İşitme Engellilere 'İstanbul Lehçeli' İşaret Dili

Adana'da işitme engellilerin kullandığı işaret dilinde 'farklı lehçe'leri ortadan kaldırıp, 'İstanbul lehçesi' ile anlaşmalarını sağlamak için 'Sessizliğin Sesi' adlı proje uygulamaya konuldu.
Adana'da işitme engellilerin el ve vücut hareketleri ile mimikleri kullanarak iletişim sağlarken kullandığı işaret dilinde 'farklı lehçe'leri ortadan kaldırıp, Türk İşaret Dili'nin doğru kullanıldığı 'İstanbul lehçesi' ile anlaşmalarını sağlamak için 'Sessizliğin Sesi' adlı proje uygulamaya konuldu. İşitme engellilerin duygu, düşünce, istek ve ihtiyaçlarını ifade ederken kullandığı işaret diline standart getirmeyi amaçlayan proje, Çukurova Kalkınma Ajansı'ndan 154 bin lira hibe kredi almaya hak kazandı.
Merkezi Adana'da olan 'Kulağım Olur Musun? İşitme Engelliler ve Aileleri Derneği' (K. İ. E. D. ) Başkanı Hasan Çalıkuşu, buruna dokunmanın bazı bölgelerde müdür, bazı bölgelerde anne anlamına geldiğini, özellikle hastanelerde görülen sorunları ortadan kaldırmak amacıyla 'Sessizliğin Sesi' adlı projeyi hazırladıklarını söyledi. Projeyle her kentte farklı işaretlerle (lehçelerle) konuşulan işaret dilini İstanbul'daki ile aynı seviyeye getirerek, işaret dili tercümanı yetiştirmeyi hedeflediklerini belirten Çalıkuşu, bu sayede binlerce işitme engellinin hayatının kolaylaşacağını söyledi. Bu eğitimin sonunda, işitme engellilerinin kullandığı işaretlerin aynı anlama gelmesinin sağlanması amaçlanıyor.
50 BİN KİŞİYE EĞİTİM
Çalıkuşu, 14 bini işitme engelli, 50 bin kişiye ulaşmayı planladıklarını anlatırken, şöyle dedi:
"Dernek üyelerimizin çoğu gittikleri yerlerde kendilerini ifade edemedikleri için çeşitli sorunlar yaşıyordu. Üyelerimden 38 yaşındaki Elif Tuygun'a uygulanan yanlış tedavi sonuç vermeyince az kalsın rahmi alınıyordu. Benim tercümanlığım sonucu tedavisi değiştirilip kısa sürede iyileşti. Yine 53 yaşındaki Belkıs Füsun adlı üyemizin böbreği alınıyordu. Yine ona da yaptığım tercümanlığın ardından tedavisi değiştirilince iyileşti. "
İşitme engellilerin gittikleri hiç bir yerde kendilerini tam olarak anlatamadıklarını söyleyen Çalıkuşu, projede ilk olarak 30 işitme engellinin 4. 5 ay boyunca uluslararası işaret dili konusunda Türkçe eğitmenin de katılacağı kurs alacağını bildirerek şöyle devam etti:
"İşitme engellilerin birçoğu birbirleriyle işaret diliyle konuşurlarken, devrik cümle kullandıkları için çok zor durumda kalıyor. Ayrıca gittikleri yerlerde karşı taraf işaret dilini bilmediği için dertlerini anlatamıyorlar. Çoğu eğitim almamış insanlar. Birçok işitme engelli çevresinden öğrendiği kadarıyla işaret dilini kullanmaya çalışıyor. Bu eğitimden sonra işitme engellilerin hayatları daha kolay hale gelecek. İşaret dilinde doğru Türkçe kullanacaklar. Bu kişilerin aileleri var. 2'nci grup olarak ailelerden 30 kişi alacağız. Bunlara da tercümanlık eğitimi vereceğiz. Tercümanlık belgesi alacaklar. Bu belgeyi alabilmek için girecekleri sınavları işitme engelliler yapacaklar. Engelli arkadaşımız, sınavda derdini anlatacak. Sınavdaki kişi tercümeyi doğru yaparsa, başarılı sayılacak. Bu eğitimli kişiler daha sonra isteyen işitme engellilere ücretsiz tercümanlık yapacak. Yani bundan sonra hastanede yanlış tedavi uygulanmayacak. İşitme engelli, derdini anlatamayacağını düşündüğü zaman tercüman çağırıp, bu şekilde derdini anlatacak. Ayrıca isteyen herkese işaret dili eğitmenliği yapacaklar. "
BURUNA DOKUNMANIN 2 FARKLI ANLAMI
İşaret dilinin birçok kentte farklı kullanıldığını, bunun da sıkıntılar yarattığını söyleyen Çalışkuşu, İstanbul'daki, işitme engellinin, Adana'daki engellinin bir çok işaretini anlamadığını vurgularken, "Mesela, birinde burnuna dokunmak 'anne' anlamına gelirken birinde 'müdür' olarak kabul ediliyor. Şu anda Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2005 yılında hazırladığı bir işaret dili kitapçığı var. Çocuklarımız ona göre eğitim alıyor. Ancak bunların yüzde 90'ı yanlış. Biz bunları tek çatı altında toplayacağız" dedi.
TÜRKİYE'DE 24 RESMİ TERCÜMAN VAR
Türkiye'de resmi olarak 24 işaret dili tercümanı, 15 de işaret dili eğitmeni bulunduğunu belirten işaret dili tercümanı ve eğitmeni Neslihan Kurt ise, isteyen bir kişinin 3 ayda işaret dilini öğrenebileceğini söyledi. Anne ve babasının işitme engelli olması nedeniyle ana dilinin 'işaret dili' olduğunu söyleyen Kurt, şöyle dedi:
"Türkiye'ye özgü bir işaret dili var. Türkçe'de olduğu gibi şive, lehçe farklılıkları var. Bu işaret dilinde de böyle. İster istemez, şive farklılığı ortaya çıkıyor. Bunu 'doğu şivesi' ve 'batı şivesi' diye 2'ye ayırıyoruz. Mesela, 'anne' sözcüğünü batı ve doğuda farklı bir işaretle anlatıyor. Bu proje sayesinde Adana'daki engelliler, gerçek işaret dilini öğrenecekler. " - Adana













