AB Dış Politikasında Kaja Kallas ve Yapısal Sorunlar Tartışması

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas'a yönelik eleştiriler artarken, Fransa ve Almanya'nın öncülüğünde AB dış politika mekanizmasının reformu tartışılıyor. Kallas'ın yetkilerinin yeniden düzenlenmesini öngören belgede üç seçenek yer alıyor.

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas'a yönelik artan eleştiriler, Birliğin dış politika mekanizmasındaki yapısal sorunları ve üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıklarını yeniden gündeme taşıdı.

Brüksel kulisleri son günlerde AB'nin dış politika yapımından sorumlu Eston siyasetçi Kallas etrafında yoğunlaşan tartışmalarla hareketlendi.

Eleştiriler yalnızca Kallas'ın performansına değil, AB'nin dış politika sisteminin işleyişine de yöneliyor.

Bu tartışmalar, Strazburg'da gerçekleştirilen Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu oturumuna da yansıdı. Oturumda söz alan milletvekilleri hem Kallas'ın görev anlayışını hem de AB Dış İlişkiler Servisinin (EEAS) performansını sorguladı.

Bazı milletvekilleri, Ukrayna savaşının başlamasından bu yana AB'nin barışa yönelik somut bir diplomatik girişim ortaya koyamadığını savunarak, binlerce personelden oluşan EEAS'ın krizlerin çözümünde işlevsiz kaldığını dile getirdi.

Milletvekilleri, AB'nin Ukrayna savaşından Orta Doğu krizine kadar birçok uluslararası meselede belirleyici bir aktör haline gelemediğini savundu. Bir milletvekili, bunu "5 bin diplomatınız var ama Ukrayna için bir barış planınız yok." sözleriyle ortaya koydu.

EEAS'ın sahip olduğu bütçe ve insan kaynağına rağmen uluslararası krizlerde somut diplomatik sonuçlar üretemediğini belirten vekiller, AB dış politikasının giderek sembolik açıklamalara indirgendiğini öne sürdü.

Fransa ve Almanya öncülük ediyor

Bu eleştirilerin fitilini, geçen hafta basına sızan ve Kallas'ın görev ile yetkilerinin yeniden düzenlenmesine yönelik önerilere yer verilen Fransa hükümeti menşeili bir gayri resmi çalışma belgesi ateşledi.

Belgede, ikisi Kallas'ın makamını zayıflatacak, biri ise etkisini artıracak 3 seçenek bulunuyor.

İlk iki seçenek, temel dış politika yetkilerinin AB Komisyonuna devredilmesi ve üye ülkelerin liderlerinden oluşan AB Konseyine diplomaside daha güçlü rol verilmesini öngörüyor.

Son seçenek ise Yüksek Temsilci'ye dış politikanın yanı sıra AB Komisyon üyelerinin "büyük jeopolitik etkileri" olan ticaret gibi görev alanları üzerinde daha fazla gözetim yetkisi verilmesini içeriyor.

Fransa ile beraber Almanya'nın da önerilere öncülük ettiği, kulislere yansıyan bilgiler arasında.

Ortak görüşün ötesinde açıklamalar

Söz konusu tartışmaların, Kallas'ın görev performansına yönelik eleştirilerin arttığı bir dönemde gündeme gelmesi ise dikkati çekti.

Eski Estonya Başbakanı olan Kallas, göreve geldiği günden bu yana özellikle Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu, Çin ve ABD ile ilişkiler konularındaki açıklamaları nedeniyle bazı üye ülkelerin tepkisini çekiyor.

Eleştiriler, Kallas'ın zaman zaman AB'nin 27 üyesi arasında oluşan ortak görüşün ötesine geçen açıklamalar yapması, bazı başkentlerle yeterli istişare yürütmeden girişimlerde bulunması ve üye ülkeler arasında destek oluşturmakta zorlanmasına dayanıyor.

Özellikle Fransa, Almanya, İsveç, Finlandiya ve İrlanda gibi ülkelerde, AB'nin dış politika şefinin üye devletler arasında uzlaşı bulunmayan konularda daha temkinli bir dil kullanması gerektiği görüşü dile getiriliyor.

Eleştirilerin temelinde, Yüksek Temsilci'nin kişisel siyasi değerlendirmeler yapmak yerine üye ülkelerin ortak pozisyonunu yansıtması gerektiği yönündeki görüşler yer alıyor.

Özellikle Slovakya Başbakanı Robert Fico gibi bazı liderler, Kallas'ın görevden alınmasını talep edecek kadar sert eleştiriler yöneltiyor.

Rusya ve İsrail politikası eleştirilerin odağında

Kallas'a yönelik eleştirilerde Rusya'ya karşı sert tutumunun da etkili olduğu değerlendiriliyor.

