BM'den küresel konut krizi uyarısı

"Küresel kuzeyde, küresel güneyde, her yerde gençler ev satın alamıyor, ev kiralayamıyor. Yaşlılar evlerinde kalmaya maddi olarak güç yettiremiyor. Örneğin enerji dönüşümüne de bakmamız gerekiyor. Dolayısıyla uygun fiyatlılık açığını genişleten birçok darboğaz var"
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Yardımcısı ve BM Yerleşim Programı (UN-Habitat) İcra Direktörü Anaclaudia Rossbach, dünya genelinde gençlerin ev satın alamadığına, kiralayamadığına, yaşlıların ise evlerinde kalmakta zorlandığına dikkati çekerek, "Uygun fiyatlılık açığını genişleten birçok darboğaz var. Bu nedenle küresel bir konut kriziyle karşı karşıyayız." dedi.
Rossbach, İstanbul Valiliği himayelerinde, Sıfır Atık Vakfının koordinasyonunda Atatürk Havalimanı'nda düzenlenen "Sıfır Atık Forumu" kapsamında AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Kentlerin iklim değişikliğinin etkilerini ilk hisseden yerler olduğunu belirten Rossbach, sel, yangın, heyelan ve kuraklık gibi afetlerin doğrudan şehirleri etkilediğini dile getirdi.
Rossbach, gelecek yıllarda dünya nüfusunun büyük bölümünün kentlerde yaşayacak olması nedeniyle bu etkilerin daha da belirginleşeceğini vurguladı.
Özellikle kırılgan kesimlerin iklim krizinden daha fazla etkilendiğini ifade eden Rossbach, "Kritik zorluklardan biri, şehirlerimizi nasıl planladığımıza ve şehirlerimizin büyümesini nasıl yönettiğimize bakmaktır." diye konuştu.
Kontrolsüz kentleşmenin şehirleri iklim değişikliğinin etkilerine karşı daha kırılgan hale getirdiğini belirten Rossbach, daha kompakt kentler oluşturulmasının, yapılaşma alanlarının doğru belirlenmesinin ve toplulukların dayanıklılığının artırılmasının önem taşıdığını söyledi.
"300 milyon insan sokaklarda yaşıyor"
Rossbach, konut krizinin yalnızca gelişmekte olan ülkelerin değil, gelişmiş ülkelerin de ortak sorunu olduğuna işaret ederek, "Küresel kuzeyde de konut krizinin birçok etkisini görüyoruz. Örneğin evsizlik sorunu var. 300 milyon insan sokaklarda yaşıyor. Elbette, iklim değişikliğinin etkilerine karşı son derece savunmasızlar." ifadelerini kullandı.
Anaclaudia Rossbach, "Küresel kuzeyde, küresel güneyde, her yerde, gençler ev satın alamıyor, ev kiralayamıyor. Yaşlılar evlerinde kalmaya maddi olarak güç yettiremiyor. Örneğin enerji dönüşümüne de bakmamız gerekiyor. Dolayısıyla uygun fiyatlılık açığını genişleten birçok darboğaz var. Bu nedenle küresel bir konut kriziyle karşı karşıyayız." değerlendirmesinde bulundu.
Bu nedenle BM Habitat'ın 2026-2029 Stratejik Planı'nın merkezine konuta erişimi yerleştirdiğini, üye ülkeler ve şehirlerle birlikte uygun maliyetli konut çözümleri üzerinde çalıştığını dile getiren Rossbach, bunların, çalışmalarının kritik bir parçası haline geldiğini vurguladı.
"Kentler, iklim çözümlerinin de merkezinde yer alıyor" vurgusu
Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek BM İklim Zirvesi COP31'e ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Rossbach, son yıllardaki iklim konferanslarında şehirler ile ulusal hükümetleri bir araya getirmeye odaklandıklarını belirtti.
