Dev banka resmen ilan etti: Yeni dönemin altını uranyum

Goldman Sachs, yapay zeka veri merkezlerinin artan enerji ihtiyacı nedeniyle uranyumu "yeni altın" olarak tanımladı. Bankaya göre küresel uranyum piyasası 2045'e kadar 2 milyar poundluk arz açığıyla karşı karşıya kalabilir. Meta, Amazon ve Çin'in nükleer enerji yatırımları talebi artırırken, dünya üretiminin yaklaşık yüzde 40'ını karşılayan Kazakistan'ın üretimi kısmaya hazırlanması fiyat beklentilerini yukarı çekti. Analistler, uranyumun 2027'de 135 dolara kadar yükselebileceğini öngörüyor.
- Goldman Sachs, yapay zeka yatırımlarının enerji talebini artırmasıyla uranyumu 'yeni altın' olarak tanımladı ve fiyatlarının yıl sonuna kadar pound başına 91 dolara yükselebileceğini öngördü.
- Küresel uranyum üretimi 2023'te 173 milyon pound iken, nükleer santrallerin talebi 204 milyon pounda ulaştı ve 31 milyon poundluk arz açığı oluştu; Goldman Sachs 2045'e kadar 2 milyar poundluk açık bekliyor.
- Dünyanın en büyük uranyum üreticisi Kazakistan, 2026 üretim hedefini %10 düşürdü; ABD'nin Rus uranyumuna ithalat kısıtlamaları ve Rusya'nın karşı hamleleri arz risklerini artırdı.
Yapay zeka yatırımlarının hız kazanmasıyla birlikte enerji ihtiyacı da rekor seviyelere ulaştı. Goldman Sachs, bu dönüşümün en büyük kazananlarından birinin uranyum olacağını belirterek, "yeni altın" olarak tanımladığı stratejik emtiada tarihi fiyat artışları beklediğini açıkladı.
GOLDMAN SACHS "YENİ ALTIN"I AÇIKLADI: URANYUM
Yapay zeka teknolojilerinin yaygınlaşması ve veri merkezlerinin hızla büyümesi, küresel enerji piyasalarında dengeleri değiştirmeye başladı. Dünyanın en büyük yatırım bankalarından Goldman Sachs, nükleer enerjinin temel yakıtı olan uranyumu geleceğin en stratejik emtialarından biri olarak gösterdi.
Banka tarafından hazırlanan analizde, yapay zeka kaynaklı elektrik talebinin önümüzdeki yıllarda uranyum piyasasında ciddi bir arz açığına yol açacağı vurgulandı.

YAPAY ZEKA ÇILGINLIĞI ENERJİ TALEBİNİ PATLATTI
ChatGPT benzeri yapay zeka sistemlerinin çalışmasını sağlayan dev veri merkezleri, giderek daha fazla enerji tüketiyor. Bu nedenle teknoloji devleri enerji kaynaklarını güvence altına almak için nükleer yatırımlara yöneliyor.
Meta küçük modüler reaktör projeleri üzerinde çalışırken, Amazon Web Services uzun vadeli enerji anlaşmalarıyla nükleer kaynakları şimdiden rezerve etmeye başladı. Çin ise yaklaşık 27 milyar dolarlık yatırımla 10 yeni nükleer reaktör projesine onay verdi.
ABD'de daha önce kapatılan Palisades Nükleer Santrali'nin yeniden devreye alınması da dikkat çeken gelişmeler arasında yer aldı.
2045'E KADAR DEV AÇIK BEKLENİYOR
Goldman Sachs analizine göre dünya, 2045 yılına kadar yaklaşık 2 milyar poundluk uranyum açığıyla karşı karşıya kalabilir. Küresel uranyum üretimi geçen yıl 173 milyon pound seviyesinde kalırken, nükleer santrallerin yıllık talebi 204 milyon pounda ulaştı. Böylece piyasada yaklaşık 31 milyon poundluk arz açığı oluştu.
Bu gelişme uzun vadeli uranyum sözleşmelerinin fiyatını son 14 yılın en yüksek seviyelerine taşıdı.

FİYATLAR İÇİN REKOR TAHMİNİ
Goldman Sachs, uranyum fiyatlarının yıl sonuna kadar pound başına 91 dolara yükselebileceğini öngörüyor.
Bazı bağımsız emtia analistleri ise arz sıkıntısının daha da büyümesi halinde fiyatların 2027 yılında 120 dolar seviyesini aşabileceğini, hatta 135 dolara kadar çıkabileceğini belirtiyor.
KAZAKİSTAN'DAN KRİTİK KARAR
Piyasadaki endişeleri artıran en önemli gelişmelerden biri de dünyanın en büyük uranyum üreticisi Kazakistan'dan geldi. Küresel üretimin yaklaşık yüzde 40'ını karşılayan Kazatomprom, 2026 yılı üretim hedefini yüzde 10 düşürdüğünü açıkladı.
Buna ek olarak ABD'nin Rus uranyumuna yönelik ithalat kısıtlamaları ve Rusya'nın karşı hamleleri de arz tarafındaki riskleri büyüttü.
DÜNYANIN URANYUM DEPOLARI
Dünya Nükleer Birliği verilerine göre küresel uranyum rezervlerinin yüzde 28'i Avustralya'da bulunuyor. Kazakistan yüzde 14'lük payla ikinci sırada yer alırken Kanada yüzde 10 ile üçüncü sırada bulunuyor. Rusya ve Namibya ise yüzde 8'er paya sahip.
Uzmanlara göre yalnızca 1 kilogram uranyumun yaklaşık 100 ton kömüre eşdeğer enerji üretmesi, bu madeni enerji dönüşümünün en kritik unsurlarından biri haline getiriyor.













