Başbakan Erdoğan: Dink Davası Ankara'nın Derin Dehlizlerinde Kaybolmaz

Başbakan Erdoğan: Dink Davası Ankara'nın Derin Dehlizlerinde Kaybolmaz
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Arena Spor Salonu'nda Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi 1. Etap konutlarının hak sahipleri kura çekimi töreninde konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Arena Spor Salonu'nda Kuzey Ankara Girişi Kentsel Dönüşüm Projesi 1. Etap konutlarının hak sahipleri kura çekimi töreninde konuştu. Erdoğan; "İstanbul'da, sokak ortasında hunharca katledilen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Hrant Dink'in davası, hiç kimsenin endişesi olmasın, geçmişte olduğu gibi, Ankara'nın derin dehlizlerinde kaybolmaz, kaybolamaz. Türkiye artık eski Türkiye değil. Hiç kimsenin yaptığı yanına kar kalmaz." dedi.

Hakkari'de sokak ortasında patlatılan bombalı saldırıda bir öğrencinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Başbakan Erdoğan, yaşamını yitiren öğrencinin baba Aysal Yeşil'i arayarak başsağlığı dilediğini söyledi. Başbakan Erdoğan; "Bu saldırı terör örgütünün nasıl gözünün döndüğünün bir kanıtıdır. Çocukların arasında bomba patlatan alçakca zihniyeti lanetleyorum. Bu zihniyeti milletimin takdirine havale ediyorum" dedi.

Ankara'da Türkiye'nin en büyük kentsel dönüşüm projelerinden birinin önemli bir etabının geride bırakıldığını belirten Başbakan Erdoğan; "Bizzat ilgilendiğim, yakından takip ettiğim bu proje, sadece Türkiye'de değil, dünyada örnek teşkil eden bir proje. 7.5 milyon metrekare alanda biz bu projeyi gerçekleştiriyoruz. 2005 yılında 4 milyon metrekarelik 1. etaba başladık, kamulaştırma sürecini hemen tamamladık. 6 bin 500 gecekondunun yıkımını gerçekleştirken, 30 bin kişinin tahliye çalışmalarını tamamladık. Proje kapsamında toplam 8 bin 152 konut inşa ediceğiz. Bu konutlardan şuan da 3 bin 436 tanesi tamamlanmış durumda, 4 bin 716 konutunda inşası devam ediyor. Bu devasa boyuttaki proje tamamlandığında toplamda 7 bin 77 yeni konut üretmiş olacağız. Hesabımız, Haziran-Temmuz gibi, bu yeni Ankara'yı bitirmiş olacağız. Aynı zamanda, havaalanı ile Ankara merkez arasında bir metro için vaadimiz vardı, bunun çalışmasına da Ulaştırma Bakanlığı'mız başlıyor" diye konuştu.

"GAZİ'NİN ANKARA'SINA NE KAZANDIRDINIZ?"

Başbakan Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü; "1940'larda tek parti iktidarı altında hem Ankara'yı hem ülkeyi yönettiniz, çeşitli tarihlerde Ankara'da belediye başkanlığı, büyükşehir belediye başkanlığı görevlerini üstlendiniz. Gazi'nin Ankara'sına ne kazandırdınız 'Nerede bir eseriniz var' Gazi, Ankara'dan bu millete muasır medeniyetler seviyesini bir hedef gösterdi. Hayatı boyunca Türkiye'nin muasır medeniyetler seviyesini ulaşması için gayret gösterdi. Peki siz ondan devraldığınız emaneti ne yaptınız? Nereden aldınız, nereye taşıdınız?

Şimdi çıkmışlar bize, 19 Mayıs törenleri ile ilgili hakaretler ediyorlar. Kusura bakmayın beyler, 19 Mayıs'la veya Milli Bayramlar'la ilgili yönergeyi bizden önceki dönemler yapmışlar, biz yönergenin aslına uygun bir şekilde sadece uygulanmasını istedik. Başka bir şey değil. Miliyeti de, milleti de, vatan sevgisini de biz sizden öğrenecek değiliz. Bizim 81 ildeki eserlerimiz bu millete olan sevgimizin göstergesidir.

Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Bahçeli siz 19 Mayıs törenlerini bu kadar severdiniz de, neden Samsun'daki hatıralara bugüne kadar el atmadınız. Samsun'u biz devraldığımızda bir harabeydi, ama şimdi Samsun'u tanıyamazsınız. Niye ? Çünkü bir zihniyet devrimi yaşandı. Samsun'da belediye 10 yıl CHP'nin elindeydi."

