ABD'de ICE kaynaklı gerilimler: Göçmen politikası neyin habercisi?
Princeton Üniversitesi Sosyoloji ve Kamu Politikaları Profesörü Filiz Garip, ABD İç Güvenlik Bakanlığının göçmenlere karşı başlattığı operasyonu ve bu operasyonun yerel ve küresel etkilerini AA Analiz için kaleme aldı.
Princeton Üniversitesi Sosyoloji ve Kamu Politikaları Profesörü Filiz Garip, ABD İç Güvenlik Bakanlığının göçmenlere karşı başlattığı operasyonu ve bu operasyonun yerel ve küresel etkilerini AA Analiz için kaleme aldı.
***
Aralık ayının başında ABD İç Güvenlik Bakanlığı, Operation Metro Surge [1] adlı büyük bir göçmenlik operasyonu başlattı. Yetkililer bu operasyonu bugüne kadarki en kapsamlı [2] uygulama olarak tanımladı. Binlerce federal görevli - Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) ve sınır güvenliği birimleri dahil -Minneapolis–Saint Paul bölgesine gönderildi. Operasyonun dikkati çekici yanı, ABD'nin güney sınırından çok uzakta, büyük bir metropol alanında yürütülmesiydi. Amaç, göçmenlerin gözaltına alınmasını ve sınır dışı edilmesini artırmaktı.
6 Ocak'ta yaklaşık 2 bin [3] federal görevlinin bölgeye sevk edildiği bildirildi. Ertesi gün, güney Minneapolis'te bir denetim sırasında bir ICE görevlisi, 37 yaşındaki ABD vatandaşı Renee Nicole Macklin Good'u vurarak öldürdü. [4] Yetkililer bunun meşru müdafaa olduğunu söyledi; ancak birçok kişi bu açıklamaya inanmadı. Ortaya çıkan görüntüler de bu anlatı hakkında ciddi soru işaretleri yarattı. Olay büyük tepki yarattı. Minneapolis'te ve ülkenin birçok yerinde protestolar başladı. On binlerce [5] insan sokağa çıktı. Gösteriler yalnızca göçmenlik politikalarını değil, federal güç kullanımının sınırlarını da tartışmaya açtı.
16 Ocak'ta Minnesota eyaleti ile Minneapolis ve Saint Paul şehirleri, bu operasyonu durdurmak için federal hükümete dava açtı. [6] Davada, uygulamaların anayasal hakları ihlal ettiği ve halka zarar verdiği savunuldu. Bugün hala federal mahkemelerde ICE'in yetkileri ve yöntemleriyle ilgili davalar sürüyor.
24 Ocak'ta Minneapolis'te yaşanan yeni bir ölüm, [7] tartışmaları daha da alevlendirdi. Basına yansıyan bilgilere göre, federal görevlilerle yaşanan bir karşılaşma sırasında Alex Pretti hayatını kaybetti. Olayın ayrıntıları henüz netleşmiş değil ve yetkililer soruşturmanın sürdüğünü söylüyor. Ancak ikinci ölüm haberi, kentteki öfkeyi ve güvensizliği derinleştirdi. Birçok kişi için bu durum, meselenin artık tekil bir olay olmadığını, daha geniş ve sistematik bir soruna işaret ettiğini düşündürüyor. Yerel yöneticiler ve sivil toplum örgütleri, art arda yaşanan bu ölümlerin kamu düzeni kadar kamu güvenini [8] de zedelediğini vurguluyor. Böylece Minneapolis, göçmenlik uygulamalarının yalnızca hukuki değil, aynı zamanda toplumsal sonuçlar doğurduğu bir örnek haline geliyor.
ABD'de federal hükümet ve yerel yönetimler arasındaki çekişmeler
ABD'de federal yönetim ve yerel idareler arasındaki çatışmalar yeni değil. ABD'de eyaletlerle federal hükümet uzun zamandır göçmenlik konusunda karşı karşıya [9] geliyor. 2010'da Arizona eyaleti, polise insanların göçmenlik statüsünü sorma yetkisi veren bir yasa çıkardı. Federal hükümet bu yasaya karşı dava açtı. [10] 2012'de Yüksek Mahkeme, yasanın önemli bölümlerini iptal etti.
Benzer şekilde, 2022 ve 2023'te Texas Valisi Greg Abbott, sınırdan geçen göçmenleri otobüslerle [11] New York ve Chicago gibi Demokratların yönettiği şehirlere gönderdi. Bu da Washington'daki yönetime açık bir siyasi mesaj olarak görüldü.
Bu örnekler, göçmenlik uygulamalarının çoğu zaman partiler arası bir mücadeleye dönüştüğünü gösteriyor. Cumhuriyetçi yöneticiler genellikle sert uygulamaları Demokrat şehirlerde öne çıkarıyor. Demokrat yönetimler ise Cumhuriyetçi eyaletlerin bu adımlarını mahkemelerde durdurmaya çalışıyor.
