Dijital Çağda Türkçe Tehlikede: Uzman Uyardı

Karabük Üniversitesi'nden Dr. Murat Bulut, dijitalleşmeyle Türkçenin yanlış kullanıldığını belirterek, harf yutma, kısaltmalar ve şapka işareti hatalarına dikkat çekti. Türkçeyi korumak için diksiyon eğitimi ve TDK sözlüklerinin kullanılmasını önerdi.
KORAY TAŞDEMİR / EMİRHAN KÜZKÜNCÜK - Karabük Üniversitesi Safranbolu Türker İnanoğlu İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Murat Bulut, dijitalleşmeyle birlikte sosyal medyada, mesajlaşma uygulamalarında ve günlük iletişimde Türkçenin doğru kullanılmadığını bildirdi.
"Güzel Konuşma Sanatı" ile "Doğru Yazma Sanatı" kitaplarının yazarı Bulut, AA muhabirine, sosyal medyanın yaygın kullanımının Türkçenin doğru kullanımı açısından ciddi hatalara zemin hazırladığını söyledi.
Dijital çağda paylaşılan yazı ve videolarda sözcüklerin yanlış telaffuz edildiğini, yazımlarda büyük hatalar bulunduğunu aktaran Bulut, "Şu an sosyal medya kullanıcılarının büyük bir çoğunluğu yazdıkları yazılarda ya da paylaştıkları videolarda sözcükleri yanlış telaffuz ediyor. Yazımlarda da büyük hata ve yanlışlar var. Bu anlamda bakarsak dijital çağda ne yazık ki Türkçeyle ilgili çok olumlu gelişmeler olduğunu söyleyemeyeceğim." diye konuştu.
Dr. Öğr. Üyesi Bulut, dilde harflerin yutularak konuşulmasının yaygın bir yanlış haline geldiğini belirtti.
Bunun kibarlık olarak algılanmasının hatalı olduğuna dikkati çeken Bulut, şöyle devam etti:
"Birçok kelime artık harfleri yutularak söyleniyor. Bunlar yaygın yanlışlar içerisinde. 'Geliyor' kimse demiyor, çok sayıda kişi için söylüyorum. 'Geliyo', 'gidiyo', 'yapıyo', 'düşüyo', 'incek', 'gelcek', 'gitcek' şeklinde telaffuzlar var. Bunlar hatalıdır. Burada bir kibar ifade de yoktur. Böyle bir yaygın yanlış var. Kibar konuşuyoruz gibi düşünülse de böyle bir kibar konuşma şekli yoktur. Türkçeyi doğru şekilde, hakkıyla telaffuz etmek gerekiyor. 'Geliyor', 'gidiyor', 'yapıyor', 'düşüyor' derken r harfi söylenir ancak ses baskısı yapılmaz."
Mesajlaşmalarda ve elektronik postalarda kelimelerin kısaltılmasının zamanla doğru yazımın unutulmasına yol açtığını vurgulayan Bulut, "Mesela 'merhaba' yazılmıyor, 'mrb' yazılıyor. 'Nasılsınız?' kısaltılmış durumda. Bunları kısaltırken artık yavaş yavaş doğru yazımı da unutuluyor ve yaygın yanlışların artmasına sebep oluyor. Bu sebeple Türkçenin torunlarımıza doğru şekilde ulaşabilmesi için mutlaka Türkçeyle ilgili hassasiyetimizin artması lazım. Doğru yazımlar ve telaffuzlar bizim için çok önemli." ifadelerini kullandı.
Bulut, televizyon kanallarındaki altyazılarda ve sosyal medya metinlerindeki yazım hatalarının izleyiciler tarafından doğru kabul edildiğinin altını çizerek, Türk Dil Kurumunun (TDK) dijital sözlüklerinin kullanımının önemine işaret etti.
Şapka işareti hiçbir zaman kaldırılmadı.
"Doğru Yazma Sanatı" kitabını da bu yaygın hatalara dikkati çekmek için yazdığını anlatan Bulut, şunları belirtti:
"Şapka işareti, inceltme işareti ve düzeltme işareti aynı anlama gelir. Şapka işareti hiçbir zaman kaldırılmadı. Böyle bir yaygın yanlış var. Şapka işareti kullanılmak zorundadır. Kullanılmadığı zaman sözcüklerin anlamı değişir. Hemen bir iki örnek vereyim. Mesela 'amin' sözcüğü. Burada, yani duaların kabul olması anlamında kullanılan sözcükte 'a' seslisinin üzerinde şapka işareti vardır. Şapka işaretini koymazsak, 'amin' şeklinde telaffuz etmemiz gerekir ve bu kimyasal bir terimdir. Aynı şekilde 'hakim' sözcüğü. Yargıç anlamına gelen sözcükte 'a' seslisinin üzerinde şapka işareti vardır. Şapka işaretini eğer koymazsak o zaman 'hakim' şeklinde okuruz. Anlam tamamıyla değişir. Benzer çok sayıda sözcük var. 'Milli' sözcüğünün ikinci 'i'si nispet 'i'sidir, şapkalıdır ve uzun söylenir. 'Milli' şeklinde söyleriz. Eğer şapka işaretini koymazsak 'milli' kelimesinin kısa söylenmesi gerekir ve 'kumlu' anlamına gelir. Bakınız, 'milli' ne demek? Ulusa ait, millete dair anlamına gelir. Milli sözcüğünde ikinci 'i' nispet 'i'sidir, mutlaka şapka kullanılması gerekir."
