Bu Silahları Bul da Göreyim Seni

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Ergenekon Soruşturması Kapsamında Ele Geçirilen Silahlarla İlgili Değerlendirmelerde Bulunurken; "Ergenekon İşi Ayrı, Silah İşi Ayrı.
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Ergenekon soruşturması kapsamında ele geçirilen silahlarla ilgili değerlendirmelerde bulunurken şöyle dedi:
"Ergenekon işi ayrı, silah işi ayrı. Bakın silahlar çıktı. Bu silahlar kime aittir? Kimden başkalarına geçmiştir? Derhal bu konunun üzerine gidilmeli kamuoyuna sağlam bilgiler verilmelidir. Silahı buldun, kendine güveniyorsan o silahtan çık, orada kimin parmak izi varsa onu ortaya çıkar da göreyim seni, çıkar onu. O silahlar oraya nasıl girdi, kime ait silahlar? Bunu araştıralım.
Siz sanıkları silaha bulaştırmayı bırakın da silahlardan hareket ederek sanıkları yakalayın"
Meclis'te partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada; soruşturma kapsamında önce insanların gözaltına alındığını, ardında da suçu kanıtlayacak delil arayışına girildiğini savunan Baykal, "Gözaltına alma uygulamaları tedbir değil, ceza uygulaması haline geldi. Alınan kimseler belli bir siyasi görüşe mensup kişiler. Önce insanlar alınıyor sonra delil aranıyor" diye konuştu.
-"ERGENEKON BAŞBAKAN'IN KAFASINDA ŞEKİLLENEN BİR DAVA"-
Dava ile ilgili her şeyin ortaya dökülmesi çağrısında bulunan Baykal, Ergenekon işinin Başbakan'ın kafasında şekillenmiş bir dava olduğu iddiasında bulundu.
Baykal şöyle dedi:
"Onun içine bir sürü konu yerleştirilmek istenmiştir. Yüzlerce sanık var. 90 kadar gözüküyor ama adı geçen yığınla insan var. Bunların birbirleriyle nasıl bir örgüt oluşturma durumuna dair şu ana kadar herhangi bir kanıt ortaya çıkmamıştır. Bütün her şey ortaya dökülsün. "Onlardan bir şeyler çıkarırız' anlayışı ile hukuk yürür mü? Önce insanlar alınıyor sonra o suçu kanıtlayacak delil arayışlarına giriliyor."
Çeteleri kimsenin savunamayacağını, ancak yürütülen soruşturmada ciddi yanlışlar yaplıdığını belirten Baykal Şunları dedi:
"Ergenekon işi ayrı, silah işi ayrı. Bakın silahlar çıktı. Bu silahlar kime aittir? Kimden başkalarına geçmiştir? Derhal bu konunun üzerine gidilmeli kamuoyuna sağlam bilgiler verilmelidir. Silahı buldun, kendine güveniyorsan o silahtan çık, orada kimin parmak izi varsa onu ortaya çıkar da göreyim seni, çıkar onu. O silahlar oraya nasıl girdi, kime ait silahlar? Bunu araştıralım.
Siz sanıkları silaha bulaştırmayı bırakın da silahlardan hareket ederek sanıkları yakalayın"
-TBMM BU KONUYA DERHAL EL KOYMALI-
Ergenekon soruşturması kapsamındaki bulunan silahların bulunması üzerine gidilmesi gerektiğini belirten Baykal şöyle dedi:
"Bu konuda iki önerge hazırladık. TBMM derhal bu konuya el koymalıdır. TBMM bu konuyu incelemelidir. Bu aydınlığa kavuşturulursa çok şey olur. Biz bu konuda çok net siyasi partiyiz. O silahlar nasıl oraya gelmiştir, biz bunun ortaya çıkmasını istiyoruz. Bu konu aydınlanmazsa çok şey olur. CHP'nin bu konudaki tavrı nettir. Devlet içinde çetelere yönelik her çalışmayı desteklemeye hazırız. Biz bu konuda çok net siyasi partiyiz. 1995'te Genel Başkan olduğumda, kendimi koalisyon içinde buldum. Başbakan ile 4 saat görüştüm ve sonra 'devlet kuşatma altında, Hükümet ortağı olmayı kabul etmiyoruz' diyerek, Hükümetten ayrıldık, Türkiye seçime gitti. 4-5 ay sonra da Susurluk patladı. Susurluk olayı çıktığında bunların abileri "faso fiso bunlar' derken, "gulu gulu dansı yapıyor' derken, biz tavrımızı ciddiyetimizi koyduk."
