CHP'li Rızvanoğlu: "4 Milyon 800 Bin Metrekare Alan Bir Gecede Orman Sınırları Dışına Çıkarıldı"
CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kararıyla bir gecede 4 milyon 800 bin metrekare alanın orman vasfından çıkarılmasına tepki göstererek, "Bu alan tam 670 futbol sahası büyüklüğünde. Ve o alanlara, bir sabah artık siz 'orman değilsiniz' denildi. Buralar artık arsa" dedi.
(ANKARA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kararıyla bir gecede 4 milyon 800 bin metrekare alanın orman vasfından çıkarılmasına tepki göstererek, "Bu alan tam 670 futbol sahası büyüklüğünde. ve o alanlara, bir sabah artık siz 'orman değilsiniz' denildi. Buralar artık arsa" dedi.
CHP Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Mileltvekili Evrim Rızvanoğlu, partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Geçen hafta yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'yle 21 ilde toplam 4 milyon 800 bin metrekare alanın orman sınırları dışına çıkartıldığını belirten Rızvanoğlu, "Resmi Gazete'de bir Cumhurbaşkanı kararı yayınlandı. Bu karar tam 21 ili kapsıyor. ve bu kararla yaklaşık 4 milyon 800 bin metrekare alan, bir çırpıda, bir gecede orman sınırları dışına çıkarıldı. Evet, bir gecede. ve tek bir imzayla alındı bu karar. Bakın bu alan tam 670 futbol sahası büyüklüğünde. ve o alanlara, bir sabah artık siz 'orman değilsiniz' denildi. Buralar artık arsa" ifadelerini kullandı.
TBMM Başkanlığı'na dün bir kanun teklifi sunduklarını belirten Rızvanoğlu, Orman Kanunu'nun ek 16. maddesinin yürürlükten kaldırması gerektiğini söyledi.
Binlerce hektarlar ormanın bir gecede orman olmaktan çıkarılarak arsa haline getirildiğini söyleyen Rızvanoğlu, "2018 yılında Orman Kanunu'na eklenen ek 16. maddesi, ormanlarımızı adeta merkezi bir idari tasarruf alanına dönüştürdü. Bu maddeyle birlikte Cumhurbaşkanlığı'na, zaman sınırlaması olmaksızın orman alanlarının sınır dışına çıkarılma yetkisi verildi. ve Türkiye'deki ormanların kaderi bilimsel raporlarla, ekolojik analizlerle, kamu yararı değerlendirmeleriyle değil de tek merkezli idari takdirlerle belirlenir bir hal aldı" ifadelerini kullandı.
"Belgrad Ormanı büyüklüğündeki bir alanın sistemin dışına itildi"
2018'den bugüne kadar ek 16. madde kapsamında 30'dan fazla karar çıktığını toplam 5 bin 310 hektar alanın orman vasfından çıkarıldığını vurgulayan Rızvanoğlu, şunları kaydetti:
"Bu ne demek biliyor musunuz? Bu, neredeyse Belgrad Ormanı büyüklüğündeki bir alanın sistemin dışına itilmesi demek. Üstelik çok da keyfi bir şekilde. Bakın soralım, ek 16. maddeyle bilimsel zorunluluk aranıyor mu? Hayır. Bağımsız ekolojik etki değerlendirmesi yapılıyor mu? Tabii ki hayır. Belirleyici olan tek bir şey var; o tek şey de bir idari takdir. Cumhurbaşkanı'nın bir kalem darbesi. Bu kararların önünde duran hiçbir hukuki fren de yok. Şimdi soruyorum, bu atılan imzaların, bu idari tasarrufların Anayasa'nın ruhuyla yakından uzaktan bir ilgisi var mı? Anayasa'nın 169. maddesi çok açık. Devlete net bir ödev yüklüyor. Diyor ki, 'ormanları koruyacaksın ve genişleteceksin.' Peki, biz sahada ne görüyoruz? Koruma kalkanının her gün biraz daha aşındırıldığını görüyoruz. Orman alanlarının sistematik bir biçimde daraltıldığını görüyoruz."
