Bankacılık Sektörü Şoklara Daha Dayanıklı

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Krulu Başkanı Ersin Özince, Uluslararası Gelişmelerden Etkilenmekle Birlikte İhtiyatlı Ekonomi Politikası ve Yönetim Anlayışı ile Yeniden Yapılanma Sayesinde Bankacılık Sektörünün Daha Sağlıklı ve Şoklara Daha Dayanıklı Olduğunu Söyledi.
Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Krulu Başkanı Ersin Özince, uluslararası gelişmelerden etkilenmekle birlikte ihtiyatlı ekonomi politikası ve yönetim anlayışı ile yeniden yapılanma sayesinde bankacılık sektörünün daha sağlıklı ve şoklara daha dayanıklı olduğunu söyledi.
Özince, ING Bank Genel Müdürlüğünde gerçekleştirilen TBB 52. Genel Kurul toplantısında yaptığı konuşmada, ekonomideki gelişimlerin bankacılık sistemine olan yansımalarını değerlendirdi. Uluslararası gelişmelerden bankacılık sisteminin de önemli ölçüde etkilendiğini dile getiren Özince, küresel bazda finansal sektörde ciddi sıkıntıların yaşandığı, risklerin hızla arttığı bir dönemde bankacılık sisteminin güven veren ve istikrara katkı yapan bir performans sergilediğini belirtti.
Ersin Özince, 2008 yılı sonu itibariyle şirketlerin halka açıklık oranının yüzde 18 olduğunu bildirerek, borsada işlem gören hisseler hariç olmak üzere ağırlıklandırılmış hesaplamaya göre, yurt dışı yerleşik yatırımcıların, mevduat ve kalkınma bankalarının toplam öz kaynakları içindeki payının yüzde 25 olduğunu söyledi.
Özkaynakların büyümeye devam ettiğini ve 2009 mart döneminde 88 milyar lira düzeyinde gerçekleştiğini belirten Özince, bu büyümenin yanında duran aktiflerdeki artışın sınırlı kalmasına bağlı olarak serbest özkaynakların 66 milyar liraya yükseldiğini duyurdu.
Özince, özkaynakların güçlenmesi sayesinde bankaların bilançolarını daha hızlı büyüttüğünü ve risk yapısını yeniden şekillendirdiğini ifade ederek, şöyle konuştu:
“Risk yapısındaki değişmeye rağmen sermaye yeterlilik rasyosu 2009 yılının ilk çeyreğinde yüzde 18,7 ile yüksek bir düzeyde kalmıştır. Mevduat bankalarıyla kalkınma ve yatırım bankalarının toplam aktifleri 2009 mart itibariyle 726 milyar lira veya 435 milyar dolar olmuştur. Toplam aktiflerin gayri safi yurt içi hasılaya oranının yüzde 78 civarında olduğunu tahmin ediyoruz. Bilanço dışı işlemler 2009 mart sonu itibariyle 500 milyar lira olmuştur. Bunun yarısını türev işlemler oluşturmuştur. Kredilerin gayri safi yurt içi hasılaya oranı ise 2009 mart itibariyle yüzde 38'dir. Krediler bilançonun yüzde 48'ini oluşturmuştur. Bu noktada üzerinde hassasiyetle durmak istediğim konu istikrarlı büyüme ortamının tesis edilmesinin ve kamunun dışlama etkisinin azalmasının bankaların davranışlarına olan etkisidir. Kamu kesiminin borçlanma ihtiyacı azaldıkça kredi stoku hızla büyümüştür. Böylece bankacılık sistemi özel sektörü fonlayarak ekonomik büyümeyi desteklemiştir.”
Özince, özel karşılık öncesi tahsili gecikmiş alacakların kredilere oranının son 6 aylık dönemde arttığını belirterek, bu oranın 2009 mart sonunda yüzde 5'e yaklaştığını ve sorunlu kredilerin yüzde 88'i için karşılık ayrıldığını anlattı.
BANKALARIN KARLARINDAKİ ARTIŞ
Toplam mevduatın 2009 mart dönemi itibariyle 445 milyar liraya ulaştığını ifade eden Özince, bunun bilanço içinde yüzde 61 oranında pay ile en önemli kaynak olmaya devam ettiğini bildirdi.
Özince, Türk Lirası mevduatın payının yüzde 39, yabancı para mevduatın ise yüzde 22 olduğunu dile getirerek, yurt dışından sağlanan kredilerin bilanço içindeki payının ise yüzde 13 olduğunu bildirdi. Ersin Özince, konuşmasına şöyle devam etti:
“Bilanço içinde Türk Lirası varlıkların payı yüzde 68, Türk Lirası kaynakların payı ise yüzde 65 olmuştur. Toplam kredilerin yüzde 69'u toplam mevduatın ise yüzde 64'u Türk Lirası cinsindendir. Güçlü Türk Lirası talebi hem daha sağlıklı bilanço yapısına imkan vermiş, hem kur riskinin sınırlandırılmasını sağlamıştır. Yıllık bazda özkaynak karlılığı 2009 yılı sonunda yüzde 16,1 olmuştur. Son dönemde bankaların karlarındaki artışın en önemli nedeni faiz oranlarındaki düşüş ve kur riskinin iyi yönetilmesidir. 2009 mart itibariyle bankacılık sisteminde çalışanların sayısı 171 bin kişi ve şube sayısı 8 bin 825 olmuştur. Şube sayısı tarihsel olarak en yüksek düzeyine ulaşmıştır.”
Ekonomik gelişmelerin Türkiye'de finansal sektörün büyümesi için önemli fırsatları da ortaya çıkardığını kaydeden Özince, uluslararası bir kuruluş tarafından yapılan çalışmaya göre Türkiye'nin 2050 yılında dünyanın dokuzuncu, Avrupa'nın ise üçüncü en büyük ekonomisi olacağının tahmin edildiğini bildirdi.
Bu büyümenin gerçekleştirilmesi için ekonominin motoru olan finansal sektörün büyütülmesinin gerektiğini ifade eden Özince, “Uluslararası gelişmelerden etkilenmekle birlikte, ihtiyatlı ekonomi politikası ve yönetim anlayışı ile yeniden yapılanma sayesinde bankacılık sektörü daha sağlıklı ve şoklara daha dayanıklıdır” diye konuştu.













