Fenomen Karikatürist, Senaryo Yazarı Serkan Altuniğne

Fenomen Karikatürist, Senaryo Yazarı Serkan Altuniğne

Fenomen Karikatürist, Senaryo Yazarı Serkan Altuniğne
Bültenler - Haberler | Güncel

Son dönemlerin en popüler karikatüristi Serkan Altuniğne, mesleği ve kendisi ile ilgili merak edilenleri MAG Eylül sayısında gerçekleştirdiği samimi röportajında anlattı.

Türkiye'de son dönemlerde çalışmaları en çok takip edilen karikatüristlerden Serkan Altuniğne ile işi ve kariyerini konuştuk.

Karikatürist, yazar, senorya yazarı… Serkan Altuniğne kimdir, kendinizden bahseder misiniz?
Tabii ki bahsedeyim… 1977 İstanbul doğumluyum. Ortaokul yıllarımdan itibaren tek hayalim 9:00-18:00 mesai saatleri dışında çalışmaktı. Tembel bir insanımdır ayıptır söylemesi. Bu yüzden, zaten çocukluğumdan beri okumaktan zevk aldığım mizah dergilerinin, şimdiki hayalimi gerçekleştirebileceğim tek yer olduğunu fark ettim. Az biraz yeteneğim de olunca, bütün vaktimi karikatüre ayırdım. 2000 yılında Erdil Yaşaroğlu ile tanışmam, aradığım fırsatı bulmama neden oldu. 2002 yılından bu yana Penguen dergisinde kendi adımı taşıyan bir karikatür köşem var.

Bunun dışında çeşitli dönemler Lombak ve Kemik dergilerine de çizgi öyküler çizdim. Hikaye anlatmayı çok seviyorum. O noktada da senaryo yoluyla filmler girdi hayatıma. Şahan Gökbakar ile beraber "Recep İvedik 1ve 2"nin senaryosunu yazdım. Bu sene de "Hayalet Dayı" isimli bir filmin senaryosunu Ozan Özcan ve Ali Yorgancıoğlu ile beraber yazdım. Filmi henüz çektik. Montaj aşamasında şu an. Önümüzdeki aylarda sanırım gösterime girecek. Oldukça komik bir film olduğunu söyleyebilirim. Bunların dışında reklam gibi ekstra işler de yapıyorum. Tembelim dedim ama arada Digitürk bünyesinde 2006-2010 yılları arasında yayın yapan S'nek TV'ye danışmanlık ve program tasarımcılığı yaptığım bir dönem de var. Aslına bakarsanız baya bir çalışmışlığım var.

Karikatür çizmeye ne zaman ve nasıl karar verdiniz?

Ortaokul birinci sınıfa başladığım sene diyebilirim tam olarak. Babam sabah çok erken işe gidip akşam geç saatte mutsuz ve yorgun halde işte dönüyordu. Ben de okuldan mutsuz olduğum için (erken kalkıyorum falan diye) kendime kızıyordum. "Ulan adamın anası ağlamış sen alt tarafı yarım gün okula gidiyorsun düdük…" diye. Sonra insanlar büyüyünce ne olacaksın diye sormaya başladı. İşte anneler babalar ne der; "Doktor olacak, mühendis olacak" bilmem ne… Ben de o an mevzuya uyandım. "Bu dediklerini olursam sabah akşam çalışmam lazım." Yanlış anlaşılmasın çok saygı duyuyorum o işlere. Ama bana göre değildi. Ama bir şekilde de yaşamam gerektiğinin farkındayım. Sürekli babadan harçlık alacak durumum yok. İşte başta da anlattığım gibi karikatürist olmaya karar verdim. Çünkü dergilerden okuduğum kadarıyla çok bohem ve rahat bir hayatları var gibi geliyordu. Para sıkıntısı umurlarında değildi. Eğleniyorlardı falan. Gerçi pek öyle değilmiş  Sonuçta birşey sizin için mesleğe dönüştüğü anda farklı sorumluluklar kendisine göre sıkıntılar biniyormuş ama tabii ben çocuk olduğum için bunları pek anlamamıştım. Neticede iyi ki böyle bir karar almışım diyorum. Çünkü mutlu olduğum işi yapıyorum. Çok şanslıyım kısaca…

İlk çizdiğiniz karikatür neydi?

