Burdur'da diyalizde 4 hasta ölmüştü! Sanıklar ilk duruşmada suçsuz olduklarını savundu
Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
Burdur Devlet Hastanesi Diyaliz Ünitesi'nde Mayıs 2024'te tedavi sonrası 33 hasta fenalaştı, 4'ü hayatını kaybetti. Bilirkişi raporunda olayın, antifrizli suyun kullanma suyuna karışmasından kaynaklandığı belirtildi. Mustafa Demir'in ölümü ve 12 kişinin yaralanmasına ilişkin açılan davanın Burdur 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşmasında iki mühendis ile iki tekniker suçsuz olduklarını savundu. Mahkeme duruşmayı erteledi.
- Burdur Devlet Hastanesi Diyaliz Ünitesi'nde 25 Mayıs 2024'te diyaliz tedavisi gören 33 hastadan 4'ü hayatını kaybetti.
- Bilirkişi raporuna göre olay, baypas hattının açık unutulması ve hidrofor arızası nedeniyle soğutma sistemindeki antifrizli suyun kullanma suyuna karışmasından kaynaklandı.
- Mustafa Demir'in ölümü ve 12 kişinin yaralanmasına ilişkin açılan kamu davasının ilk duruşmasında tutuksuz 4 sanık suçsuz olduklarını savundu.
BURDUR Devlet Hastanesi Diyaliz Ünitesi'nde Mayıs 2024'te tedavi sonrası fenalaşan 33 hastadan 3'ü birkaç gün sonra, 1'i ise yaklaşık 2 ay sonra hayatını kaybetti. 4 kişinin ölümüne ilişkin hazırlanan bilirkişi raporunda olayın, antifrizli suyun kullanma suyuna karışmasından kaynaklandığı belirtildi. Tutuksuz 4 sanık hakkında, 3 kişinin ölümüne ilişkin ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi, Mustafa Demir'in (70) ölümü ve 12 kişinin yaralanmasına yönelik ise kamu davası açıldı. Kamu davasının bugün görülen ilk duruşmasında savunma yapan sanıklar, suçsuz olduklarını belirtti.
Burdur Devlet Hastanesi'nde 25 Mayıs 2024'te saat 08.00-12.00 ile 12.00-16.00 seansında diyalize giren hastalardan bazıları baş dönmesi, mide bulantısı, şuur bulanıklığı ve nakil aracından inememe tarzı şikayetlerle hastaneye geldi. Hastalardan bazılarının durumunun ağırlaşması sonrası yetkililer, gün içinde diyalize giren hastaların tamamına telefonla ulaşıp, hastaneye gelmesini istedi. Bazıları da ambulansla hastaneye getirildi. İlk etapta sağlık durumu ağırlaşan 18 hasta, ambulanslarla hastanelere sevk edildi. Yetkililer, farklı illerden ambulans talep etti. Sağlık Bakanlığı'nın talimatıyla gün içerisinde diyaliz tedavisi gören 33 hastanın tamamı hastanelere gönderildi. Bu kişilerden 23'ü Antalya'da, 6'sı Afyonkarahisar'da, 3'ü Isparta'da, 1'i de Denizli'de tedaviye alındı. 28 Mayıs 2024'te hastalardan Mustafa Demir, bir gün sonra da Saniye Aksöz (87) ile Somalili Amina Abas Jama (67) hayatını kaybetti. Diyaliz hastası Osman Ali Gönüllü ise aynı yıl 16 Temmuz'da sevk edildiği Denizli'de pankreas kanseri nedeniyle yaşamını yitirdi.
Yürütülen adli soruşturma kapsamında Burdur Devlet Hastanesi'nde görevli sekreter M.C. ve elektrik teknisyeni İ.S. ile bağımsız çalışan makine mühendisleri G.A.S. ve Y.A., 'Taksirle ölüme sebebiyet verme' ve 'Taksirle yaralama' suçlarından aynı yıl 11 Haziran'da gözaltına alındı. M.C. ve İ.S. serbest bırakılırken, G.A.S. ile Y.A. tutuklandı. G.A.S. ile Y.A., devam eden soruşturma sürecinde serbest bırakıldı.
