DTP Savunması (2/son) "Kürtlerin Demokratik Siyaset Yapma Zemini Ortadan Kaldırılıyor"
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, DTP Hakkında Açılan Kapatma İstemli Davada Anayasa Mahkemesi'ne Verdiği Sözlü Savunmada, "DTP'nin PKK ile Herhangi Bir Örgütsel Bağlantısı ve İlişkisi Yoktur.
Demokratik Toplum Partisi Genel Başkanı Ahmet Türk, DTP hakkında açılan kapatma istemli davada Anayasa Mahkemesi'ne verdiği sözlü savunmada, "DTP'nin PKK ile herhangi bir örgütsel bağlantısı ve ilişkisi yoktur. DTP, Kürt sorununun demokratik çözümüne dönük siyaset yapan bir partidir. Kapatma davası, DTP'nin bu çabalarına yönelik bir tasfiye politikasıdır. Bu aynı zamanda Kürtlerin demokratik siyaset yapma zeminini ortadan kaldırma, Kürt sorunun demokratik çözümüne karşı bir tasfiye girişimi anlamına gelmektedir" dedi.
Türk savunmasına, demokrasinin gelişim tarihini anlatarak başladı. Fransa, İspanya-İtalya-Belçika, İsviçre-Kanada örneklerini veren Türk, savunmasının "Dile Bağlı İnsan Hakları" bölümünde ana dili öğrenme ve ana dilde eğitim hakkının uluslararası sözleşmelerle güvence altına alındığını anlattı.
Türkiye'de demokrasinin gelişim tarihi ve sorunlarına da değinen Türk, 1876 Tarihli Kanun-i Esasi'nin 1. maddesinin Osmanlı İmparatorluğu'nun çok dinli, çok dilli, çok milletli toplumsal çoğulcu yapısını esas aldığını söyledi. Atatürk'ün Kürt sorununa bakış açısını değerlendiren Türk, Atatürk'ün yaptığı konuşmalardan ve yazışmalardan örnek verdi. Türk, daha sonraki yıllarda hazırlanan Anayasaları eleştirdi. En fazla 1982 Anayasası'nı eleştiren Türk, "1961 Anayasası sürecinde TİP ve TEP kapatılırken, 1982 Anayasası döneminde de 1991 yılında TBKP, 1992 yılında SP, 1993'te HEP, 1994 yılında ise ÖZDEP, DEP ve STP ve devam eden yıllarda HADEP kapatılmış ve DEHAP hakkında kapatılma davası açılmıştır. Tüm bu kapatmaların ortak noktası, bu partilerin Kürt sorununun demokratik çözümünü programlarına alarak bu toplumsal kesimlerin demokratik taleplerinin zemini olmasındandır" dedi.
-"DEMOKRATİK CUMHURİYET ESAS ALINMALIDIR"-
Yapılan son Anayasa değişiklikleri hakkında da değerlendirmelerde bulunan Türk şöyle dedi:
"Türkiye'de yapılması gereken ulus-devletin demokratikleştirilmesidir. Bu durum, üniter devlet yapısına aykırı düşmez, zarar vermez. Aksine kardeşleşmeyi ve daha güçlü birliği sağlar, çatışmaları önler. Demokratik Cumhuriyet esas alınmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı şeklinde bir değişime gidilmeli, kültürel kimliklerin önündeki engeller kaldırılmalıdır. Ulus kavramı "Demokratik Türkiye Ulusu' şeklinde kavramlaştırılmalıdır. Türkler ile Kürtler ve Anadolu'daki diğer unsurlar "Türkiye Ulusu'nu oluşturur. Türkçe yine resmi dil kalır, bayrak tabii ki olacaktır, Kürtlerin demokratik örgütlenmesini; kültür, dil, ekonomi, çevre, mesleki ve diğer alanlarda sağlayacak demokratik açılımlarını gerçekleştirebilmelidir. Devlete dayalı ulus yerine, demokrasiye dayalı ulus olmalıdır. Yalnız Türklere değil, herhangi bir dine ve ırka dayanmayan, insan haklarına dayanan bir ulus modeli. Bütün etnisiteleri, kültürleri bir arada toplayan bir demokratik ulus kavramı esas alınmalıdır. "Türkiye'ye vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür' demek yanlıştır. Vatandaşlık kültürel kimlikleri kabul eden, kendi kültürel varlıklarına dayalı ulus vatandaşlığıdır. Herkesi zorla Türk saymak yerine, Türkiyeli ya da Türkiye ulusu vatandaşı denebilir. Türkiyelilik bir üst kimlik olur."
