Bakan Yılmaz: "Teşvik Sistemi Kul Yapısı Eleştirilebilir Ama Felsefesini Bozmayız"

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, Hükümetin Açıkladığı Yeni Teşvik Sisteminin "Kul Yapısı" Olduğunu Söyleyerek, Bu Nedenle Sisteme Yönelik Bir Takım İtirazlar ve Eleştiriler Yapılabileceğini Belirtti.

Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, hükümetin açıkladığı yeni teşvik sisteminin "kul yapısı" olduğunu söyleyerek, bu nedenle sisteme yönelik bir takım itirazlar ve eleştiriler olabileceğini belirtti. Hükümet olarak belirsizlik ortamı yaratacak şekilde kuralları gevşetmek istemediklerinin altını çizen Devlet Bakanı Yılmaz, 2010 yılı sonuna kadar yeni teşvik sistemindeki temel felsefeyi bozacak herhangi bir adım atmayı düşünmediklerinin vurguladı.

Ankara Sanayi Odası'nın (ASO) Haziran ayı Meclis toplantısında konuşan Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, Hükümetin son açıkladığı yeni teşvik sistemine yönelik bir takım itirazlar ve eleştiriler olduğunu söyleyen Devlet Bakanı Yılmaz, yeni teşvik sisteminin "kul yapısı" olduğunu, bu nedenle de eleştirilerin olabileceğini vurguladı. Hükümet olarak belirsizlik ortamı yaratacak şekilde kuralları gevşetmek istemediklerini dile getiren Devlet Bakanı Yılmaz, 2010 yılı sonuna kadar yeni teşvik sistemindeki temel felsefeyi bozacak bir adım atmayı düşünmediklerinin altını çizdi. Yeni teşvik sisteminde bütün illerin teşvik kapsamına alındığını ve az ya da çok teşvikten yararlanacaklarını ifade eden Yılmaz, teşvik sisteminde 1'inci Bölgede yer alan illerde bulunan yatırımcıların büyük proje yatırımlarıyla Türkiye'nin dört bir yanında yapacağı yatırımlarla teşvik almasının mümkün olduğunu anımsattı. Yılmaz, Özellikle Ankara'nın büyük projelere dikkatle yoğunlaşmalarını önerdi. Yeni teşvik sistemini gündeme getirirken, ana mantığının Türkiye'nin büyüme ihtiyacı olduğuna değinen Yılmaz, küresel krizden çıkışta Türkiye ekonomisinin hazırlıksız yakalanmaması ve kriz sonrası oluşacak ihtiyaca hızlı uyum sağlayacak kapasitenin oluşturulmasını hedeflediklerini belirtti.

-"TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK 10 EKONOMİDEN BİRİ OLMASI HAYAL DEĞİL"-

Türkiye ekonomisinin en büyük 10 ülke ekonomisi arasına girmesinin hayal olmadığını söyledi. Türkiye'nin birçok temel üstünlükleri bulunduğunu, bunlardan birinin de "demografik fırsat penceresi" olarak nitelendirilen nüfusu olduğuna değinen Yılmaz, Türkiye'nin gelecek 10 yılda nüfus artış hızının düşecek olmasına karşın genç nüfusun büyük bir fırsat yaratacağını belirtti. Bakan Yılmaz, "Türkiye'nin nüfusu sanıldığı gibi 100 milyon olmayacak. Nüfus piramidi aşağıya doğru daralmaya başlayacak. Genç nüfusu uzun bir süre yüksek kalmaya devam edecek. Ülkelerin hızlı büyüdükleri döneme bakıldığında, bu sürecin genç nüfuslarının yüksek olduğu döneme işaret ettiği görülür. Türkiye büyük bir konsensüs içinde devam ederse, genç nüfusunu eğitir, işgücü piyasalarının ihtiyaç duyduğu nitelikli işgücünü ve yeni girişimcileri yaratmayı başarırsa, çok kısa sürede büyür. Türkiye'nin önümüzdeki 10 yılda diğer gelişen ülkelerden daha hızlı büyüyeceğini ortaya koyan Merryll Lynch'in yaptığı tahminler, boşuna yapılmış tahminler değildir. Türkiye'nin ekonomisinin, dünyanın en büyük 10 ülkesi arasına girmesi hayal değil. Bu gerçekleştirilecek bir şey. Buna inanmak ve bunun gereklerini yerine getirmek lazım" dedi. Türkiye'nin kısa vadeli şeylere çok fazla odaklandığına dikkat çeken Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, hızla büyümek için Türkiye'nin bunun yerine Türkiye'nin temel konsensüs çerçevesinde hareket edip, gereksiz çekişmelerden, katı ideolojik tartışmalardan uzaklaşması gerektiğini vurguladı. Bakan Yılmaz, Türkiye'nin krizden büyük yara almadan çıkması için coğrafi avantajlarını, geçmişten gelen tarihsel birikimini, AB'ye üyelik sürecini çok iyi değerlendirmesi gerektiğini kaydetti.

