Yokluktan Doğan Sanat "Kırkyama"Yı Gelecek Kuşaklara Aktarıyor

Yokluktan Doğan Sanat "Kırkyama"Yı Gelecek Kuşaklara Aktarıyor

Edirneli Rezzan Gökalp, geri dönüşümün asırlık el sanatlarından kırkyamayı gelecek nesillere aktarmak için emek harcıyor.

Yokluktan Doğan Sanat

CİHAN DEMİRCİ - Edirneli Rezzan Gökalp, geri dönüşümün asırlık el sanatlarından kırkyamayı gelecek nesillere aktarmak için emek harcıyor.

Edirne'de geleneksel el sanatları ustası 64 yaşındaki Gökalp, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca "kırkyama" dalında Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcıları Listesi'ne (SOKÜM) alındı.

Gökalp, Orta Asya'da günümüze gelen ve bir dönem yoksul kesimin giyim ihtiyacını karşılaması için bez parçalarının bir araya getirilerek değişik şekillerle dikilmesi sonucu ortaya çıkan sanatı, gelecek nesillere aktarmak için çalışmalar yapmayı sürdürüyor.

Emekliliğini kırkyama uğraşına adadığını anlatan Gökalp, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu sanatın yüzyıllar öncesinden günümüze geldiğini söyledi.

Kırkyamanın yokluktan ve ihtiyaçlardan doğduğunu belirten Gökalp, "Kırkyamanın doğuşu bir el sanatı olarak başlamadı. Dikiş artığı kumaşlar ya da giysilerin yıpranmayan yerleri biriktirilmiş. Bunlardan da ihtiyaca yönelik yeniden eşyalar üretilmiş. Yokluktan bir sanat doğmuş. Savaşların olduğu yıllarda paltolar, yorganlar yapılmış." diye konuştu.

Gökalp, kırkyamanın sonraları el sanatı olarak ön plana çıktığını anlatarak, şunları kaydetti:

"Daha sonraki yıllarda ise küçük parçalar şeklinde kesilen kumaşlar birleştirilerek zamanla figürlere, yıldız, güneş ve ay şekillerine dönüştü. Hemen hemen her evde bir kırkyama ürünü vardır. Özellikle seccadeler. Evimde eşimin babaannesi tarafından yapılan 90 yıllık bir kırkyama namazlık bulunuyor. Yastıklar, minderler ve yorganlar dikilmiş. Bugün Topkapı Sarayı'nda kırkyama usulü bir yorgan sergilenmektedir. Son yıllarda kırkyama gerek Amerika'da gerek Avrupa'da bir sanayi haline dönüştü. Bu alanda çeşitli fuarlar düzenleniyor. Kırkyamayı yorganlamada kullanmak için dikiş makineleri üretildi. Türkiye'de henüz sanayileşmedi, küçük sanat dalı olarak devam ediyor. Ben de elimden geldiği kadar yaymaya ve genç nesillere bu sanatı öğretmeye çalışıyorum."

Kırkyamayı 20 yıldır yaptığını ifade eden Gökalp, "Yaptığım ürünlerle katıldığım etkinlikten sonra başvuruda bulunmuştuk, geçen ay bakanlığımızca Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcıları Listesi'ne dahil edildim, çok mutlu oldum. Tamamı el çalışması olan el sanatından senede iki ya da üç parça nadir eserler çıkartıyorum." dedi.

Mis sabunu, Edirne çinisi, süpürge de aday

Edirne Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Hacıoğlu da Edirne'nin Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcıları Listesi'nin oldukça kalabalık olduğunu belirtti.

"Talika", "kıspet", "hat" ve "Edirnekari" zanaatkarlarının da listede olduğunu bildiren Hacıoğlu, şöyle devam etti:

"Kırkyama, Anadolu'da ve Türkiye'de çok bilinen bir kültür mirası değil. Orta Asya'dan Anadolu'ya geldiği, Anadolu'dan da tüm dünyaya yayıldığı bilinen bir somut olmayan kültür mirasımız. Bundan sonraki aşamada somut olmayan kültür miras taşıyıcılarımızın sayısını artırmakla ilgili çalışmalar yapacağız. Mis sabunu, Edirne çinisi, süpürge yapımı gibi konuların da Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından miras taşıyıcısı olması için çalışmalarımız devam ediyor. Bu konularda da arkadaşlarımız başvurmuşlardı ancak Kültür ve Turizm Bakanlığı komisyonunca Rezzan hanım kabul görüldü."

Hacıoğlu, Edirne Vakıf Kültür Sanat Evi'nde, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca seçilen SOKÜM ustalarına oda verildiğini belirterek, "Kentimizi ziyarete gelen yerli yabancı turistler ve meraklıları ustaları hem üretim yaparken hem de ders verirken hem de satış yaparken görmüş olacaklar. Unutulmaya yüz tutmuş el sanatlarını yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak ana amacımızdır. Rezzan Gökalp hanımefendinin miras taşıyıcısı olması bu sanatın gelecek kuşaklara aktarılması açısından önemlidir." dedi.