ANTİFRİZLİ SU KULLANMA SUYUNA KARIŞTI
Olayla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı, 27 Mart'ta Osman Ali Gönüllü, Saniye Aksöz ve Amina Abas Jama'nın ölümüne ilişkin ek kovuşturmaya gerek olmadığına karar verdi. Başsavcılığın kararında, olaya dair hazırlanan bilirkişi raporuna yer verildi. Raporda, "Olay yeri incelemelerinde yer alan videolar doğrultusunda, soğutma dönüş kolektörünü, yumuşak su kolektör hattından besleyen mekanik besleme cihazının yanında yer alan mekanik besleme cihazının arızalanması durumunda çalışması için tasarlanan baypas hattının açık unutulması neticesinde ve hidrofor sisteminin arızalanması nedeniyle ters akış sonucu soğutma sisteminde kullanılan antifrizli suyun kullanma suyuna karışmasından kaynaklanmaktadır" ifadelerine yer verildi.
4 ÖLÜMDEN BİRİ İÇİN DAVA AÇILDI
Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şüpheliler G.A.S., Y.A, İ.S., M.C. hakkında, 'Taksirle ölüme ve yaralanmaya sebep olma' suçundan başlatılan soruşturmada; Osman Ali Gönüllü, Saniye Aksöz ve Amina Abas Jama'nın kanlarında etilen glikol bulunmaması, Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen raporlarda illiyet bağının bulunmaması nedeniyle üzerlerine atılı suçtan ek kovuşturma yapılmasına gerek olmadığına karar verildiği kaydedildi.
Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 8 Nisan'daki açıklamasında ise "Burdur Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2025/5322 sayılı soruşturma dosyası kapsamında 25.05.2024 günü Burdur Devlet Hastanesi diyaliz ünitesinde meydana gelen olaya ilişkin yürütülen soruşturma sonucunda bir kısım ölenler ve yaralananların, meydana gelen olayla illiyet bağının bulunmadığı Adli Tıp raporu ile tespit edilmesi üzerine bu yönüyle ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, aynı olayda ölen Mustafa Demir ve yaralanan 12 kişiye yönelik şüpheliler hakkında iddianame düzenlenerek Burdur 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açılmıştır" denildi.
KAMU DAVASINDA İLK DURUŞMA
Kamu davasının ilk duruşması bugün Burdur 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Tutuksuz sanıklar G.A.S., M.C., İ.S. ve avukatları duruşma salonunda hazır bulunurken, Y.A. ise avukatı ile birlikte Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Duruşmada savunma yapan sanıklar, suçsuz olduklarını belirtti.
Sanıklardan mühendis G.A.S., "Proje tesliminden sonra yapılan değişiklikler benim yetki alanımda değil. Onaylanan proje ile revize proje arasındaki farklılıklar son bilirkişi raporunda ortaya konulmuş. Yaşanan olaydan sorumlu değilim. Gerçek sorumlular bulunsun. İddianamede yer alan son bilirkişi raporunda bana kusur verilmedi. Cumhuriyet Başsavcılığımızca son bilirkişi raporuna üstünlük verildi. Benim bir illiyet bağım bulunmadığına kanat getirildi" dedi.
Mühendis Y.A. ise "Benden teknik yardım istedikleri için geldim. Antifriz karıştığını söyleyip yardım istediler. Vanaların açılıp kapatılması ile alakam olmadı. Antifriz nasıl karıştı bilmiyorum. Benim hatam yok. Gönlüm rahat" dedi.
Tekniker İ.S., savunmasında olayın olduğu gün nöbetçi olduğunu, kazan dairesini gözle kontrol ettiğini, herhangi bir sıkıntı olmadığını belirterek, "Olayla ilgili herhangi bir kusurum yok. Arıza olduğunda nasıl müdahale edeceğimize dair eğitim verilmedi. Kazan dairesine müdahale yetkimiz yok" diye konuştu.
Sanık tekniker M.C., nöbeti devrettiği zaman kazan dairesinde herhangi bir sıkıntı olmadığını söyledi.
11 GÜN YOĞUN BAKIMDA KALDIM
Olayın mağdurlarından S.İ.Ş. ise sanıklardan şikayetçi olduğunu belirterek, "Diyaliz tedavim sonrası baş dönmesi hissettim. Daha önce böyle bir şey yaşamadım. Hastaneden telefonla arandım. 11 gün yoğun bakımda kaldım. Bu sürede beynimde ödem oluşmuş. Epilepsi nöbeti geçirmişim. Bacaklarımda tendon kopması oluştu. 6 ay yürüyemedim. Şu anda bacaklarımda güç kaybı yaşıyorum. Sanıklardan şikayetçiyim" dedi.
Mahkeme heyeti duruşmayı erteledi.
















