Adalet Bakanı Gürlek, eski Özel Harekat Başkanı Oktay'ın ailesiyle görüştü

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Adalet Bakanı Akın Gürlek, 2009'da ölümü 'intihar' olarak kaydedilen eski Özel Harekat Dairesi Başkanı Behçet Oktay'ın ailesiyle bir araya geldi. Görüşmede, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında FETÖ'nün parmak izinin araştırıldığını ve dosyanın aydınlatılacağını belirtti. Aile, olayla ilgili şüphelerini dile getirdi.

Adalet Bakanlığınca, Bakan Akın Gürlek'in, eski Özel Harekat Daire Başkanı Behçet Oktay'ın ailesiyle görüşmesine ilişkin açıklamada bulunuldu.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Gürlek, 25 Şubat 2009'da park halindeki aracında vefat etmiş halde bulunan ve ölümü kayıtlara 'intihar' olarak geçen eski Özel Harekat Dairesi Başkanı Behçet Oktay'ın oğlu Burak Oktay ve kız kardeşi Şule Oktay ile bir araya geldi.

Bakan Gürlek görüşmede, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının karanlık kalmış, henüz aydınlatılmamış cinayetlerin ortaya çıkarılması için yaptığı çalışmaları hatırlattı. Gürlek, "Bu konuda da özellikle ailelerimizle görüşme yapıyoruz. Çünkü sizin gözlemleriniz, ilk olay anında gördükleriniz, bilgileriniz sıcağı sıcağına çok önemli. Bu konuda toplantılara önem veriyoruz. Tekrardan başınız sağ olsun." ifadelerini kullandı.

Bakan Gürlek, olayın gerçekleştiği tarihte Oktay'ın Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) radarında olduğunun altını çizerek, "Çok önemli. O tarihlerde Sayın Müdürümüz, FETÖ'nün radarındaydı. Vazifesini yaptığı dönem, örgütün tam palazlanmaya başladığı zaman, 2009 yılı." değerlendirmesini yaptı.

Özellikle 2007-2010 yılları arasındaki olayların, çok ayrıntılı incelendiğini belirten Gürlek, "Hrant Dink, rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu cinayeti. Daha sonra da rahmetli Behçet Oktay'ın ölümünden dolayı bu tarihlere iyi bakıyoruz. Özellikle burada FETÖ'nün parmak izi çıkabilir mi? Çünkü genelde bir organize eylem olabiliyor." ifadelerini kullandı.

Gürlek, olayda şüpheli hareketlerin olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Özellikle olay tarihindeki bir bölgesel baz istasyon çalışması yapılması gerekiyor. Genişletilmiş. Yani telefon sinyalleri kimler bulunuyor? Gerekirse geçmiş örnek kamera görüntülü var mı? Kimler irtibatlı? Onlara bakmak lazım. Müdahale eden, ilk olaya müdahale eden kimler? İşte görevli polisler kimler o tarihteki..."

"Günümüz teknolojisi gelişti"

Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığında görev yapan personelin, "profesyonel" olduğuna dikkati çeken Gürlek, şöyle devam etti:

"Zaten bu birimi kurma amacımız da özellikle ayrı bir bakış açısıyla, ayrı bir gözle dosyada henüz aydınlatılmamış ya da ortaya çıkarılmamış teknik delilleri ortaya çıkartmak. Tabii şu an günümüz teknolojisi gelişti. Daha fazla, daha farklı yöntemlerle inceleme yöntemimiz var. Arkadaşlarımız çalışıyor. Burada daire başkanımız var, altındaki hakimlerimiz var. Savcılarımızla, Ankara Başsavcılığımızla da irtibatta."

Bakan Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının kurulduğu tarihten bugüne kadarki çalışmaları neticesinde 27 dosyada 30 failin bulunduğunun altını çizdi.

En ufak bir ayrıntıyı bile değerlendirdiklerini dile getiren Gürlek, "Ama burada özellikle o tarihteki atmosfere bakmak lazım. Yani rahmetlinin öldürüldüğü ya da intihar eyleminin gerçekleştiği tarih 2009 tarihi. O tarihteki Türkiye atmosferine bakmak lazım. Yani burada kimin menfaatine olacak bu eylem. Özellikle biz devlet olarak yanınızdayız, sonuna kadar bu işle mücadele edeceğiz. İnşallah burada karanlık bir nokta kalmayacak. Sonuna kadar bu işin peşini bırakmayacağız. Suçlu varsa da bunu çıkartmak devletin görevi." ifadelerini kullandı.

"Dosyada hiçbir inceleme yapılmadı"

Oktay'ın kız kardeşi Şule Oktay da dönemin Taraf ve Zaman gazetelerinin Ergenekon soruşturmaları sürecinde Behçet Oktay'ı gündeme taşıdığını belirterek, sürekli mobbing haberler yapıldığını ifade etti.

Olay günü eve gelip yemek yemeyi planlayan Behçet Oktay'ın son anda bir yemek organizasyonuna gittiğini ifade eden Şule Oktay, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gece saat 03.00'te kapımız çaldı, 'Behçet Oktay intihar etti' diye. Saat 04.00'te bizim biletlerimiz alındı. Apar topar uçağa bindirildik. Birinci haftasında yeğenlerim çağırılmış. Soruşturma bitti. Yani dosyada hiçbir inceleme yapılmadı, bizim bilgimize dahi başvurulmadı. 2 adet cep telefonu var bunlara yer verilmedi. Kasasının anahtarı alınmış götürülmüş, telefonla görüşmeler yapılmış. Dosyayı kapattılar."

"Ağabeyim sağ eliyle çay bile karıştırmazdı." diyen Şule Oktay, Behçet Oktay'ın her iki elinde de barut artığı bulunduğuna ilişkin kayıtların, "şüphe uyandırıcı "olduğunu belirtti.

"Silahtaki mermiler babamın mermileri değil"

Behçet Oktay'ın oğlu Burak Oktay da silahtaki mermilerin hiçbirinin babasına ait olmadığını dile getirerek, "Babam hep aynı mermileri kullandı. Yedek şarjör olan mermiler aynı ama silahtaki mermiler babamın mermileri değil." ifadesini kullandı.

Oturdukları lojmandaki komşularının çoğunun daha sonra FETÖ'den firari olduğunu belirten Burak Oktay, "Mesela buna babamın korumaları da şahit. Ondan sonra zaten bu oturduğumuz lojman itibarıyla bütün komşularımız FETÖ'den firariler. Babamı 'Hizbullah militanı' diye dinlemeye aldırdılar. Firari Recep Güven 'kendisini öldürttü' yorumunu yaptı." değerlendirmesinde bulundu.

Şule Oktay ve Burak Oktay konuyla yakından ilgilenmesi ve kendilerini kabul etmesinden dolayı Adalet Bakanı Akın Gürlek'e teşekkür etti.

Kaynak: AA
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.