-"DPT, EKONOMİDEKİ BELİRSİZLİĞİN GİDERİLMESİNDE STRATEJİ BELİRLEYECEK"-

Türkiye'nin bu hedefe ulaşmasında Devlet Planlama Teşkilatı'nın (DPT) uzun vadeli yapacağı stratejik planların önemine işaret eden Yılmaz, önümüzdeki dönemde planlama olarak bir yanda gündelik politikalar içinde olacaklarını, diğer taraftan ise uzun vadeli bakacaklarını belirtti. Planlamanın bir adım geride durarak, uzun vadeli bakacağına işaret eden Yılmaz, özellikle ekonomideki belirsizliği ve kamudaki bütçe dengesizliğini giderecek yapısal reformlara odaklanacaklarını vurguladı.

-"TEK BAŞINA İKTİDAR, KÜRESEL KRİZDE BÜYÜK AVANTAJ"-

Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin küresel ekonomik krize iki büyük avantaja sahip olduğu bir dönemde yakalandığını söyledi. Bunlardan ilkinin 2001 krizinden sonra Türkiye'nin attığı önemli adımlar olduğuna işaret eden Yılmaz, "Eğer Türkiye eski borçluluk oranı, faiz yapısı, mali ve finans piyasalarındaki yapısal eksikliklerle bu krize girseydi, önemli reformlarını yapmasaydı, bugün çok daha sıkıntılı bir duruma düşecektik. Türkiye ekonomisinin ikinci şansı ise Hükümetimizin tek başına iktidar olması ve TBMM'de büyük bir çoğunluğa sahip olması oldu. Kriz yakından takip edilip, gerekli adımlar atıldı. Özellikle son dönemde bu adımların artırıldığını görüyoruz. İstihdam paketi, teşvik paketi, Kredi Garanti Kurumu bunlardan biri" dedi.

-"YENİ TEŞVİK SİSTEMİ KUL YAPISI, ELEŞTİRİ OLUR"-

Hükümetin son açıkladığı yeni teşvik sistemine yönelik bir takım itirazlar ve eleştiriler olduğunu söyleyen Devlet Bakanı Yılmaz, yeni teşvik sisteminin "kul yapısı" olduğunu, bu nedenle de eleştirilerin olabileceğini vurguladı. Hükümet olarak belirsizlik ortamı yaratacak şekilde kuralları gevşetmek istemediklerini dile getiren Devlet Bakanı Yılmaz, 2010 yılı sonuna kadar yeni teşvik sistemindeki temel felsefeyi bozacak bir adım atmayı düşünmediklerinin altını çizdi. Yeni teşvik sisteminde bütün illerin teşvik kapsamına alındığını ve az ya da çok teşvikten yararlanacaklarını ifade eden Yılmaz, teşvik sisteminde 1'inci Bölgede yer alan illerde bulunan yatırımcıların büyük proje yatırımlarıyla Türkiye'nin dört bir yanında yapacağı yatırımlarla teşvik almasının mümkün olduğunu anımsattı. Yılmaz, Özellikle Ankara'nın büyük projelere dikkatle yoğunlaşmalarını önerdi. Yeni teşvik sistemini gündeme getirirken, ana mantığının Türkiye'nin büyüme ihtiyacı olduğuna değinen Yılmaz, küresel krizden çıkışta Türkiye ekonomisinin hazırlıksız yakalanmaması ve kriz sonrası oluşacak ihtiyaca hızlı uyum sağlayacak kapasitenin oluşturulmasını hedeflediklerini belirtti.

