Diyarbakır'da 40 derece sıcaklık, Prof. Dr. Araç'tan kritik uyarılar

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Diyarbakır'da sıcaklık 40 dereceye ulaştı. Prof. Dr. Eşref Araç, sıcak çarpması, beslenme ve sıvı tüketimi konusunda uyarılarda bulundu. Güneşin yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkılmaması gerektiğini vurguladı.

Haber : Serhat YETÜT

(DİYARBAKIR) - Sıcaklığın en yüksek ölçüldüğü kentler arasında yer alan Diyarbakır'da termometre şimdiden 40 dereceyi gösterdi. Dicle Üniversitesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eşref Araç, Avrupa'daki sıcak hava dalgası etkisiyle yaşanan ölümlere dikkat çekerek, Diyarbakır'da sıcaklıklara alışkınlığın bir avantaj sağladığını ancak küresel çapta değişen iklim koşulları nedeniyle herkesin ekstra tedbir alması gerektiğini vurguladı.

Avrupa'yı esir alan ve ölüm bilançosunun bin 300'ü aştığı kavurucu sıcaklar dünya genelinde alarm veriyor. Küresel iklim krizinin etkisiyle her geçen yıl daha da sertleşen sıcaklık dalgalarına ilişkin ANKA Haber Ajansı'na konuşan Dicle Üniversitesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eşref Araç, beslenme, sıvı tüketimi ve sıcak çarpmasında yapılması gerekenlere dair kritik uyarılarda bulundu.

Küresel iklim değişikliğinin tetiklediği aşırı sıcaklıklar, sel felaketleri ve ani hava değişimlerinin insan sağlığını doğrudan tehdit ettiğini aktaran Prof. Dr. Eşref Araç, Diyarbakır ve bölge halkının yaz aylarında 45 dereceyi bulan sıcaklıklara alışkın olmasının bir avantaj sağladığını ancak küresel çapta değişen iklim koşulları nedeniyle herkesin ekstra tedbir alması gerektiğini vurguladı.

GÜNEŞ IŞINLARININ YOĞUN OLDUĞU SAATLERDE DIŞARIYA ÇIKMAYIN UYARISI

Güneş ışınlarının en yoğun olduğu ve yeryüzüne dik geldiği 10.00 ila 16.00 saatleri arasında dışarı çıkılmaması gerektiği uyarısında bulanan Prof. Dr. Araç, "Özellikle kardiyak problemi olan, kalp rahatsızlıkları olan, kronik hastalıkları olan ve belli bir yaşın üstündekilerin özellikle bu saatlerde mümkün olduğunca hiç dışarı çıkmamalı. Çıkacaklarsa da eğer bu yaş grubu içinde değil ve risksiz bir bireyseniz bile bu saatlerde çıktığınızda güneş kremi alıp güneşin çarpmaması için bir şapka gibi, biraz güneşten koruyucu açık giysiler gibi giysileri giymemiz ve mutlaka yanımıza sıvı taşımamız, önem arz ediyor" dedi.

Güneş çarpmasının birkaç nedenle oluştuğunu dile getiren Araç, "Biri direkt güneşin etkileriyle sıcaklığın üzerimizde etkilerine bağlı olarak gelişen bir halsizlik, yorgunluk, terlemeyle baş dönmesi ya da biraz kendini kötü hissetme gibi durumlarla olan bir durum. İkincisi güneşe direkt maruz kalmasanız bile bu yüksek sıcaklıklara bağlı olarak gelişen sıvı kaybına bağlı yine halsizlik, yorgunluk gibi hastalıklar ortaya çıkabiliyor" ifadelerini kullandı.

YAZ HASTALIKLARI VE BESİN ZEHİRLENMELERİ

Yaz aylarında tek tehlikenin güneş çarpması olmadığını hatırlatan Prof. Dr. Araç, artan sıcaklıkların gıda bozulmalarını hızlandırdığına dikkat çekerek, şunları kaydetti:

"Sıcak havada açıkta kaldığında bozulabilmesi nedeniyle gastroenterit dediğimiz bağırsak hastalıklarını üretebiliyor. Sonuçta kış aylarında ya da normal hava sıcaklıklarında yiyeceğiniz eğer bir gün içinde bozulmuyorsa yazın bu birkaç saat içinde bozulabilecek. Özellikle tavuk ürünleri, süt ürünleri, et ürünleri. Bunlara çok dikkat etmek gerekiyor. Bunları serin yerde, hatta buzdolabında saklamamız gerekiyor. Çıkardıktan sonra da tüketmemiz, tükettikten sonra yeniden soğutup ısıtmamamız gerekiyor. Çünkü bu işlemler oradaki bakterilerin sayısını ve üremesini artırıyor. Böylece gastroenterit dediğimiz bağırsak hareketlerinin bozulmasıyla ishal, kusma gibi şikayetler sebep olabiliyor. Ama bunları en çok etkilenecek gruplar bildiğiniz gibi bakıma muhtaç olanlar. En başta engelliler. Bunun dışında belli bir yaşın üzerinde olanlar, herhangi bir yiyecek tüketmekte zorlananlar, yani bebekler ve çocuklar. Bunlar sıvı kaybettiğinde kendi sıvılarını alabilme becerisine sahip olmayan kişiler. Evet, biz erişkinler de bundan çok etkileniriz. Ama susadığımızda rahatlıkla suyumuzu içebiliriz ya da bir gölgeye geçmeyi başarabiliriz. ya da üzerimize bir sıvı alıp sıvı döküp biraz serinleyebiliriz. Ama bahsettiğim kişilerin böyle bir şansı olmayabilir ya da daha düşük olabilir. O yüzden bu sınıftaki kişilere biraz daha dikkat etmemiz gerekiyor."