-GAZZE SALDIRISI-
CHP Genel Başkanı Baykal, İsrail'in Gazze saldırıları ve ateşkes ilan edilmesine ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.
Baykal bu süreçte Türkiye halkının konuya olan yaklaşımını takdir ederken, Hükümetin dış politikasını da eleştirdi.
Gazze'de yaşanan facia karşısında, toplumun dayanışma içine girdiğini anımsatan Baykal, şöyle dedi:
"Ama bu ıstırap karşısında devlet olarak bu durumu bir an önce ateşkese taşımak ve ateşkesin hızla ortaya çıkmasını sağlamak için atmamız gereken önemli adımlar vardı. Bu adımları atma konusundaki görevimizi maalesef bir kenara bıraktık. Bu konuya yönelik söylemlere, suçlamalara ağırlık veren, vatandaşların duygularını harekete geçirmeyi öngören bir bir dış politika üslubu içine girdik. Bu tutum, Türkiye'yi etkin diplomasi uygulama şansından yoksun bıraktı."
-"TÜRKİYE KONUŞTU, MISIR ETKİN OLDU"-
Türkiye'nin, sorunu bir an önce barışa taşıyacak etkin müdahaleler yapma şansını kaybettiğini kaydeden Baykal şöyle konuştu:
"Ortadoğu'da en çok konuşan ülke biz olduk, olayları yönlendirirken de devre dışında kalan ülke biz olduk. En çok biz konuştuk ama gerekeni yapamadık. Başbakan, nutuk attı. 'Gelin TBMM olarak İsrail'i insanlık dışı uygulamaları dolayısıyla kınayalım' diye önerge hazırladık, teklif ettik. 'Hayır' dediler, o önergeyi reddettiler. Mısır, bu sorunun çözümündeki anahtar ülke haline gelmiştir. Biz şikayet ettik, nutuk attık. Mısır, Fransa ile ateşkes projesi ortaya koydu."
Türkiye'nin, Filistin-İsrail çatışmasında, Filistin'in değil, Filistin'in içindeki bir örgütünün temsilcisi haline geldiğini iddia eden Baykal, "Başbakan'ın dün Brüksel'de yaptığı konuşmadan öğreniyoruz ki Hamas ile Filistin Kurtuluş Örgütü arasındaki çatışmada da Hamas'ın temsilcisi haline gelmişiz. Başbakan, Mahmud Abbas'ı suçluyor. Bu suçlama haklı mıdır, değil midir? O suçlamalara girmeye başlarsak, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile Hamas arasındaki çatışmada, taraf olmayı içimize sindirirsek çok yanlış iş yapmış oluruz" diye konuştu.
-EKONOMİK GELİŞMELER-
Son ekonomik gelişmelere de değinen Baykal, Türkiye'de ekonomik krizin daha da derinleşmekte olduğunu belirterek, "Kaygı verici gelişmeler sürüyor. Bunları dikkatle izliyoruz. Yani önce maalesef son açıklamalar Türkiye'de krizin daha da derinleşmekte olduğunu ortaya koymuştur. İşsizlik çok ciddi şekilde artış göstermiştir" dedi.
Özel sağlık kuruluşlarının, çoğunun batma tehlikesiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Baykal, sağlık kuruluşlarının, büyük sağlık monopollerine teslim edilmek istendiğini savundu.
Baykal, "Dünyanın hiçbir yerinde sağlık kuruluşları, birinci sınıf, ikinci sınıf diye ayrılmadığını kaydederek, "İkinci sınıf sağlık kuruluş ne demek? İkinci sınıf vatandaş mı var Türkiye'de ki ikinci sınıf sağlık kurumuna gitsin? Devletin görevi, her vatandaşını birinci sınıf denilen sağlık hizmetlerine kavuşturmaktır. Bir ayrım yapmayı, sağlık kuruluşları arasında sınıflandırma yapmayı içine sindiren Hükümet, vatandaşlar arasında sınıflandırma yapmayı içine sindirmiş demektir" dedi. (ANKA)
(BK/BÜN) (SON)
















