Kütahyalı Usta Çinide Geleneği Modernle Buluşturuyor

- Kütahya'da 30 yıldır çini sanatını sürdüren 48 yaşındaki Rıdvan Aşar, resim eğitiminin de katkısıyla Osmanlı ve Selçuklu motiflerini özgün yorumlarla eserlerine taşıyor Aşar: "Amacım geçmişten bize miras kalan bu sanatı bozmadan, en güzel haliyle gelecek nesillere aktarmak ve iz bırakmaktır"
Kütahya'da yaşayan 48 yaşındaki çini ustası Rıdvan Aşar, 30 yıldır sürdürdüğü çini sanatında geleneksel Osmanlı ve Selçuklu motiflerini modern dokunuşlarla buluşturup geleceğe taşıyor.
Ortaokul yıllarında minyatür sanatçısı ağabeyinin atölyesinde çiniyle tanışan Aşar, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nü 2012 yılında birincilikle tamamladı.
Rıdvan Aşar, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Eski Çini Onarımları Bölümü'nde 2018 senesinde de yüksek lisans eğitimini tamamladı.
Daha sonra çeşitli çini imalathanelerinde çalışan Aşar, 10 yıldır Çiniciler Çarşısı'ndaki kendisine ait atölyede çini ustası olan eşi Özlem Ayar ile çalışmalarını sürdürüyor.
Osmanlı ve Selçuklu dönemlerine ait çinilerinden esinlenen Aşar, söz konusu dönemlere ait motiflere özgün yorumlar ekleyerek çeşitli eserler yapıyor.
"Çiçeklerin arasında kaybolmuş gibi hissediyorum"
Aşar, AA muhabirine, ilkokul yıllarında resim öğretmeninin teşvikiyle başlayan sanat yolculuğunun, ortaokulda ağabeyinin yanında çini desenleri ve boyama çalışmalarıyla bir tutkuya dönüştüğünü söyledi.
Akademik eğitimin kendisine renk, kompozisyon, perspektif ve denge konusunda büyük katkı sağladığını vurgulayan Aşar, şöyle konuştu:
"Atalarımız 16. yüzyılda muhteşem eserler üretmişler. O eserleri üretirken perspektif, oran-orantı, renklerin uyumu ve çizgideki usul beni her zaman çok etkiledi. Osmanlı ve Selçuklu çinilerinden esinlenerek, orijinalliğini bozmadan kabartmalar ve farklı renk oyunlarıyla mekanlara yakışacak eserler üretmeye çalışıyorum. Çiniyle uğraşırken vaktin nasıl geçtiğini anlayamıyorum. Boyama yaparken kendimi adeta çiçeklerin arasında kaybolmuş gibi hissediyorum."
"Çini sanatı tamamen sabır işidir"
Aşar, Kütahya'dan temin ettiği "bisküvi" olarak adlandırılan, ilk pişirimi yapılmış çiniye desen ve kompozisyon çizip boyadıktan sonra atölyesinde sırlama ve fırınlama aşamasını gerçekleştirdiğini aktardı.
Eserlerinde hem parlak hem de mat sırlar kullandığını ifade eden Aşar, şöyle devam etti:
"Bisküviyi aldıktan sonra deseni belirleyip çizimini ve boyamasını yapıyoruz. Ardından sırlayıp fırına diziyoruz. Yaklaşık 935 derece sıcaklıkta 5 saat süren pişirim sürecimiz var. Fırın kapandıktan sonra soğumasını sabırla bekliyoruz. Çini sanatı tamamen sabır işidir. Bu işte sabretmezseniz ateşte açan çiçekleri toplayamazsınız. Biz de acele etmeden, göz nuru ve emekle ürettiğimiz 'ateşte açan çiçeklerimizi' fırından yavaşça çıkartıyoruz."
Eserleri metro istasyonundan kamu binalarına birçok mekanda sergileniyor
Aşar, geleneksel Osmanlı ve Selçuklu dönemi çini eserlerini örnek aldığını belirterek, bu eserlere kabartmalar ve renk oyunlarıyla yenilikçi yorumlar kattığını dile getirdi.
Hazırladığı eserlerin geniş bir kullanım alanına ulaştığını kaydeden Aşar, "Eserlerim, Kabataş Metro İstasyonu'nda, Pierre Loti teleferik binasında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin iç salonunda, Kütahya İl Özel İdaresi'nde ve Kütahya Şehirlerarası Otobüs Terminali'nde olmak üzere birçok önemli mekanda sergileniyor. Amacım geçmişten bize miras kalan bu sanatı bozmadan, en güzel haliyle gelecek nesillere aktarmak ve iz bırakmaktır." ifadelerini kullandı.
Rıdvan Aşar, yaptığı eserler ve çini sanatını öğrettiği kişilerle gelecek nesillere kalıcı bir miras bırakmayı hedeflediğini sözlerine ekledi.