"ALACAĞINIZ SIVININ YÜZDE 65'İ EN AZ SU OLACAK ŞEKİLDE SIVI ALMAK LAZIM"

Sıvı tüketiminde yapılan en büyük yanlışlardan birinin su yerine çay veya meyve suyu tüketmek olduğunu belirten Prof. Dr. Araç, sıvı alımının kişisel aktiviteye göre değişmesi gerektiğini ifade ederek, şöyle devam etti:

"Tüketeceğimiz sıvıyı artırmak gerekiyor. Bu sıvının da su olması, büyük bir çoğunluğu su olması elzem. Neden? Çünkü çay da içtiğimizde biz meyve suları da aldığımızda ya da farklı sıvılar aldığımızda evet sıvı alıyoruz ama bunların bazıları diüretik dediğimiz idrara çıkışı artırıyor. Siz aldığınız sıvı kadar idrara çıkışınız arttığı için ve terlemeyle de sıvı kaybettiğiniz için ihtiyacınız olan sıvıyı yeterince almamış oluyorsunuz. O yüzden alacağınız sıvının yüzde 65'i en az su olacak şekilde sıvı almak lazım."

"SADE VE AĞIR OLMAYAN YİYECEKLER TERCİH EDİLMELİ"

Sıcaklıkların arttığı dönemde yiyeceklere de dikkat edilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Araç, şu önerilerde bulundu:

"Yiyeceklerin özellikle sebze ve meyveleri de iyi yıkamamız gerekiyor. Çünkü bu dönemlerde bildiğiniz gibi yine bahçelerde toplanan sebze ya da meyvelerin üzerinde olacak kimyasalların ötesinde, işte haşerelerin, sineklerin ya da kurtların gezinebildiğini ve bazen kanalizasyon sularıyla bulaşık olabileceğini bilmemiz gerekiyor. ve bu sıcak ortamlarda eğer bu bulaşık olan meyveyi ve sebzeyi iyice yıkamadığımızda oradan alacağımız bakteri ya da toksinler yine bizi aynı hastalıklara sebep verecektir.  O yüzden hijyen çok önemli. Sıvı tüketimi çok önemli. Sade yiyecekler, ağır olmayan, yağlı olmayan, bol hamur içermeyen gıdaları tüketmemiz özellikle bizim bölge için en güzeli peynir, en güzeli karpuz. Peynir, karpuz tüketmeye, tavsiye ediyorum ve öneriyorum."

SICAK ÇARPMASINDA YAPILMASI GEREKEN İLK MÜDAHALELER

Olası bir sıcak çarpması vakasında, kişiyi hastaneye ulaştırmadan önce vatandaşların yapması gereken en kritik ilk müdahale adımlarıyla ilgili bilgi veren Prof. Dr. Araç, "Bir kişinin sıcak ortamda mayıştığını ya da sersemlediğini hissettiğinizde ilk yapacağımız şey şuuru açık mı değil mi? Eğer kişinin şuuru açık ancak bir bulanıklık varsa hastaya hemen sıvı vereceğiz, üstünü serin tutacağız. Mümkün oldukça orada kişinin üzerindekilerinin çıkarılma ya da üzerine sıvı dökebilme gibi elini yüzünü yıkama ya da gerekirse tamamen sulama gibi bir işlem yapılabilir. Tabii şuuru açık birey için söylüyorum. O yüksek sıcaklıkta ateşi yükselmiştir. O yüksekliği düşürebilmek için de hem serinletmek hem de sıvı tüketmesi gerekiyor" dedi.

"ŞUURU KAPALI OLAN BİRİNE SU VERİLMEMELİ"

"Ama şuuru kapalı olan birine yapacağımız tek şey kişiyi yana yatırıp serin bir ortam sağlayıp 112'yi aramak" diyen Araç, "Burada bir şey içirmeye çalışmamak gerekiyor. Çünkü şuuru kapalı olan birinin içerken yutabilme refleksi olmayacağı için akciğerine kaçırma gibi bir durum olacak. Biz ona fayda sağlayalım diye zarar vereceğimiz bir durum olabilir. O yüzden bunu serin bir ortama alıp serin bir gölgeye çekip orada 112'yi arayıp varsa üzerine mendille, havluyla ıslatıp alnına, koltuk altına yerleştirip, 112 ekiplerinin ya da sağlık ekiplerinin gelmesini beklemeliyiz" şeklinde konuştu."

Kaynak: ANKA
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.