20 Özel Sektör Toplantısı

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, burada yaptığı konuşmada, yakın dönemde emtia ve hammadde fiyatlarında hem yüksek artışların, hem de yüksek dalgalanmaların meydana geldiğine dikkat çekti.
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Boyner, "Enerji ve gıda başta olmak üzere artan emtia fiyatları tüketici güvenini vurmakta, tüketicilerin sağlıklı borçlanma ve tüketim kalıplarını genişletme eğilimleri yerini umutsuz şekilde temel ihtiyaçları idame ettirme eğilimine bırakmaktadır" dedi.
"G-20 Özel Sektör Toplantısı: Emtia Fiyatlarındaki Dalgalanmalar" adlı toplantıya katılan Türkiye Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, burada yaptığı konuşmada, yakın dönemde emtia ve hammadde fiyatlarında hem yüksek artışların, hem de yüksek dalgalanmaların meydana geldiğine dikkat çekti. Boyner, gıda ve tarımsal hammaddeler de dahil olmak üzere, geniş ölçekteki emtia fiyatlarının bu artışlar ve dalgalanmalardan etkilendiğini söyleyerek, bu gelişmelerin ekonomi, toplum ve siyaset alanlarında da önemli etkilerinin ortaya çıktığını vurguladı.
EMTİA FİYATLARINDAKİ OLUMSUZLUK HANE HALKI ÜZERİNDEN TOPLUMU SARSMAKTADIR
Kısa dönemde, oluşan yüksek fiyat seviyeleri ve fiyat dalgalanmalarının ekonomik kesimlerin hemen hemen hepsini olumsuz etkilediğini belirten Boyner, 'Enerji ve gıda başta olmak üzere artan emtia fiyatları tüketici güvenini vurmakta, tüketicilerin sağlıklı borçlanma ve tüketim kalıplarını genişletme eğilimleri yerini umutsuz şekilde temel ihtiyaçları idame ettirme eğilimine bırakmaktadır. Yatırıcımlar ise, artan dalgalanmalar neticesinde, derinleşen belirsizlik ortamında karar vermekte ve yatırım yapmakta zorlanmaktadır. Aşırı artan belirsizlik nedeniyle, yatırımlar ya ertelenmekte ya da tamamen iptal edilmektedir. Ayrıca, maliyetlerin fiyatlara yansıtılmasında sıkıntılar yaşanmakta ve sürdürülemez fiyat politikaları yürütmek zorunda kalan işletmelerin kısa sürede piyasadan çıkmaları kaçınılmaz hale gelmektedir. Ekonominin bu iki temel kesiminin karar alma süreçlerindeki sorunlar, elbette ülkeler ve dünya düzeyinde ekonomiyi derinden etkilemektedir. Büyümenin baskılanması bu olumsuzluklardan sadece biridir" diye konuştu. Boyner, emtia fiyatlarındaki olumsuzlukların, özellikle hane halkları üzerinden toplumları sarstığının altını çizerek, 'Örneğin artan gıda fiyatları on milyonlar mertebesinde ifade edilebilecek kitleleri açlık sınırının altına itmektedir. Elbette, bu tür bir toplumsal etkinin siyasi sonuçları olması da kaçınılmaz olmaktadır" dedi.
İHTİYAÇ ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ
Boyner, öncellikle, şu anda odaklanılması gereken sorunların başında, ekonomi politikaları açısından uluslararası alanda güçlü bir işbirliği ihtiyacının geldiğini söyleyerek, 'Çünkü, en azından kısa dönem için, emtia fiyatlarıyla ilgili yaşadığımız gelişmeler, üzülerek söylüyorum, özellikle gelişmiş ülkeler düzeyinde kötü makroekonomik yönetişimin ve bir türlü küreselleşmenin mevcut düzeyinin gerektirdiği sofistikasyona kavuşturulamayan küresel düzenleme ve yönetişim eksiklerinin yansımasıdır. Uluslararası düzeyde, daha nitelikli ve daha güçlü işbirliği, gerekli uluslararası idari kapasitenin tesis edilmesi koşuluyla, bugün yaşadığımız sorunları kısa vadede büyük ölçüde ortadan kaldıracaktırö diye konuştu. Boyner, 'Açık ve rekabetçi piyasa ekonomisi kurallarından ödün vermeden, şeffaf ve öngörülebilir politikalarla, sürdürülebilir standartlarda bir iş ve yatırım ortamı yaratmak konusundaki çabalarımızdan vazgeçmemeliyiz" diye konuştu.