"KILIÇDAROĞLU'NUN ABD BAŞKAN ADAY ADAYI RİCK PERRY'DEN FARKI YOK"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun Brüksel'deki Avrupa Sosyalist Partiler Kongresi'ndeki konuşmasını eleştiren Başbakan Erdoğan; "Böyle anamuhalefet partisi genel başkanı olur mu ya, nasıl genel başkan bu? Kendi ülkesinin, bu milletin çıkarlarını gözetmeyen, yurt dışında kendi ülkesini şikayet eden, ekonomiyi kötüleyen, karalayan bir anamuhalefet partisi genel başkanı olabilir mi? Maalesef Türkiye'de var... Bakın Brüksel'de, Avrupa Sosyalist Partiler Kongresi'nin panelinde konuşuyor ve aynen şu ifadeleri kullanıyor; 'Dünyada cari açıkta bir numarayız' diyor. Doğruyu söylemediği gibi, bunu Brüksel'de yabancılara ifade ediyor. 'Hapisteki gazeteci sayımız Çin'den fazla, medya özgürlüğü yok' diyor. Bunu da Brüksel'de söylüyor. 'Bizim yöneticilerimiz Arap ve Ortadoğu yöneticilerine özeniyor' diyor. 'Türkiye'de ekonomik iyileşmenin abartıldığını' söylüyor. Tekrar ediyorum, bunları CHP grup toplantısında değil, Brüksel'de, yabancıların önünde söylüyor. Allah aşkına, Türkiye ile ilgili cahilce açıklamalar yapan, ABD Cumhuriyetçi başkan aday adayı Rick Perry ile bizim anamuhalefet partisi genel başkanı arasında ne fark var? Fark şu; birisi Teksas'ta yaşıyor, diğeri

Ankara'da. Birisi Teksas'tan Türkiye'ye Fransız, diğeri Ankara'dan Türkiye'ye Fransız..." dedi.

"DİNK DAVASI ANKARA'NIN DERİN DEHLİZLERİNDE KAYBOLMAZ"

"Ankara'yı bu milletin, bu coğrafyanın umudu haline getirdik." diyen Başbakan Erdoğan, Ankara'nın derinlerine, kılcal damarlarına işlemiş olan suç örgütlerini, derin ilişkileri tek tek deşifre ettiklerini belirtti.

Başbakan Erdoğan, Ankara'nın yüreğinin Van ile Uludere ile birlikte olduğunu belirterek Hrant Dink davasına da değindi. Başbakan Erdoğan; "Ankara artık, kendi sınırlarının ötesini göremeyen bir miyop değil. Ankara, sadece Gazze'yi, Kudüs'ü, Şam'ı, Somali'yi görüp, yanı başındaki illere tepkisiz bir hipermetrop da değil. Ne Uludere'deki 34 vatandaşımızın, ne de İstanbul'da, sokak ortasında hunharca katledilen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Hrant Dink'in davası, hiç kimsenin endişesi olmasın, geçmişte olduğu gibi, Ankara'nın derin dehlizlerinde kaybolmaz, kaybolamaz. Türkiye artık eski Türkiye değil. Hiç kimsenin yaptığı yanına kar kalmaz. Hiçbir tezgah, hiçbir komplo, hiçbir provokasyon gizli kalamaz" dedi.

Başbakan Erdoğan sözlerine şöyle devam etti; "Bir kere şunu herkes bilsin; 6 farklı dilde, aynı ezgiyle, aynı duyguyla söylenen Sarı Gelin türküsünü, Şişli'de sıkılan bir kurşun susturamaz. Hükümet olarak yürütme olarak bugüne kadar bizim sorumluluğumuz neyse biz onu hakkıyla yerine getirmenin gayreti içinde olduk. Bundan sonra da aynı samimi gayreti göstereceğiz. Bakınız olay olmuştur ve 32 saatte faili yakalanmıştır. Bu, yürütmenin bu konu üzerinde ne kadar hassas olduğunu, ne kadar bu işte işi sıkı tuttuğunun bir ifadesidir. Dolayısıyla şu anda sağda solda köşelerinde yazı yazanlar yürütmeye konuşurken, hükümetimize konuşurken önce kendilerine şöyle bir çeki düzen versinler de ondan sonra konuşsunlar. Bu bir faili meçhul olmamıştır. Anında işin üzerine gidilmiş ve 32 saatte neticelendirilmiştir. Bunların bağlantıları şu, bu, vesaire... Bu ülkede yargı yürütmeye neyi bu noktada isterse, yürütmeden isterse yürütme onu yapar. Yapmıyorsa o zaman bütün bu sorumluluğun altına bizzat imzamızı atarak biz gireriz ama bu ülkenin bir yasama yürütme, yargı erki olduğun da herkesin bilmesi lazım. Yeri geldiği zaman 'diktatörlük', yeri geldiği zaman 'demokrasi' diyeceksin. O zaman demokraside biz bileceğiz ki kuvvetler ayrılığı prensibi var. Bunun gereği neyse onu yapacağız. İşte biz, bunu yapıyoruz ve yaptık. Hiç kimse ama hiç kimse sanki hükümet yargılama yapıyormuş gibi faturayı hükümete kesme yanlışına düşmemelidir. Yargılama süreçlerini hükümetten bilenler de hata yaparlar. Hükümetin süreçlere müdahale etmesini isteyenler de yanlış yaparlar. AK Parti'nin aklığına temizliğine kimse leke süremez gölge düşüremez. Kaldı ki Dink davasında da dosya kapanmamış süreç tamamlanmamıştır. Devam eden bir süreç var. Temyiz aşamasında umuyorum ki yargı şüpheleri giderecek kamu vicdanını rahatlatacak adımları atacaktır."

Kaynak: Demirören Haber Ajansı