İlk olarak dergilerde, çizgi romanlarda gördüğüm çizgileri taklit ederek başladım ama şu anda tam olarak ne çizdiğimi hatırlamıyorum. Muhlis Bey olabilir ama emin değilim…

Tarz olarak örnek aldığınız, etkilendiğiniz, çizgilerinizin şekillenmesinde katkısı olan sanatçıklar kimlerdir?
Bir çok çizer var. Örnekten ziyade; hayran olduğum, onlar gibi olmak istediğim birçok çizer var. Katkı meselesine gelince en büyük katkı Erdil Yaşaroğlu'ndan ve Selçuk Erdem'den geldi. Beni sürekli desteklediler ve cesaretlendirdiler. Ayrıca Leman'a amatör çizer olarak gittiğim günlerden birinde, beni moralim bozuk görünce özel olarak gelip ilgilenip moralimi tepeye çıkartan, mevzuya yeniden asılmamı sağlayan Soner Günday'ı da anmadan edemeyeceğim…

İşinizin en çok hangi yönü sizi tatmin ediyor?

Sevdiğim işi yapabiliyor olmak başlı başına bir tatmin sağlıyor aslında. Gerisi hikaye. Ama tabii çizdiğim bir şeyi beğenen birisi bana gelip bahsederse her ne kadar utansam da çok hoşuma gidiyor yalan değil… Ama utanırım. Ne diyeceğimi bilemediğim için teşekkür edip kaçıyorum hemen.

En çok hangi konular üzerinde çizmekten zevk alıyorsunuz?

Bilmem… Çizeyim de ne olursa olsun…

Çizerken hangi kaynaklardan besleniyorsunuz, neleri araştıyor ve gözlemliyorsunuz?

Hayatımı dolu dolu yaşamaya çalışıyorum. Okuyorum, izliyorum, sohbet ediyorum, içiyorum, gülüyorum, ağlıyorum… Zaten o arada besleniyorsun da. Eğer evden çıkmazsan üç hafta sonra hiçbir şey çizemezsin…

Çizimlerinizi nasıl ve hangi ortamda hazırlıyorsunuz?

Evden çalışıyorum. Eskiden dergide çalışırdım. Sonra "Cintiq" diye bir alet var, ondan aldım. Şimdi kağıt kalem yerine "Cintiq" üzerinden dijital olarak çizip, mail yoluyla yolluyorum dergiye işlerimi. Dergiye de arada bir çay kahve içip sohbet etmeye gidiyorum…

Bu işte sizi en çok motive eden ne? 

Yapmayı en çok ve tek sevdiğim iş olması…

Serkan Altuniğne bir gününü nasıl geçerir, neler yapar?

Bilmem. İşte normal insanlar gibi. Sadece ben daha değişik bir çalışma temposuna sahibim…

Çizmediğiniz zamanlarda neler yaparsınız?

Ne çizeceğimi düşünürüm… Aslında hayır; dinlenirim.

Karikatüristlerin, toplumun dile getiremediklerine tercüman olduğu söylenebilir mi?

Kısmen belki… Ama bizim toplumun genelde bir şeyleri ifade edememe gibi bir durumu yok. Herkes her şeyi ifade ediyor. Sadece en tepedeki adamdan en alttaki adama kadar bilip bilmeden her konuda fikir beyan ediyoruz. Bir de üstüne üstlük bunu çok bilmişlikle yapıyoruz. İşte çıkıyor adam "Bak bu dövmeleri sildir, bunlar Allah korusun kansere yol açıyor." falan diyor. Sorsan, bu konuda hiç bilimsel bir makale okudun mu? Araştırdın mı? Dünya üzerinde yayınlanmış sonuçları herkes tarafından kabul edilmiş böyle bir araştırma var mı ki sen böyle diyorsun, desen, yok. Konuşayım da ne olursa olsun konuşayımcı bir toplumuz biz.

Karikatürlerinizde de çoğunlukla mağdur erkek. Kızlarda bir şiddet var... Neden?