18 YILDA ORTA SINIF 3 KATINA ÇIKTI
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Halim Mete ise, küresel ekonominin oldukça ilginç bir dönemden geçtiğine işaret ederek, 'Doğru bildiklerimizin yanlış, yanlış bildiklerimizin doğru olduğu günler yaşıyoruz. Avrupa'da devam eden borç krizi, Amerikan ekonomisinin toparlanmasıyla ilgili kaygılar, Arap Baharı'nın getirdiği siyasi çalkantılar tüm dünyada istikrarı tehdit ediyor. Bu çalkantılı dönem, emtia piyasalarında son yıllarda gözlediğimiz dalgalı seyrin uzunca yıllar devam edebilme ihtimalini artırıyorö dedi. Gelinen noktada özel sektör açısından günlük gelişmeleri yakından takip etmenin kritik hale geldiğini söyleyen Mete, 'Hepimiz petrol fiyatlarını, altını, bakırı, pamuğu günlük takip eder olduk. Yeni yatırımlarımızı nasıl hayata geçireceğimizi değil de, emtia fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı kendimizi nasıl koruyabileceğimizi tartışıyoruz toplantılarda. Ancak emtia piyasalarındaki sorun son dönemdeki konjonktürel çalkalanmanın oldukça ötesinde. Yirminci yüzyılda Çin ve Hindistan gibi ülkelerin küresel ekonomiye intibakı üretim ve tüketim kalıplarında hızlı bir değişimi beraberinde getirdi. Bu ekonomiler büyüdükçe enerji başta olmak üzere üretimde kullandıkları hammaddelere talepleri arttı. Ayrıca göreli bir zenginleşmenin gözlenmesiyle birlikte yeni bir orta sınıf doğdu. Gelişen Asya ülkelerinde 1990'dan 2008'e sadece 18 yılda orta sınıf 3 katına çıktı. Marketten mutfak alışverişi yapan, temizlik malzemeleri kullanan, arabasına benzin alan 2 milyar insandan bahsediyoruz. Doğal olarak gıda başta olmak üzere tüm temel tüketim mallarına talep katlandı. Bu da doğal olarak emtia fiyatlarını artırdı. 2008'in ikinci yarısında tüm dünyayı etkisine alan küresel kriz öncesindeki 5 yılda emtia fiyatları ortalama 3. 5 katına çıktı. Bu dönemde hepimiz petrol fiyatlarının artışını takip ettik, ama artış tüm tarım ve madencilik ürünlerinde de gözleniyordu" diye konuştu.
YENİ BÜYÜME ÜSSÜ, ÇİN VE HİNDİSTAN
Mete, kriz öncesindeki 5 yıllık dönemde 1 ton pirincin 200 dolardan bin dolara, sanayide ve inşaatta temel girdi olan demir cevherin 14 dolardan 80 dolara çıktığını vurgulayarak, 'Finansal spekülasyondan, ticaret kısıtlamalarına, düşük faizlere kadar birçok etkenin emtia fiyatlarındaki artışta ve dalgalanmada etkili olduğu doğrudur. Ama ekonominin temel kuralını lütfen unutmayalım. Üretmeye, para kazanmaya ve dolayısıyla tüketmeye yeni başlayan 2 milyar kişinin tüketim talebi arttıkça emtia fiyatlarının da artması gayet doğaldır. Bakın bugünlerde dünyanın en hızlı büyüyen bölgesi yine o bölgelerdir. Avrupa ile Amerika kriz öncesindeki üretim ve ihracat düzeylerini yakalamaya çalışırken Çin ve Hindistan kriz öncesinin hem üretimde hem de ihracatta yüzde 30 üzerine çıkmıştır. Yani yeni büyüme üssü orasıdır" dedi.