-"FİNANS KRİZİ, SOSYAL KRİZE DOĞRU YOL ALIYOR"-

İstihdam paketiyle hem dünyada yaşanan krizin etkilerini hafifletmek, hem de işgücü piyasalarını daha güçlü hale gelmesini hedeflediklerini açıklayan Devlet Bakanı Yılmaz, "Dünyada başlayan finansal kriz, ekonomik krize dönüştü. Bunun sonucunda da istihdam da sorunlar yaşandı ve sosyal krize doğru yol almaya başladı. Bu nedenle hükümet olarak işin sosyal boyutuna yoğunlaştık. Krizin etkisini hafifletecek tedbirleri alırken, diğer taraftan da işgücü piyasasının niteliklerini artırmak, esneklik sağlamak, aktif işgücü politikalarını desteklemek gerekiyordu. İstihdam paketini de bu nedenle gündeme getirdik. Kalıcı ve sürdürülebilir istihdam artışı için, 200 bin insanımıza yönelik eğitim programı gündeme getirdik. Eğitim programlarında özellikle işgücü piyasasının talep ettiği alanlarda eğitim verilecek. Diğer taraftan gençlerimizin ücretli staj yapmasını sağlıyoruz. Toplum yararına çalışma programlarında 150 bin işsizime kısmı zamanla iş vereceğiz. KOSGEB ve İŞKUR programıyla girişimcilerimize destek verilecek. Kredi Garanti Fonu'yla ise ilk etapta 1 milyar TL kredi ayrıldığı. Kredi Garanti Fonu zaten sistemde bulunuyor. Kredi Garanti Kurumu ise mevcut yapıyı da kapsayacak şekilde oluşturulacak" diye konuştu.

-"GAP'IN 3 MİLYAR TL ÖDENEĞİ VAR"-

ASO Başkanı Nurettin Özdebir'in GAP'a yönelik bütçe ödeneklerinin tükendiğine yönelik duyumlar aldığını, bu duyumların doğru olması halinde bu süreçten GAP yatırımlarının nasıl etkileneceğine yönelik sorusunu cevaplandıran Devlet Bakanı Yılmaz, GAP'in 2009 yılı için toplam 3 milyar TL'lik bütçesi olduğunu, ödenek sıkıntısı bulunmadığını ifade etti. 2008 yılında GAP Eylem Planı Çerçevesinde 1 milyar TL, 2009 yılında 2.7 milyar TL kaynak aktarıldığını belirten Yılmaz, eylem planı dışındaki kaynaklarla birlikte bu rakamın 3 milyar TL'ye ulaştığını kaydetti.

-ENERJİ BAKANI YILDIZ'A İLETİRİM SÖZÜ-

Ankara Sanayi Odası üyesi Sözer Özel'in "Madencilik Yasası'nın 7'inci maddesinin Danıştay tarafından iptali nedeniyle sektörde ruhsat alma ve mevcut yatırımlarının faaliyetlerini sürdürme noktasında sıkıntı yaşadığını ve TBMM tatile gitmeden önce bir maddelik yasa tasarısı hazırlanmasına acilen ihtiyaç duyulduğunu" söylemesi üzerine, Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın bilgisi dahilinde olduğunu düşündüğü konuyu, tekrar ileteceği sözünü verdi. Özen'in GB anlaşması çerçevesinde demir çelik ve kömür cevheri yatırımlarına teşvik verilmediğine yöneli açıklamaları üzerine ise Bakan Yılmaz, Maden "1995 yılında bu imzalar atılmış. Türkiye'nin devlet yardımları sisteminin AB'ye uyumlu olması gerekiyor. Bu otoritenin AB'ye uygun olması gerekiyor. Demir çelik ürünlerinde böyle bir sınırlama var. Dış Ticaret Müsteşarlığı'nda demir-çelik ürünlerine verilecek yardımların müzakeresi sürüyor. konusunda yeniden yapılandırma çalışmaları sürüyor. Ancak kömür cevheri konusunu incelemeden bir şey söylemek istemiyorum" dedi.