Ben ilişkilere doğal olarak kendi cinsim tarafından yaklaşıyorum. Bu yüzden özel bir sebebi yok. Ama gerçek hayatta asıl mağdurun kadınlar olduğunu hepimiz biliyoruz. Benim zaten aslında mağdur gibi gösterme derdim de yok erkekleri. Kızlarda şiddet derseniz onu pek anlamadım yani ben hiç bir kadın karakterime adam dövdürmedim durduk yere…

Üniversitelerde verdiğiniz seminerlerde en çok hangi sorularla karşılaşıyorsunuz?
Bu işte para var mı?

Sizin cevabınız genelde ne oluyor?

Aç kalmazsın…

Ülkemizde mesleğinizin geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sıkıntılı. Artık alttan daha az çizer geliyor. Mizah dergilerinin okur sayısı da azalmaya başlıyor. Bizde; ben üniversitedeyken okurdum sonra mezun olduk, büyüdük haliyle" gibi çok yanlış bir anlayış var. Ne alakası varsa herkes bu tespiti yapıyor. Ben 37 yaşındayım hala severek mizah dergisi, çizgi roman okuyorum. Jurassic Park tekrar vizyona girse en önde giderim. Kalıplar içinde, sıkıntılarla yaşayan bir toplum olduğumuz için her şeyi bir kalıba sokmuşuz. Mizah dergisi de çocukken, en fazla üniversite öğrencisiyken alınacak yayınlar arasında. Bunun dışında internet diye Büyük Okyanus gibi bir mecra var. Mizah artık dergilerden taştı her yere girdi. Gezi zamanı sokaklardan mizah taştı. Bu insanları tatmin etmek de zor biraz. Hem parayla bir yayın satıp hem de memnun edemezseniz. Bazı haftalar futbolcular gibi formsuz olduğumuz oluyor, sizden hemen uzaklaşıyorlar. Yani durum sıkıntılı. Bakalım zaman gösterecek ne olacağını…

Haftalık mizah dergisi Penguen'de çiziyorsunuz. Haftalık espri bulmak zor oluyor mu? Çalışma sisteminizden bahseder misiniz?

Her iş gibi zor yanları da var. Ama bir tempoya girerseniz o tempoya alışıyorsunuz.

Karikatür dünyası hep erkeklerden oluşuyor. Neden hiç kadın karikatürist yok sizce?

Bu konu da çeşitli zamanlar konuşuluyor karikatüristler arasında. Biz de bilmiyoruz. Ama böyle. Genelde dünyada da böyle. Kadın stand-up'çı da neredeyse yok. Erkekler güldürmeyi seviyor galiba. Evrimle alakalı olduğunu düşünüyorum. Erkek aslanların yeleleri var, bizimde bir şeyler yapmamız lazım. Ya çok güçlü heybetli olacaksın, ya çok akıllı, ya komik. Karşı cinsi kendinle beraber olmaya ikna edecek bir şeyler sunman lazım…

Yayınlanmayan birçok çiziminiz vardır elbette. Bunların içindeki en sivri karikatürünüzün içeriği neydi?
Yayınlamaya değer bulmadığım için hatırlamıyorum gerçekten…

Karikatür çiziyorsunuz, senaryo yazıyorsunuz ve kitap da çıkarttınız. Nasıl dengeliyorsunuz çalışma temponuzu?

Kitaplar zaten daha önce yayınlanmış işlerin bir araya geldiği bir albüm olduğu için o çok vaktimi almıyor. Ama diğer işleri bir şekilde yetiştirmeye çalışıyorum işte…

Senaryosunu yazdığınız "Hayalet Dayı" isimli son filmin çekimlerini tamamladınız. Kısaca bahseder misiniz?
Çok eğlenceli bir senaryo ve film oldu gibi geliyor bana. Bir eve taşınan iki gencin evde hayalet çıkmasıyla bir anda değişen hayatlarını anlattığımız bir film kısaca. Hayaleti öteki tarafa geçirmeye çalışırlar ve olaylar gelişir diyelim… Ozan Özcan ve Ali Yorgancıoğlu ile beraber yazdık. Ali Yorgancıoğlu yönetti, Ozan Özcan ve Caner Özyurtlu başrollerdeler. Esra Dermancıoğlu, Ülkü Duru diğer önemli rollerde. Ve tabii Settar Tanrıöğen de hayalet rolüyle yer aldı filmimizde…

Kaynak: Bültenler

Haber Yorumları
500
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Haberler.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.

Manşet Haberler

title