Depremde İskenderun'da Yıkılan Özel Erkek Öğrenci Yurdunun, Kapatma Kararına Rağmen Faaliyette Olduğu Ortaya Çıktı
Hatay’ın İskenderun ilçesinde 6 Şubat depremlerinde yıkılan Özel İskenderun Yüksek Öğrenim Erkek Öğrenci Yurdu'nun, Hatay Valiliği'nin 21 Aralık 2021 tarihli kararıyla faaliyetine son verildiği, ilgili mercilere gerekli kapatma bildirimlerinin yapılmasına rağmen kapatılmadığı ortaya çıktı. Depremden 13 ay önce alınan ve uygulanmayan kapatma kararına ilişkin belgelerin de depremde "zayi" olduğu açıklandı.
Haber : Mehmet OFLAZ
(ANKARA) - Hatay'ın İskenderun ilçesinde 6 Şubat depremlerinde yıkılan Özel İskenderun Yüksek Öğrenim Erkek Öğrenci Yurdu'nun, Hatay Valiliği'nin 21 Aralık 2021 tarihli kararıyla faaliyetine son verildiği, ilgili mercilere gerekli kapatma bildirimlerinin yapılmasına rağmen kapatılmadığı ortaya çıktı. Depremden 13 ay önce alınan ve uygulanmayan kapatma kararına ilişkin belgelerin de depremde "zayi" olduğu açıklandı.
Hatay'ın İskenderun ilçesi Kurtuluş Mahallesi'nde, 6 Şubat depremlerinde, içinde Özel İskenderun Yüksek Öğrenim Erkek Öğrenci Yurdu'nu da barındıran Büyük Çarşı İş Hanı'nın yıkılması sonucu, üniversite öğrencilerinin de arasında bulunduğu 16 kişi yaşamını yitirdi.
İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmayı, binanın müteahhidi Recep Nafiz Soyer'in 1986'da hayatını kaybettiği gerekçesiyle, depremin üzerinden bin gün geçtikten sonra "kovuşturmaya yer olmadığı" kararıyla kapattı.
"21 Aralık 2021'de ilgili mercilere gerekli kapatma bildirimleri yapıldı"
ANKA Haber Ajansı muhabiri, Özel İskenderun Yüksek Öğrenim Erkek Öğrenci Yurdu'nun akıbetini CİMER aracılığıyla sordu. Soru, ilk olarak Hatay Valiliği'ne, ardından Gençlik ve Spor Bakanlığı'na ve son olarak Hatay KYK İl Müdürlüğü'ne yönlendirildi.
KYK İl Müdürlüğü'nden verilen yanıtta, şu ifadelere yer verildi:
"Özel İskenderun Yükseköğretim Erkek Öğrenci Yurdu'nun ilk açılış ruhsatı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 10 Ekim 2008 tarihinde gerçek kişi 'Osman Başol' adlı kişiye ruhsatlandırılmıştır. Söz konusu yurt, Milli Eğitim Bakanlığı'ndan Gençlik ve Spor Bakanlığı'na devredilmiş olup, ilgili işlemler devralınan kayıtlar üzerinden yürütülmüştür.
Yurdun ilk açılış ruhsatı Gençlik ve Spor İl Müdürlüğümüz tarafından düzenlenmemiştir. Açılış ruhsatı verildiği anda ilgili yurt, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından denetime bağlı iken Bakanlığımıza devredildikten sonra 21 Aralık 2021 tarihinde yapılan denetim sonucunda düzenlenen rapora istinaden, Hatay Valiliği'nin oluru ile 'kurum açma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsat iptali' yapılarak kurumun faaliyetine son verilmiştir. Yapılan incelemede, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü Yükseköğretim Özel Barınma Birimince, 21 Aralık 2021 tarihli işlem sonrası ilgili mercilere gerekli kapatma bildirimlerinin yapıldığı tespit edilmiştir.