-"ÖZDEBİR: "TİM TAMAMEN GEREKSİZ BİR KURULUŞ"-

ASO'nun Haziran Meclis Toplantısında konuşan ASO Başkanı Nurettin Özdebir, TİM yasasının Meclis'ten geçmesinin büyük bir hata olduğunu söyledi. Bu konudaki görüşlerini ASO olarak çeşitli vesilelerle dile getirdiklerini dile getiren Özdebir, bu uyarıların dikkate alınmadığını belirterek, "TİM tamamıyla gereksiz bir kuruluştur. Biz Odalar olarak ihracatçılara gerekli belgeleri zaten ücretsiz sağlıyoruz. Şimdi aynı belgeler için ihracatçı ek bir bedel ödeyecektir. Dolayısıyla TİM yasası ihracat vergisi getirmekte, ihracatçılarımızın rekabet gücünü zedelemektedir. Ayrıca, ihracatçılık bir meslek de değildir. Dünya pazarlarına mal satmak için ülkemize gelen doğrudan yabancı sermaye yatırımları TİM yasasından olumsuz etkilenecektir. Cumhurbaşkanımızın yasayı onaylamamasını temenni ediyoruz" dedi.

-"3'ÜNCÜ BÖLGEDEKİ BAZI İLLERE TEŞVİK VERİLMESİ HAKSIZ REKABET YARATACAK"-

Yeni teşvik sisteminde özellikle 3'üncü bölgede kalan bazı illerin sanayileşmede çok ciddi mesafe aldığına dikkat çeken Özdebir, bu durumun 1'inci bölgede yer alan iller için haksız rekabete neden olacaığını ifade etti. Özdebir, bu nedenle sosyo-ekonomik gelişmişlik sıralamasında Bakanlar Kurulunun yetkisinin kullanılarak özellikle 3'üncü bölgede yer alan bazı illerin sıralamasının gözden geçirilmesi yerinde olacağını vurguladı.

Birleşen KOBİ'lere vergi avantajı getiren düzenlemenin büyük bir fırsat olduğunu belirten Özdebir, ancak birleşme için tanınan sürenin 2009 sonu ile sınırlanmasının doğru olmadığını ileri sürdü. Şirket birleşmelerinin hem işletmelerin ölçek ekonomilerinden yararlanmasına hem de genel yönetim ve pazarlama masraflarından tasarruf yapmasına imkan sağlayarak karlılığı olumlu etkileyeceğini belirten Özdebir, "Yasa Cumhurbaşkanınca onaylanmasından sonra uygulamaya geçilebilmesi için ikincil mevzuatın da yazılması gerekecek. Bu süreç zaman alacak. Zaten 2009'un yarısını geçirdik. Bu nedenle birleşme teşviklerinin süresinin en azından 2010 yılının sonuna kadar uzatılması yerinde olacaktır" diye konuştu.

-"KREDİ GARANTİ FONUNDA, FONLARDAN BAHSEDİLİYOR"-

Cumhurbaşkanı'nın onayına sunulan Kredi Garanti Fonu'nun etkinleştirilmesinin kriz ortamında çok olumlu bir adım olacağını daha önce belirttiklerini vurgulayan Özdebir, ancak yasada Fondan değil Fonlardan söz edilmesinin sıkıntı yarattığı görüşünde. Şu anda zaten bir Kredi Garanti Fonu olduğuna değinen Özdebir, "Fona aktarılacağı belirtilen bir milyar liranın acilen bu Fona aktarılması ve bir an önce uygulamaya geçilmesinde büyük yarar vardır. Eğer bir başka Fon'un kurulmasını beklersek zaman kaybı olur" dedi.

(ANKA)

(HGS/YLD/)

Kaynak: ANKA