436 sanıklı İmamoğlu davasının 94. duruşmasında Kültür AŞ yöneticisi beraatini istedi
Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle53'ü tutuklu 436 sanığın yargılandığı İmamoğlu davasının 94. duruşmasında tutuksuz sanıklar savunma yaptı. Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal beraatini isterken, tutuksuz sanık Serdar Haydanlı hiçbir suç örgütünün üyesi olmadığını söyledi.
"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 53'ü tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 94. duruşmasında tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam ediliyor.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada, tutuksuz yargılanan Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal savunma yaptı.
Sanık Karaal, son 7 yıldır Kültür AŞ'de Mali İşler Müdürü olarak görev yaptığını ifade ederek, şirketteki asıl görevinin şirketin tutmakla zorunlu olduğu defterlerin tutulması, beyannamelerin zamanında verilmesi, şirketin işlettiği yerlerin günlük gelirlerinin bankalara doğru yatıp yatmadığının kontrol edilmesi ve başta maaş, vergi, SGK olmak üzere diğer ödemeler ile tahsilatların takibini yapmak olduğunu söyledi.
Bunun yanı sıra şirketin ihale komisyonlarında mali üye olarak yer aldığını belirten Karaal, ihale ve alım komisyonlarındaki görevinin ise tamamen evrak üzerinden yapılan yasal mali kontrollerden ibaret olduğunu dile getirdi.
Karaal, muhammen bedel tespit komisyonundaki görevinin de mali kontrolden ibaret olduğunu, muhammen bedelin bizzat tespiti, piyasa araştırması veya bu yöndeki idari ve teknik çalışmaların kendi görev ve yetki alanına dahil olmadığını anlattı.
Şirkette yapılacak ihale, alım yöntemi ya da gelir getirici işlemlerin hangi yöntemle yapılacağı, komisyon üyelerinin ve firmaların belirlenmesi, davet edilmesi, sözleşme imzalanması veya sözleşme sonrası işin ifası süreçlerinde hiçbir yetki ve sorumluluğunun olmadığını da vurgulayan Karaal, savunmasına şu şekilde devam etti:
"İhaleye giren veya şirketimizle iş yapan hiç kimseyi ihale öncesi tanımam, bilmem ve hiçbir bağım yoktur. Sözleşme öncesi süreçte bu kişileri tanımam fiilen imkansızdır. Kök ifadeler incelendiğinde şahsımla ilgili hiçbir suçlama geçmediği açıkça görülecektir. Bu işlemlerden dolayı şahsıma veya bir yakınıma maddi, manevi hiçbir çıkar sağlamadığım da ortadadır. Tertemiz mesleki geçmişimle sadece kanunun bana verdiği rutin mali kontrol görevimi yerine getirdim. Tamamen görev tanımımın çerçevesinde hareket ettim. 25 yıllık kariyerim boyunca benimsediğim bu dürüst çizgiyi ve sicilimi ailem, mesai arkadaşlarım, yakın çevrem, geçmişte ve halen birlikte çalıştığım yöneticilerim ile görev yaptığım kurumlardan da teyit etmek mümkündür. Üzerime atılı hiçbir suçu kabul etmiyor, bu haksız ve asılsız isnatların ailem ve çevremde yarattığı onur kırıcı gölgeyi bertaraf etmek ve 25 yıllık meslek onurumu korumak adına tüm eylemlerden ayrı ayrı beraatime karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim."
"Hiçbir suç örgütünün üyesi değilim"
Diğer tutuksuz sanık Serdar Haydanlı ise iddianamede üzerine atılan suçlamaların hiçbirini kabul etmediğini dile getirerek, "Ben, hiçbir suç örgütünün üyesi değilim. Hiçbir suç örgütüne yardım etmedim. Kamu zararı oluşmasına neden olacak hiçbir eylemim olmadı. Hiçbir suça karışmadığım gibi, hiçbir kayıt dışı finansal işlem gerçekleştirmedim. Suçtan kaynaklanan herhangi bir mal varlığı değeri elde etmedim. Böyle bir değeri gizlemedim veya herhangi bir şekilde meşru göstermeye çalışmadım. Benim bu davada, dosya çerçevesindeki tüm deliller göz önüne alındığında tanık olmam gerekirken, bambaşka kurgular, bütünün içerisinden çıkarılan sadece kelimeler üzerine inşa edilen iddialarla sanık olmayı kabul etmediğimi belirtmek isterim." dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Kültür AŞ ile ticari ilişkisinin yeni yönetimle başladığını belirten Haydanlı, yetkilisi olduğu şirketin, İBB'nin yeni yönetimi göreve gelmeden önce de etkinlik alanında İBB ile çalıştığını, bu kapsamda belediye iştiraklerinden olan Kültür AŞ ile iş ilişkilerinin de 2019 yerel seçimlerinin öncesinde başladığını ifade etti.
Haydanlı, 2019 yılı sonu itibarıyla yaklaşık 17 milyon lira tutarında hak ediş ve teminat alacağının bulunduğunu, bunun yanında diğer sözleşme ve alacak talepleriyle birlikte şirketinin ekonomik kaybının altından kalkılamayacak rakamlara ulaştığını dile getirdi.
Yeni yönetimin göreve gelmesinden sonra, faaliyet alanında yetkili olduğu belirtilen Serdal Taşkın tarafından, Sütlüce'de bulunan iletişim çadırına çağrıldığını anlatan Haydanlı, bu görüşmede Serdal Taşkın'ın "Ticaret mi yapmak istiyorsunuz, siyaset mi?" demesi üzerine sadece ticaretle ilgilendiğini, işini yapmak ve alacağını almak istediğini söylediğini anlattı.
Haydanlı savunmasının devamında, "Özellikle Serdal Taşkın'ın mevcut alacaklarımı ödemek için, baskı ve yönlendirmesiyle yeniden çalışmam gerektiğini belirttiği için, ihale alım süreçlerine girdim, iradem bu yöndedir. Nitekim 2019 yılının sonunda da tüm isteklilere açık olarak yapılacağı duyurulan ve benim dışımda da diğer şirketlerin katıldığı dört farklı ihaleye de ihaleyi yapan Kültür AŞ tarafından belirlenen şartnameler uyarınca teklif verdim. Önemle belirtmek isterim ki bu ihalelerden sadece bir tanesi şirketim uhdesinde kalmıştır. Ancak ben 2020 yılının 3. ayına kadar iş yapabildim ve ancak bu işlere ilişkin fatura düzenleyebildim. Yapmam gereken diğer işler bana yaptırılmadı, bana yaptırılmayan işlere ilişkin başka firmaların düzenledikleri faturaların benim kendi şirket kayıtlarıma alınarak sunulması istendi. Ben bunu yapmadım. Bu nedenle en son 2020 Mart ayında fatura kesmiş ve iş yapmış oldum. O günden bugüne kadar İBB ve iştirakleriyle herhangi bir ticari ilişkim olmamıştır." ifadelerini kullandı.
İddianamede Ekrem İmamoğlu tarafından kurulduğu belirtilen örgütün hiçbir sacayağında yer almadığını vurgulayan Haydanlı, bu yapının kendisine yaşama imkanı vermediğini, ticari hayatını bitirmeye gayret ettiğini dile getirdi.
Haydanlı, iddianamede örgüt elebaşı, yöneticisi ve üyesi olduğu iddia edilen bu şahıslarla beraber sanık olarak yargılanmasının kendisine huzursuzluk verdiğini söyleyerek, kendisinin tanık sıfatıyla dinlenilmesini talep etti.
Duruşmaya ara verildi.













