ANALİZ - Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi’nin Türkiye ziyareti: İkili ilişkilerden bölgesel işbirliğine

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

- Türkiye ile Irak arasındaki ilişkiler bugün geleceği inşa eden bir stratejik ortaklık modeline dönüşüyor. Güvenlikten kalkınmaya, su kaynaklarından enerjiye kadar geniş bir alana yayılan bu işbirliği, bölgenin tamamının yararına olacak bir istikrar çerçevesi sunuyor.

Anadolu Ajansı Stratejik Analiz Müdürü Dr. Bilgay Duman, Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi'nin Türkiye ziyaretini ve çıktılarını AA Analiz için kaleme aldı.

***

Irak Başbakanı Ali ez-Zeydi 14 Temmuz'da ilk yurt dışı ziyaretini ABD'ye gerçekleştirmesinin ardından 23 Temmuz'da İran'ı, 28 Temmuz'da ise Türkiye'yi ziyaret etti. Zeydi'nin Türkiye ziyareti, bir önceki Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani döneminde yakalanan ivmenin bir devamı niteliğinde. Bu devamlılığın yapılan anlaşmalarla da somut çıktılara dönüştüğü görülüyor. Bu bağlamda, iki ülke arasında imzalanan beş anlaşma arasında Fişhabur-Ovaköy Sınır Kapısı Üzerinden Demiryolu ve Karayolu Taşımacılığına İlişkin Mutabakat Zaptı ve Doğal Kaynaklar Karşılığında Irak Cumhuriyeti İçerisinde Ulaştırma Altyapısının Geliştirilmesine İlişkin Çerçeve Mutabakat Zaptı özellikle öne çıkıyor. Zira, Zeydi'nin Türkiye ziyareti öncesi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu'nun kısa aralıklarla Bağdat'a gitmesinin tesadüf olmadığı söz konusu mutabakatlarla görülüyor. Türkiye ve Irak ilişkilerinin planlı ve sistematik somut adımlar üzerine kurgulandığını söylemek mümkün. Bu bağlamda, her iki ülke de pragmatist ve gerçekçi bir duruş sergiliyor.

İkili ilişkilerde ana sütun: Ekonomi

Türkiye- Irak ilişkilerinin geçmişine bakıldığında özellikle Sudani dönemine kadar inişli çıkışlı bir süreç olduğu görülüyor. Ancak Sudani dönemiyle birlikte Türkiye-Irak ilişkilerinde bir ivmelenme söz konusu oldu. İki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler ivmelenmenin üzerine oturduğu ana ekseni oluşturuyor. Bu noktada Türkiye ve Irak'ın en sorunsuz ve güçlü işbirliği geliştirebileceği alana odaklandığı görülüyor. Ekonomik alanda atılacak işbirliği adımlarıyla iki ülkenin farklı bakış açıları geliştirdiği alanlardaki makasın da daraltılması hedefleniyor.

Bu bağlamda, Zeydi'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile düzenlenen ortak basın toplantısında "Aslında coğrafya doğal olarak bize iki nehir vermiş. Üçüncü nehri de istiyoruz. Artık bu nehir, ekonomi nehri olsun, bu da tabii Kalkınma Yolu'dur." vurgusu bu anlamıyla dikkat çekici. Bu konuda Irak'ın da desteğiyle Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'nın (TPAO) Kerkük'te faaliyet gösteren BP Energy Company of Kirkuk Limited'in (BPECKL) yüzde 15'lik hissesini devralması, Irak'ın Türkiye ile işbirliğine verdiği önemi gösteriyor. Ayrıca Zeydi'nin ziyareti öncesinde Irak Bakanlar Kurulu'nun 25 Temmuz'da, Türkiye-Irak Su Alanında İş Birliği Çerçeve Anlaşması'nın etkinleştirilmesini ve anlaşma kapsamındaki projelerin finansman mekanizmasının 1 Eylül 2026'dan itibaren yürürlüğe girmesini kararlaştırmasını da bir iyi niyet göstergesi olarak okumak mümkün. Zira Zeydi de siyasetçiden çok "iş adamı" kimliğiyle ön plana çıkıyor. Zeydi'nin bu kimliği, siyasete bakış açısında da bir pragmatizm sağlıyor. Yani Irak'ın iç dinamikleri ve çevresel faktörler dışarıda tutulduğunda karşılıklı bir kazanç olduğu sürece Zeydi ile diyaloğu sürdürmek daha kolay olacak gibi görünüyor.