Rossbach, kentlerin yalnızca iklim değişikliğinin etkilerine maruz kalan alanlar olmadığını, aynı zamanda çözüm geliştiren aktörler haline geldiğini söyleyerek, birçok şehrin doğa temelli çözümler geliştirdiğini ve toplumlarla doğrudan iletişim kurarak dayanıklılık politikaları oluşturduğunu anlattı.
Yaptıkları araştırmalarda yeni nesil ulusal iklim taahhütlerinin büyük bölümünde kentlere ilişkin unsurların yer aldığını vurgulayan Rossbach, iklim değişikliği ile kentsel gelişim arasındaki ilişkinin artık daha fazla kabul gördüğünü dile getirdi.
Yerel yönetimlerin iklim değişikliğiyle mücadeledeki deneyimlerinin paylaşılmasının önemine değinen Rossbach, "Bu tartışmayı Antalya'da sürdürebiliriz, yerel yönetimleri bir araya getirerek, iklim değişikliğinin zorluklarıyla nasıl başa çıktıklarına bakabilir, onlardan ders çıkarabiliriz. Aynı zamanda ulusal hükümetlerin finansman, politikalar ve düzenlemeler yoluyla yerel eylemleri nasıl destekleyebileceğine de bakabiliriz." dedi.
"Mesaj çok açık, çok pragmatik, çok akıllıca, sıfır atık"
Sıfır Atık girişiminin iş dünyasını, sivil toplum kuruluşlarını ve yerel toplulukları ortak bir hedef etrafında buluşturmasının en önemli başarılardan biri olduğunu vurgulayan Rossbach, "Mesaj çok açık, çok pragmatik, çok akıllıca. Herkesin anlayabileceği bir mesaj olduğunu söyleyebilirim, sıfır atık. Bu nedenle bu mesajı iletmek ve sahada destek sağlamak kolay oldu." ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin liderliği ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan tarafından yürütülen çalışmaların BM nezdinde önemli karşılık bulduğunu belirten Rossbach, "Bunun BM tarafından tanınması, Türkiye'nin liderliği, First Lady'nin (Emine Erdoğan) Genel Sekreter'in sıfır atık danışma grubuna başkanlık etmesi çok önemliydi." diye konuştu.
Rossbach, öte yandan, sıfır atık hedeflerinin ve amaçlarının BM bünyesinde gerçekten ulaşılabilir olduğu mesajını paylaşabilecek yaklaşık 20 öncü şehir belirlediklerini söyledi.
İstanbul'daki forumdan beklentisinin, sıfır atık alanındaki uluslararası işbirliğinin güçlenmesi olduğunu dile getiren Rossbach, şehirlerin, yerel ve ulusal paydaşların deneyim paylaşımının önemine işaret etti.
Rossbach, "Bu topluluğun, İstanbul'dan daha güçlü, zorluğun üstesinden nasıl gelineceği, sıfır atık hedefine nasıl ulaşılabileceği konusunda genişletilmiş bilgi ve birikimle ayrılmasını umuyorum." dedi.
"Sıfır Atık Forumu"nun Antalya'da yapılacak COP31 Zirvesi için önemli bir adım olduğunu kaydeden Rossbach, "Bu nedenle, burada verilecek mesajı şekillendirmek elbette çok daha büyük bir küresel sahne olan Antalya'ya taşıma açısından çok önemli." diye konuştu.
Rossbach, atık yönetiminin sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayarak, "Atığımızı nasıl yönettiğimiz veya yönetemediğimiz, insanların yaşamlarında çeşitli sonuçlar doğuruyor." ifadesini kullandı.
Kötü yönetilen atıkların halk sağlığından istihdama, yaşam kalitesinden kentlerin sürdürülebilirliğine kadar birçok alanı olumsuz etkilediğine işaret eden Rossbach, "Bununla başa çıkmazsak, elbette bu, sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin önünde büyük bir engel olacaktır. Öte yandan bunu yönetebilirsek, o zaman sürdürülebilir kalkınma hedefleri için bir hızlandırıcı görevi görebilir." değerlendirmesinde bulundu.
