Bu yüzden bugünkü göçmenlik politikalarını sadece güvenlik meselesi olarak görmek eksik olur. Tıpkı sınır duvarı [12] tartışmalarında olduğu gibi, bu politikalar aynı zamanda güçlü bir sembolik anlam taşıyor. Sınır duvarı, göçü ne ölçüde durdurduğu tartışmalı olsa da, "sertlik" ve "kontrol" mesajı verdiği için siyasetin merkezinde yer aldı. Bugünkü göçmenlik politikaları da benzer şekilde, görünür ve sert adımlar seçmenlere bir şeyler yapıldığı izlenimini veriyor. Bu tür adımlar, gerçek etkilerinden bağımsız olarak güçlü ve kararlı bir görüntü yaratıyor.
Oysa daha sessiz ama etkili çözümler çoğu zaman geri planda kalıyor. Örneğin E-Verify adlı sistem, işverenlerin çalışanlarının yasal statüsünü kontrol etmesini sağlıyor. Buna rağmen Texas'ta bu sistem, özel sektör için büyük ölçüde zorunlu değil. [13] Yani bir yandan sert operasyonlar yapılırken, diğer yandan kaçak işçi çalıştırılmasına göz yumulabiliyor.
Göçmen operasyonları ve ABD'nin imajı
Bu tartışmaların bir diğer boyutu da, bu tür operasyonların şehirlerde yarattığı uzun vadeli etki. Göçmenlik uygulamaları sertleştikçe, yalnızca göçmenler değil, şehirde yaşayan herkes etkileniyor. İnsanlar kamusal alanlarda daha tedirgin hale geliyor. Federal görevlilerin varlığı, özellikle geçmişte polisle kötü deneyimler yaşamış topluluklarda korku ve güvensizlik yaratıyor. Yerel yönetimler, bu durumun halk ile kamu kurumları arasındaki ilişkiyi zedelediğini söylüyor. [14] Polisle işbirliği yapmak, suç bildirmek ya da tanıklık etmek daha zor hale gelebiliyor. Bu da kamu güvenliğini artırmak yerine, bazı durumlarda tam tersine sonuçlar doğurabiliyor.
Ayrıca, bu tür operasyonların maliyeti de göz ardı edilmiyor. Yerel kaynaklar, mahkemeler ve acil hizmetler üzerinde ek yük oluşuyor. Tüm bunlar, göçmenlik politikasının yalnızca sınırda ya da kağıt üzerinde değil, şehirlerin günlük hayatında da somut ve kalıcı etkiler yarattığını gösteriyor.
Sonuçta ortaya çıkan tablo şu: Göçmen politikası, gerçek çözümlerden çok siyasi mesajlara dayanıyor. ABD, dünyanın en büyük [15] göçmenlik gözaltı sistemine sahip bir ülke olarak bu alanda örnek teşkil ediyor. Bu nedenle burada atılan adımlar yalnızca iç politikayı etkilemekle kalmıyor. ABD'nin göçmenliği nasıl ele aldığı, sadece kendi iç siyasetini değil, diğer ülkelerin de bu konuya nasıl yaklaşacağını etkiliyor. Minneapolis'te yaşananlar, daha büyük hikayenin yalnızca bir parçası. Bu nedenle mesele yalnızca bugünkü uygulamalar değil, bu uygulamaların gelecekte nasıl normalleşeceği ve hangi sınırların kabul edilebilir sayılacağıdır.
[1] https://www.minnpost.com/greater-minnesota/2026/01/ice-takes-operation-metro-surge-into-greater-minnesota/
[2] https://apnews.com/article/immigration-enforcement-ice-noem-minnesota-somali-db661df6de1131a034da2bda4bb3d817
[3] https://www.pbs.org/newshour/politics/2000-federal-agents-sent-to-minneapolis-area-to-carry-out-largest-immigration-operation-ever-ice-says
[4] https://kstp.com/kstp-news/top-news/ice-agent-shoots-kills-woman-in-minneapolis/
[5] https://www.reuters.com/world/us/fatal-ice-shooting-minneapolis-activist-sets-stage-national-protests-2026-01-10/
[6] https://www.minneapolismn.gov/news/2026/january/ag-lawsuit/
[7] https://www.nytimes.com/live/2026/us/minneapolis-shooting-ice
[8] https://sahanjournal.com/public-safety/minnesota-police-concerns-federal-immigration-agents/
[9] https://www.nyulawreview.org/wp-content/uploads/2018/08/NYULawReview-88-6-Gulasekaram-Ramakrishnan.pdf
[10] https://www.justice.gov/archives/opa/pr/citing-conflict-federal-law-department-justice-challenges-arizona-immigration-law
[11] https://www.migrationpolicy.org/article/migrant-asylum-seeker-busing
[12] https://books.google.com.tr/books'hl=en&lr=&id=GVxUEAAAQBAJ&oi=fnd&pg=PR5&dq=Peter+Andreas+border+games&ots=lFGeSr7155&sig=SbwcNwtGfGnmcgrt216LpVC9IxQ&redir_esc=y#v=onepage&q&f=false
[13] https://www.texastribune.org/2025/06/05/texas-e-verify-requirements-immigration/
[14] https://sahanjournal.com/public-safety/minnesota-police-concerns-federal-immigration-agents/
[15] https://www.globaldetentionproject.org/countries/americas/united-states
[Filiz Garip, Princeton Üniversitesi Sosyoloji ve Kamu Politikaları Profesörüdür.]
Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.