-Bölgesel sahiplenme ve bağlantısallığın somut karşılığı: Kalkınma Yolu

Burada Kalkınma Yolu Projesi önemli bir kaldıraç görevi görüyor. Özellikle ABD-İsrail/İran Savaşı'ndan sonra Hürmüz Boğazında yaşanan kriz, Kalkınma Yolu Projesi'ni daha da kritik bir noktaya taşıdı. Irak petrolünün neredeyse yüzde 80'i Basra Körfezi'nden taşınıyor. Hürmüz Boğazı da buradaki tek çıkış noktası konumunda. Yani Hürmüz'deki kilitlenme bütçesinin neredeyse yüzde 95'ini petrol gelirlerinden sağlayan Irak için büyük bir krize yol açtı. Hatta Irak hükümeti bir süre memur maaşlarını dahi ödemekte zorlandı. Bu noktada Irak'ın kuzey hattını genişletmesi şart görünüyor. Bu nedenle Türkiye ve Irak arasında 27 Temmuz'da sona eren Kerkük-Ceyhan Petrol Boru Hattı Anlaşması'nın yenilenmesine dair görüşmeler yürütülürken, diğer taraftan Zeydi'nin ABD ziyaretinde Irak ve Suriye arasında Kerkük-Banyas petrol hattının yeniden inşasına ilişkin de bir anlaşma imzalanmıştı. Öte yandan Suriye ve Irak arasındaki Yarubiye-Rabia Sınır Kapısı nisan ayında on yılı aşkın bir aradan sonra yeniden açıldı. Irak petrol ürünleri tankerlerle Baniyas'a taşınıyor. Temmuz ayında Irak menşeli yakıtın Banyas üzerinden ABD'ye gönderilmesi de bu güzergahın geçici bir çözüm olmaktan çıkabileceğini gösterdi. Aslında bu adımlar tam da Türkiye'nin "bölgesel sahiplenme ve bağlantısallık" üzerinden yürüttüğü dış politikasıyla uyumlu. Türkiye özellikle Irak ve Suriye arasında sağlanan angajmanın da ilerletilmesini destekliyor. Zira Kalkınma Yolu Projesi'ne Suriye'nin de dahil edilmesi konuşulan konular arasında.

-İlişkilerin güvenlik boyutu

Tüm bunların dışında her ne kadar ziyaret kapsamında geniş bir yer bulmasa da hem Irak'ın iç dinamikleri hem de bölgesel çatışmalar güvenlik meselesini de iki ülke ilişkileri açısından kritik bir konuma oturtuyor. Nitekim Irak, "Terörsüz Türkiye" sürecinde işbirliğinin geliştirilmesi gereken ülkelerden biri. Bugün Irak toprakları terör örgütü PKK'nın ana coğrafyası konumunda. Bu nedenle iki ülke arasında oluşturulan güvenlik mekanizmasının işletilmesi "Terörsüz Türkiye'den terörsüz bölgeye" geçiş aşamasında oldukça önemli.

Diğer taraftan her ne kadar Donald Trump, Zeydi'nin ABD ziyaretinde kendisini ve Irak'ı övse de ABD, Irak'ı vurmaya devam ediyor. Aynı şekilde İran'ın da Irak topraklarına yönelik saldırıları sürüyor. Nihayetinde Irak ve Suudi Arabistan arasında da ABD/İsrail-İran Savaşı'nın bölgesel yansımaları ve genişleyen çatışma coğrafyasının etkilerini görmek mümkün. Nitekim, 28 Temmuz'da Irak'tan havalandığı belirtilen insansız hava araçlarının (İHA) Suudi Arabistan topraklarını hedef aldığı açıklanırken, ABD'nin de Suudi Arabistan ile koordinasyon içinde Irak'taki milis gruplara yönelik operasyonlar yürüttüğünü duyurması dikkat çekiciydi. Haşdi Şabi de ABD ve Suudi Arabistan tarafından gerçekleştirilen saldırılarda en az 20 mensubunun hayatını kaybettiğini açıkladı. Zeydi Türkiye'yi ziyaret etmeden önce yaptığı açıklamada Suudi Arabistan'ı da ziyaret edeceğini söylemişti. Irak ve Suudi Arabistan arasında yaşanan bu çatışma dinamiği de düşünüldüğünde tüm bu denklem içerisinde Irak'ın doğrudan bir çatışma yaşamadığı ve Zeydi'nin ziyaret ettiği tek ülke Türkiye olacak gibi duruyor. Bu durum Türkiye ve Irak arasındaki güvenlik işbirliğinin önümüzdeki süreçte daha da geliştirilmesi konusunda yeni adımlar atılmasını beraberinde getirebilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da Türkiye'nin Irak'ın ihtiyaç duyduğu savunma sanayi ürünlerinin tedariki konusunda üzerine düşeni yapmaya hazır olduğunu ifade etmesi dikkat çekici oldu.

Her ne kadar bölgesel çatışma dinamiği devam etse de Zeydi'nin Türkiye ziyareti ve son gelişmeler, iki ülke liderinin Ankara ile Bağdat'ın ilişkileri güçlendirme yönündeki siyasi iradesini ortaya koyuyor. Türkiye ile Irak arasındaki ilişkiler bugün geleceği inşa eden bir stratejik ortaklık modeline dönüşüyor. Güvenlikten kalkınmaya, su kaynaklarından enerjiye kadar geniş bir alana yayılan bu işbirliği, bölgenin tamamının yararına olacak bir istikrar çerçevesi sunuyor. Bu sürecin kalıcı ve sürdürülebilir hale gelmesi ise ilişkilerin kurumsal bir kimlik kazanmasına bağlı. Zeydi'nin ziyareti bu adımların atılmaya devam ettiğini kanıtlar nitelikte. Eğer bu doğrultuda kararlılık sürdürülürse, Türkiye-Irak ilişkileri sadece bölgesel barışı güçlendirmekle kalmayacak, aynı zamanda Orta Doğu'da bölgesel bir işbirliği modeline dönüşecektir.

[Dr. Bilgay Duman, Anadolu Ajansı Stratejik Analiz Müdürüdür.]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak: AA
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.