Dr. Öğr. Üyesi Bulut, haberlerin sosyal medyada hızlı tüketilmesinin metinlerdeki hataları artırdığına dikkati çekti.
Yalnızca imla kurallarına hakim olmanın Türkçeyi doğru konuşmak için yeterli olmayacağını dile getiren Bulut, bu durumun çözümü için okullarda diksiyon eğitimine yer verilmesi gerektiğini anlattı.
"Diksiyon eğitiminin en önemli özelliği size söyleyişle ilgili kuralları öğretmesi"
Diksiyon eğitimlerinin köklü bir geçmişe sahip olduğuna işaret eden Bulut, "Diksiyon eğitimleriyle ilgili şöyle bir yanlış bilgi var. Sanki özel yayıncılıkla birlikte diksiyon eğitimleri başlamış ve kurallar da uydurulmuş kurallar gibi düşünülüyor. Bu tür ifadeler yanlıştır. Türkiye'de, 1936 yılından beri diksiyon dersleri veriliyor ve TRT'nin kurulmasıyla birlikte bu eğitimler usta-çırak ilişkisiyle spikerler arasında devam etmiş, bugünlere kadar gelmiştir. Diksiyon eğitiminin en önemli özelliği size söyleyişle ilgili kuralları öğretmesidir. Yazılı kurallarla birlikte söyleyişle ilgili kurallara da hakim olursanız Türkçeyi doğru konuşursunuz." değerlendirmesini yaptı.
Yöresel ağızlarda "e" seslerinin açık ve kapalı kullanımında bazı problemler yaşandığına değinen Bulut, şu örneği verdi:
"Örneğin 'elli beş' sözcüğünde 'e' seslisi kapalı söylenir. Birçok bölgede açık söyleniyor. Bunu düzeltebilmek için sizin diksiyon eğitimi almanız lazım. Oradaki e harfinin nasıl söylenmesi gerektiğinin size öğretilmesi gerekiyor. Çünkü ağız hareketi var. Bununla birlikte doğru e'yi söylerken dilinizi nereye koyacağınızı öğretiyoruz, ağzınızı nasıl açacağınızı öğretiyoruz. Bunların hepsi diksiyon eğitimi içerisinde var. Milli eğitimde mutlaka diksiyon eğitiminin olması gerekiyor. Ortaokul ve liselerde Türkçe dersleriyle birlikte diksiyon dersleri de olursa inanın Türkçe daha doğru yazılacak ve daha doğru konuşulacak."
Bulut, toplumun örnek aldığı medya çalışanlarının ve gazetecilerin dil kullanımında daha titiz davranması gerektiğini söyledi.
Bir sözcüğün doğru söyleyişine ulaşmanın 10 saniye alacağına dikkati çeken Bulut, "TDK'nin sözlükleri var, telefonunuza indirebiliyorsunuz. Bakıp nasıl okunması gerektiğini ve yazılması gerektiğini görebiliyorsunuz. Bu çok kıymetli. Çünkü yaygın yanlışlar böyle oluşuyor." dedi.
"Türkçe bizi bir arada tutan çimentodur"
Halkın itibar ettiği bir gazeteci veya medya mensubu herhangi bir sözcüğü yanlış söylediği zaman bunun doğru olarak kabul edildiğine, bunun "yaygın yanlış" haline geldiğine işaret eden Bulut, "Bunun önüne geçebilmek için mutlaka herkesin hem yazımda hem de söyleyişte Türkçeye hassasiyet göstermesi gerekir. Çünkü Türkçe bizi bir arada tutan çimentodur. Torunlarımıza bırakacağımız en önemli mirasımızdır." diye konuştu.
Bulut, her Türk vatandaşının Türkçeyi doğru yazma, söyleme ve konuşma konusunda hassasiyet göstermesini beklediğini ifade etti.
Yunus Emre'nin çok güzel bir sözü olduğunu aktaran Bulut, "Her yerde de ifade ediyorum, çok da seviyorum. Şöyle diyor Yunus Emre: 'Herkesin dili kendine yüce, bizim dilimiz bize en yüce.' Türkçe sevdalısı olarak yaşayalım, Türkçenin kıymetini lütfen bilelim." ifadelerini kullandı.

