Baltık ülkeleri, Polonya ve İskandinav ülkeleri Kallas'ın Moskova'ya yönelik çizgisini desteklerken, Batı ve Güney Avrupa'daki bazı ülkeler daha esnek bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini savunuyor.

Kallas, Ukrayna savaşının sona erdirilmesine yönelik girişimlerde Rusya ile doğrudan temas kurulmasına mesafeli yaklaşırken, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz gibi Avrupalı liderler diplomatik temas seçeneğini tamamen dışlamıyor.

İsrail konusunda ise Kallas'ın mayıs ayında Meksika'da yaptığı temaslarda İsrail'in Filistinlilere yönelik uygulamalarını Güney Afrika'daki apartheid rejimine benzettiği yönündeki haberler, bazı AB diplomatlarının tepkisini çekti. Kallas'ın açıklamalarının AB'nin resmi pozisyonunu yansıtmadığını savunan diplomatlar, Birlik adına konuşan bir yetkilinin bu tür ifadeler kullanmasının sorun oluşturduğunu ifade ediyor.

Öte yandan İspanya, İrlanda ve Slovenya'nın da aralarında bulunduğu bazı üye ülkeler, İsrailli yetkililere yaptırım uygulanması ve İsrail'e karşı daha sert tedbirler alınmasını talep ederken, Birlik içinde bu konuda ortak tutum oluşturulamıyor. Kallas da üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıklarını gideremediği gerekçesiyle eleştiriliyor.

Yapısal sorunlar yeniden tartışılıyor

Bununla birlikte Brüksel'de yürütülen tartışmaların merkezinde yalnızca Kallas'ın kişisel performansı yer almıyor.

AB'nin dış politika yapısının karmaşık ve günümüz jeopolitik koşullarına uyum sağlamakta zorlanan bir sistem üzerine kurulu olduğu görüşü giderek daha fazla destek buluyor.

Yüksek Temsilci hem AB Komisyonunun başkan yardımcılarından biri olarak görev yapıyor hem de Birliğin diplomatik servisi EEAS'ı yönetiyor. Buna rağmen dış politika kararlarının büyük bölümü üye ülkelerin oy birliğine bağlı bulunuyor.

Bu durum, AB dış politika şefinin uygulamakla yükümlü olduğu politikaların yönünü belirleme konusunda sınırlı hareket alanına sahip olduğu ve asıl sorunun üye ülkeler arasındaki siyasi bölünmüşlükten kaynaklandığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendiriyor.

Diplomatik kaynaklar, tartışmaların EEAS'ın işleyişine de yöneldiğine işaret ediyor. Kaynaklar, Kallas'a bağlı bazı üst düzey görevlerin halen boş bulunduğunu, bunun da kurumun etkinliği konusunda soru işaretlerini artırdığını belirtiyor. Bazı üye ülkelerde ise AB'nin dış politika mekanizmasının geleceğine ilişkin değerlendirmelerin hız kazandığı ifade ediliyor.

Von der Leyen ile yetki dengesi tartışması

Tartışmaların bir diğer boyutunu ise Ursula von der Leyen ile Kallas arasındaki kurumsal yetki dengesi oluşturuyor.

Von der Leyen liderliğindeki AB Komisyonu, son yıllarda daha görünür bir dış politika aktörü haline geldi.

Komisyonun uluslararası krizlerde artan rolünün, geleneksel olarak Yüksek Temsilci tarafından yürütülmesi gereken bazı alanlarda yetki karmaşasına yol açtığı değerlendiriliyor.

Fransa kaynaklı söz konusu belgenin arkasında da AB kurumları arasındaki nüfuz mücadelesinin etkili olabileceği görüşü dile getiriliyor.

AB Komisyonu ise söz konusu iddiaları reddederek, EEAS'ın AB politikalarının uygulanmasında önemli bir kurum olmaya devam ettiğini ve Komisyon Başkanı von der Leyen'in bu yapıya desteğini sürdürdüğünü vurguluyor.

Kallas, AB Dış İlişkiler Servisinin arkasında

Dünkü AP Genel Kurul oturumunda kendisine yönelik eleştirilere yanıt veren Kallas da hem Rusya hem de Orta Doğu politikasında AB'nin büyük ölçüde birleşik pozisyona sahip olduğunu savunarak, "Her zaman Avrupa'nın pozisyonunu temsil ettim." diye konuştu.

EEAS çalışanlarına gönderdiği e-mailde AB Komisyonu ve üye ülkeler arasındaki ilişkinin servisin kurulduğu 2011'den beri tartışıldığına dikkati çeken Kallas, "mevcut eşi benzeri görülmemiş jeopolitik zorluklar" karşısında bu tartışmaların yoğunlaşmasının "doğal" olduğunu ifade etti.

Reform gündeminin 2 Eylül'de İrlanda'da yapılması planlanan gayriresmi AB Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda görüşülmesi bekleniyor.

Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.