Bakın, en vahim örneği de çok yakında, İzmir Bayraklı'da yaşandı. Danıştay'ın 'hukuka aykırı' bulup iptal ettiği bir karar, sanki yargı hiç konuşmamış gibi aynı alan için yeniden önümüze getirildi. Hem de o toprağın bir kısmı daha geçtiğimiz ağustos ayında cayır cayır yanmışken. Oysa aynı 169. maddede 'yanan alanlar başka hiçbir amaçla kullanılamaz, o toprağa tekrar orman dikilir' deniyor ve bize anayasal bir güvence veriyor. Ancak bu madde bugün kağıt üzerinde duran bir temenniden ibaret, arkadaşlar. Yargı kararlarının yok sayıldığı, anayasal korumanın idari inatlaşma ile devre dışı bırakıldığı bir düzenin adı hukuk devleti olamaz. Bugün hukuk devleti ilkesinin ormanlarımızla birlikte nasıl erozyona uğradığına hep birlikte tanıklık ediyoruz. ve iktidar sıkça şu masalı anlatıyor.
'Endişelenmeyin' diyor, 'kestiğimiz yere yenisini ekeriz, dikeriz' diyor. Orman, raftan alıp başka bir yere koyulabilecek, taşınılabilir bir eşya değildir. Orman, o toprağın rengi, o vadinin rüzgarı, o gölün süküneti ve o canlıların yuvasıdır. Bir ekosistemi yerinden koparıp yeni bir şeyle yerini telafi edemezsiniz. Bir ormanı öldürüp yerine bir maket koymaktan farksız bir şeyden bahsediyoruz burada. Peki şimdi soruyorum, İstanbul'da ormanı yok edip başka bir şehre fidan dikince siz bunu telafi mi etmiş oluyorsunuz? Tekrar soruyorum, Karadeniz'in ekosistemini İç Anadolu'ya taşıyınca aynı etkinin olacağını mı sanıyorsunuz siz, arkadaşlar? Üstelik bu kararlar öyle bir istisna falan da değil, aksine böyle bir alışkanlık haline gelmiş durumda. Hükümet, 'yaptım oldu' anlayışıyla adeta bir kalem darbesiyle ormanlarımızı haritadan siliyor. Neden silebiliyor? Çünkü denetleyen yok. Neden silebiliyor? 'Bu kararın ekolojik faturası nedir?' diye sorgulayan bir bilimsel süzgeç de yok. Peki kararlar alınıyor, ne oluyor? Orman sahneden çekiliyor. Kaybeden kim oluyor? Ağaçlar olmuyor sadece. Hepimiz oluyoruz; tüm Türkiye, tüm dünya oluyor."
"Bu ülkenin geleceği tek bir imzaya bırakılamayacak kadar kıymetlidir"
Rızvanoğlu, Meclis'e sundukları kanun teklifinin içeriğine dair şu bilgileri paylaştı:
"Biz bu kanun teklifinde şunu söyledik, 'ormanların geleceği tek bir kişinin takdirine bırakılamaz' dedik. 'Süreç bilimsel ölçütlere dayanmalı' dedik. 'Bağımsız teknik değerlendirme zorunlu olmalı' dedik. Bunun için de, 'ek 16. maddesinin Orman Kanunu'ndan kaldırılması gerekli' dedik. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz doğayı ekonomik bir rezerv alanı olarak gören anlayışın tam karşısındayız. Biz doğayı koruyan, kamu yararını esas alan bir anlayışı savunuyoruz. ve açıkça şunu söylüyoruz: Ormanlar bir kalem darbesiyle yok edilemez, diyoruz. Bir ülkenin ormanları arsa değildir, diyoruz. Bu ülkenin doğası idari tasarruf alanı da değildir, diyoruz. Bu ülkenin geleceği tek bir imzaya bırakılamayacak kadar kıymetlidir. ve hiç kimse ama hiç kimse bu ülkenin ormanları üzerinde sınırsız bir yetkiye sahip değildir."












