazlumların yanında durmak olur; yeri gelir insanın mesleki bilgisini insanlığa hizmet etme yolunda icra etmesiyle olur; yeri gelir bir dua ile olur. Yeter ki biz büyük küçük demeden gündelik yaşamlarımızda attığımız her adımda haktan yana tavır alalım. Bundan dört ay önce Gazze'deki soykırıma son vereceğine inandığımız ateşkes imzalandığında insanlık olarak derin bir nefes almıştık. Ancak üzülerek görüyoruz ki ateşkese rağmen Gazze'ye yönelik saldırılar hala devam ediyor. ve ne acıdır ki son iki yıldır Filistin söz konusu olduğunda cümlelerimizi hep 'rağmen' diyerek kuruyoruz. Uluslararası hukuka rağmen, insan haklarına rağmen, evrensel değerlere rağmen, insanlığın ortak vicdanına rağmen, tüm dünyadan yükselen tepkilere rağmen diyoruz. Evet, tüm bunlara rağmen Gazze acının ve zulmün merkezi olmaya devam ediyor. UNICEF'in raporuna göre yılbaşından beri Gazze'de 37 çocuk daha öldü. Adeta çocuk mezarlığına dönen Gazze'nin topraklarına taze çocuk mezarları kazılmaya devam ediliyor. Yüzde 90'ı yıkılan Gazze'de insanlar kış şartlarında çadır bile demeye dilimizin varmadığı çaputların altında yaşam mücadelesi veriyorlar. Bebekler soğuktan donarak can veriyor. Evlat acısı bir insanın yaşayabileceği en ağır imtihanlardan biriyken evlat acısıyla yıkılmak Gazze'de gündelik yaşamın bir parçası haline geldi. ve ne yazık ki Gazze'nin acısı sosyal medyanın sonsuz kaydırma evreninde komik videoların, hızlandırılmış yemek tariflerinin, ürün tanıtımlarının arasında gözden kaybolup gidiyor. Kefene sarılmış bir bebeğin görüntüsüne üzüntüyle bakıp hemen bir sonraki videoya geçiveriyoruz. Gelin merhamet yorgunluğuna yenik düşmeyelim. Bugün örneklerini dinlediğimiz hikayelerdeki gibi mazlumlara ses olmaya, yanlışları düzeltmeye, empatiyle hareket etmeye, zalimin karşısında yürekten duvarlar örmeye devam edelim. Unutmayalım ki her insan kendi hikayesinin kahramanıdır ve kahramanlar arkalarında güzel izler bırakmalıdır" diye konuştu.

'GAZZE'DEKİ SOYKIRIMININ SONLANDIRILMASI İÇİN ADIMLAR ATILMAKTADIR'

Burada bir konuşma yapan İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Gazze'de çok sayıda bebek soğuktan öldü. Yeterli besine ulaşamamaktan hayatını kaybetti. Şehit olanları, yaralananları saymıyorum bile' Bu gerçeklik, küresel sistemin adalet duygusunu kökten sorgulamamızı zorunlu kılmaktadır. Bu çelişki yalnızca ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda bütün insanlığın yaşadığı ahlaki bir krizdir. Bu küresel adaletsizlik tablosu karşısında sorumluluk sahibi aktörlerin öne çıkarak insanlığın meselelerine sahip çıkması gerekmektedir. Türkiye' de böyle bir sorumluluğun etkili bir parçasıdır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde ülkemiz; böylesi erdemli bir irade göstermektedir. Bunun en güzel ifadesi de Cumhurbaşkanımızın, 'herkes için özgürlük, herkes için barış, herkes için refah, herkes için adalet, herkes için huzurlu ve güvenli bir gelecek' sözleridir. Ukrayna-Rusya savaşının nihayete ermesi ve İsrail'in Gazze'deki soykırımının sonlanması, Etiyopya ile Somali arasındaki anlaşmazlıkların çözümü için attığımız adımlar Türkiye'nin durduğu yerin sadece birkaç örneğini, nişanesini göstermektedir. Bunların yanında 13 yıl süren Suriye iç savaşı boyunca ülkemizin üstlendiği kararlı sorumluluk, fedakarlık Suriyeli kardeşlerimize ev sahipliği yapmak başka bir örneği temsil etmektedir. Göç konusunu insan merkezli bir şekilde anlatan TRT TABİİ'nin 'Asylum' dizisinden şu etkileyici cümleleri paylaşmak isterim: 'Bitecek elbette; savaş da bitecek, ömür de. Mesele hangisinin önce biteceği' İşte, savaşta bitiyor, ömürde. Ama bizi ayakta tutan bir nebze gönlümüzü ferah kılan dayanağımız bu savaşları bitirmek için verilen çabalar, gösterilen emekler ve harcanan ömürlerdir" dedi.

Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Güncel