Eski AB Yüksek Temsilcisi Borrell'e göre ABD ve İsrail, Han'a yönelik iddialarla UCM'yi etkisizleştiriyor
Eski AB Dış Politika Temsilcisi Josep Borrell, ABD ve İsrail'in UCM Başsavcısı Kerim Han'a yönelik cinsel taciz iddialarını mahkemeyi etkisiz hale getirmek için kullandığını savundu. Borrell, taraf devletleri hukukun üstünlüğüne bağlı kalmaya çağırdı.
Eski Avrupa Birliği (AB) Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, ABD ve İsrail'in, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Kerim Han'a yönelik cinsel taciz iddialarını mahkemeyi içeriden etkisiz hale getirmek için kullandığını belirtti.
Borrell, Project Syndicate internet sitesinde yayımlanan makalesinde, UCM'ye taraf devletlerin, Başsavcı Han'ın görevine devam edip edemeyeceğine ilişkin gelecek hafta yapılacak oylamada hukukun üstünlüğü ilkelerine bağlı kalmaları çağrısında bulundu.
Bazı kurumsal çöküşlerin skandallarla değil, usul kuralları üzerinden, "iyi niyetli soruşturma ve hesap verebilirlik diline büründürülmüş sabotaj eylemleriyle" gerçekleştiğini belirten Borrell, "Ne olduğunu fark ettiğinizde ise hasar çoktan verilmiş olur." ifadesini kullandı.
Borrell, Han'a yönelik girişimlerde de benzer bir sürecin yaşandığını düşündüğünü belirterek, son gelişmelerin ABD ve İsrail'in aylardır ulaşmaya çalıştığı hedeflere hizmet ettiğini vurguladı.
UCM'ye taraf 125 devletten oluşan Taraf Devletler Meclisinin (ASP), 24 Temmuz'da Birleşmiş Milletler (BM) Genel Merkezi'nde Han'ın görevine ilişkin oylama yapacağını hatırlatan Borrell, Han hakkındaki cinsel taciz iddialarını inceleyen uzmanların herhangi bir delile ulaşamamasına rağmen, ASP'yi yöneten 21 üye devletin diplomatlarından oluşan Büro'nun, "görevi kötüye kullanma" gerekçesiyle Han'ın durumunu oylamaya sunmak istediğini ifade etti.
Borrell, ASP Bürosunun, Han'ın görevden alınmasına ilişkin oylama sürecini iki aşamalı usulden tek oylamaya dönüştürerek kendi kurallarından açık şekilde saptığını kaydetti.
Mahkemenin kendi kurallarına göre, görevi kötüye kullanma iddialarına ilişkin nihai kararı verme ve başsavcının görevden alınıp alınmayacağına hükmetme yetkisinin ASP'ye ait olduğunu belirten Borrell, buna rağmen ASP Bürosunun iki ayrı oylamayı, başsavcının görevden alınması için salt çoğunluğun yeterli olacağı tek bir oylamada birleştirme kararı aldığına dikkati çekti.
Borrell, bu adımın "salt bir formalite" olarak görülemeyeceğini belirterek, "İkinci sorunun birinciyle birleştirilmesi, henüz kanıtlanmamış bir suçlamaya ya da tamamen farklı bir meseleye dayanarak görevden almanın önünü açıyor." ifadelerini kullandı.
"Trump yönetimi ve Netanyahu aynı şeyi istiyor"
Borrell, Trump yönetimi ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, "Suç iddiaları ne kadar ağır olursa olsun, hiçbir uluslararası mahkemenin savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle askerlere, sınır görevlilerine ya da müttefiklerine dokunamamasını sağlama" hedefinde birleştiğini bildirdi.
Trump yönetimi ile Netanyahu'nun, "Han skandalını" UCM'yi etkisiz hale getirmek için önemli bir fırsat olarak gördüğünü ileri süren Borrell, "UCM'ye taraf devletler mahkemeyi içeriden yıkarsa, zaten dışarıdan yıkılmasına gerek kalmaz. Yargısal bulguyu görmezden gelip, kendilerini en çok rahatsız eden tutuklama emirlerine imza atan kişiye karşı siyasi bir oylama yapabilirler." ifadelerini kullandı.
Han'a yönelik sürecin kökeninin Nisan 2024'e dayandığını belirten Borrell, o dönemde bir grup ABD'li senatörün, İsrail Başbakanı Netanyahu hakkında tutuklama emri talep etmesi halinde Han'ı, "kendisinin de hedef haline geleceği" konusunda uyardığını, bunun aslında bir tehdit niteliği taşıdığını öne sürdü.
Borrell, Han'ın bu baskılara rağmen soruşturmayı sürdürerek Netanyahu ile dönemin İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkarılması talebinde bulunduğunu belirterek, Han'a yönelik soruşturmayı UCM'ye karşı yürütülen daha geniş kapsamlı bir saldırının parçası olarak değerlendirdi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Wall Street Journal'da yayımlanan ve UCM'yi "tuğla tuğla" sökme niyetini ortaya koyan yazısına da değinen Borrell, Washington yönetiminin daha önce Han, iki başsavcı yardımcısı ve sekiz yargıç olmak üzere 11 kıdemli UCM yetkilisine yaptırım uyguladığını, bu kişilerin banka hesaplarını dondurduğunu, kredi kartlarının yanı sıra Apple, Amazon ve PayPal hesaplarını da iptal ettiğini kaydetti.
Borrell, ayrıca Financial Times'ın haberine dayanarak, ABD Başkanı Donald Trump'ın mayıs ayında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile yaptığı görüşmede, Çin ve Rusya'ya UCM'ye karşı yürüttüğü girişimlere katılmaları yönünde teklifte bulunduğunu ileri sürdü.