"Deprem nedeniyle arşiv binası ağır hasar aldığı için, belgeler kullanılamaz hale geldi"
6 Şubat depremleri nedeniyle Müdürlüğümüze ait arşiv binasında ağır hasar meydana gelmiş olup, söz konusu işleme ilişkin orijinal ruhsat ve fiziki arşiv belgeleri kullanılamaz hale gelmiştir. Bu nedenle ruhsata ilişkin belge örnekleri mevcut değildir. Dilekçede talep edilen fiziki belgelerin zayi olduğu ve bahse konu arşive bu sebepten erişilemediğine dair 'Hatay Birim Arşivlerindeki Belgelerin Yaşanan Deprem Sonrasında Zarar Görmesi ve Kurtarılamaması' konulu 14 Nisan 2023 tarihli yazısı ile Bakanlığımız Destek Hizmetleri Daire Başkanlığınca tasdik edilmiş, ilgili evrak ekte gönderilmiştir."
"Allah evlat acısını onlara da yaşatsın"
Yurtta 19 yaşındaki oğlunu kaybeden anne, "Allah hepsinin belasını versin, aynı acıyı, evlat acısını onlara da yaşatsın. İlahi adalete güveniyorum" diye konuştu.
"Ağır bir kamu ihmalinin göstergesi"
Adalet Peşinde Aileleri Platformu Sözcüsü Döne Kaya ise süreci şöyle değerlendirdi:
"6 Şubat depremlerinde yıkılan Özel İskenderun Yükseköğrenim Erkek Öğrenci Yurdu'na ilişkin ortaya çıkan resmi yazışmalar, ağır bir kamu ihmalinin göstergesidir. Hatay Valiliği'nin 21 Aralık 2021 tarihli denetim kararıyla, bu yurdun ruhsatının iptal edildiği öğrenilmiştir. Ancak, aradan geçen 13 aya aşkın süre boyunca bu kararın ilgili merciler tarafından neden uygulanmadığı; uygulanmadığı durumda neden bakanlıkça yurdun mühürlenmediği ve öğrencilerin burada kalmasına neden göz yumulduğu açıklanamamaktadır. Ruhsatı iptal edilmiş bir binanın işletilmeye devam etmesine müsaade etmek, bile bile gençlerin ölümüne izin vermek demektir. Bu, yalnızca idari bir eksiklik değil; doğrudan ölüme giden bir ihmal zinciridir. Daha vahimi ise bu hayati kararın ve denetim belgelerinin 2021 yılında 'dijital ortama aktarılmadığı' için bugün sorumluların tespit edilememesidir.
Ayrıca, bakanlığa bağlı il müdürlüklerindeki evraklar, bu kurumun bir üst denetimcisi olan bakanlığa neden gönderilmedi, neden sadece il müdürlüklerinde fiziki evrak olarak tutuldu? Bu durum, il müdürlüklerinin denetiminin üst makamlarca yapılmadığı sorusunu akla getirmektedir. 2021 yılında alınmış bir kamu kararının yalnızca fiziki evrakla tutulmuş olması kabul edilemez. Bu durum, arşiv güvenliği ve kamu yönetimi açısından başlı başına bir skandaldır. Deprem sonrası 'belgeler zayi oldu' denilerek dosyanın fiilen kapatılması, sorumluların korunması anlamına gelmektedir. Kamu görevlilerinin kim olduğu bilinmiyor gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi, adaletin değil, ihmalkarlığın kurumsallaşmasıdır.
Buradan açıkça soruyoruz: 21 Aralık 2021'de yapılan denetim sonucu ruhsatı iptal edilen bu yurt neden mühürlenmedi? Bu kararın uygulanıp uygulanmadığını kim, neden denetlemedi? Gençlik ve Spor Bakanlığı'na bağlı il müdürlüklerinin faaliyetleri Bakanlık tarafından denetlenmiyor mu? Dijital kaydı tutulmayan bu işlemlerle kamu görevlileri fiilen sorumsuz mu bırakılmaktadır? Bu ihmallerin bedelini neden öğrenciler canlarıyla ödemiştir? Ruhsatı iptal edilmiş bir yapının işletilmesine göz yumulması kader değildir. Bu, açık bir idari sorumluluktur. Bu ülkede artık şunu kabul etmeliyiz, ihmaller görünmez kılındıkça, adalet ertelendikçe, yeni felaketlerin önü açılmaktadır. Kaybettiğimiz gençlerin hatırası için bu dosya kapatılamaz. Sorumlu kamu görevlileri tespit edilmeli, idari ve cezai süreçler derhal işletilmelidir."