-VENEDİK KRİTERLERİ VURGUSU-
Venedik kriterlerine göre siyasi partilerin ancak şiddet kullanmayı savunmaları ya da demokratik anayasal düzeni ortadan kaldırmak suretiyle hak ve özgürlükleri yok etmek amacıyla şiddeti siyasi bir araç olarak kullanmaları durumunda yasaklanabileceğini vurgulayan Ahmet Türk, "Partilerin yasaklanması veya kapatılması biçimindeki yaptırım istisnai bir tedbir olarak en son çare biçiminde kullanılmalıdır. Siyasi parti hakkında dava açılmadan önce, davayı açacak hükümet ya da diğer devlet organlarınca, siyasi partinin özgür ve demokratik siyasi düzen veya hak ve özgürlükler için gerçek bir tehlike oluşturup oluşturmadığına ve kapatma ya da yasaklama yaptırımı dışında daha hafif tedbirlerle bu tehlikenin önlenmesinin mümkün olup olmadığına bakılmalıdır" dedi.
-"DTP'NİN PKK İLE İLİŞKİSİ YOK"-
DTP'nin toplumun demokratikleşmesinde, devletin ve mevcut anayasanın demokratikleşmesinde, siyasal partiler yasasının demokratikleşmesinde, demokrasinin tabana yayılması ve doğrudan demokrasinin geliştirilmesinde ve Kürt sorununun da bu temelde demokratik şekilde çözülmesinde önemli bir rol ve işleve sahip olduğunu ifade eden Türk savunmasına şöyle devam etti:
"DTP demokratik siyaset yapmakta, Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümü için çalışmaktadır. DTP'nin PKK ile herhangi bir örgütsel bağlantısı ve ilişkisi yoktur. DTP, Kürt sorununun demokratik çözümüne dönük siyaset yapan bir partidir. Kapatma davası, DTP'nin bu çabalarına yönelik bir tasfiye politikasıdır. Bu aynı zamanda Kürtlerin demokratik siyaset yapma zeminini ortadan kaldırma, Kürt sorunun demokratik çözümüne karşı bir tasfiye girişimi anlamına gelmektedir. Kürt sorununun diyologla, demokratik yollarla çözümünü istemeyen güçler, Kürtlerin dil ve kültürel vb. demokratik haklarının tanınmasını engellemek için kapatma davasını devreye koymuştur. Bu hukuki değil siyasi bir yönelimdir. Demokrasi açısından asıl sorgulanması gereken bu yaklaşımın kendisidir. DTP'nin kapatılmasını isteyen anlayış, demokrasi ve hukuk dışı bir anlayıştır."
-"BERAAT KARARLARI MEHKEMEDEN GİZLENDİ"-
AİHM'nin parti kapatmalarla ilgili kararlarından da örnekler veren Türk, bugüne kadar Türk Anayasa Mahkemesi tarafından hakkında kapatma kararı verilen 12 siyasi partinin AİHM'e başvurduğunu yapılan başvurulardan beşinin sonuçlandırıldığını ve dördünde AİHS'in 11. maddesinin ihlal edildiği kararına varıldığını söyledi. Türk, iddianamede yer alan 141 soruşturma ve dava dosyasının 126'sının halen soruşturması veya yargılamasının sürdüğünü 15'inin de sonuçlandığını hatırlatarak, "İddianamede yer alan suçların yüzde 89.36'sı hakkında kesinleşmiş yargı kararı yoktur" dedi. 141 eylemin partinin kapatılmasını gerektirecek nitelikte olmadığını savunan Türk, bu eylemlerden 129'unun ifade ve örgütlenme özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken olaylar olduğunu söyledi.
-"İMRALI KAYITLARI İSTENSİN"-
Türk, iddianamede sunulan kanıtların bir kısmının "gerçeğe aykırı, çarpıtılmış ve hukuksal değeri olmayan zorlama kanıtlar" olduğunu ileri sürerek, iddianamede yer alan 141 maddelik eylem listesinde 12 davada verilen beraat karalarının Mahkeme'den gizlendiğini 4 ayrı eylemde partili olduğu iddia edilen kişilerin parti ile hiçbir ilişkisi bulunmadığının anlaşıldığını belirtti. Türk Mahkeme'den İmralı Cezaevi Müdürlüğü'nden görsel ve yazılı görüşme kayıtlarının istenmesini, iddianamede yer alan 141 eylemle ile ilgili soruşturma ve dava sonuçlarının akıbetinin sorulmasını, anılan soruşturma ve davaların sonuçlanıp kesinleşmelerinin beklenmesinı istedi. (ANKA/SON)
(İG/ZG)













