Süleyman Dilsiz’den dikkat çeken çıkış: UNESCO kapısında bekleyen yoğurdumuz ekşidi

Süleyman Dilsiz’den dikkat çeken çıkış: UNESCO kapısında bekleyen yoğurdumuz ekşidi
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Türk mutfağının küresel rekabette hak ettiği yerde olmadığını söyleyen gastronomi yazarı Süleyman Dilsiz, “Yunan yoğurdu” algısının büyüdüğünü, Türkiye’nin ise yoğurt, tarhana ve Türk kahvaltısı gibi değerleri dünya sahnesinde yeterince koruyamadığını söyledi. Dilsiz, “Kendi kalemizde gol yiyoruz” dedi.

Gastronomi yazarı Süleyman Dilsiz, Türk Mutfağı Haftası kapsamında Haberler.com’a yaptığı özel açıklamalarda Türk mutfağının küresel kimlik mücadelesini değerlendirdi. “Yunan yoğurdu” algısının güçlü bir pazarlama stratejisiyle büyüdüğünü belirten Dilsiz, UNESCO süreçlerindeki yavaşlığa dikkat çekerek, “Yoğurdumuz ekşidi ama farkındalığımız hala mayalanmadı” ifadelerini kullandı. “Yoğurt Uygarlığı”, “Kahvaltıya Dair Her Şey”, “Tarifse Yaz Deftere” ve “Kılçıksız Balık” gibi eserleriyle tanınan Dilsiz, Türk mutfağının yalnızca tariflerden ibaret olmadığını, bunun aynı zamanda bir kültürel hafıza ve yaşam biçimi olduğunu vurguladı.

“YUNAN YOĞURDU ALGISI GÜÇLENİYOR, BİZ HALA BEKLİYORUZ”

Türk mutfağının dünya sahnesinde hak ettiği karşılığı bulamadığını söyleyen Dilsiz, özellikle “Yunan yoğurdu” algısının küresel pazarda giderek güçlenmesine dikkat çekti. Türkiye’nin yoğurt, tarhana ve Türk kahvaltısı gibi temel gastronomi değerleri için UNESCO süreçlerinde yavaş kaldığını belirten Dilsiz, “UNESCO kapısında beklemekten 272 dile Türkçe’den geçen yoğurdumuz ekşidi fakat bizim farkındalığımız hala mayalanmadı” dedi. Yoğurdun yalnızca bir gıda ürünü değil, aynı zamanda binlerce yıllık kültürel bir miras olduğunu ifade eden Dilsiz, küresel aktörlerin bu ürünü güçlü pazarlama stratejileriyle markalaştırdığını söyledi. “Küresel piyasadaki ‘Yunan Yoğurdu’ algısı planlı ve başarılı bir pazarlama stratejisinin ürünüdür” diyen Dilsiz, Türkiye’nin artık “ilk biz bulduk” söyleminin ötesine geçip kültürel değerlerini profesyonel biçimde dünyaya anlatması gerektiğini vurguladı.

“MUTFAK SADECE TARİF DEĞİL, BİR KÜLTÜREL BELLEKTİR”

Türk mutfağının geçmişten bugüne taşıdığı hikayelerin korunması gerektiğini söyleyen Süleyman Dilsiz, gastronominin yalnızca yemek tariflerinden oluşmadığını belirtti. Anadolu’nun göçler, üretim kültürü ve kuşaklar boyunca aktarılan ritüellerle şekillendiğini ifade eden Dilsiz, mutfak kültürünün ancak sofrada yaşatılarak korunabileceğini dile getirdi. “Her ne kadar mutfak mirasımız müzelerde sergilense de esas olan tencerede kaynatarak geleceğe taşınmasıdır” diyen Dilsiz, yerel ürünlerin ve endemik değerlerin kaybolmasının kültürel hafızayı da zayıflattığını söyledi. Tarhana, yoğurt ve kahvaltı kültürü gibi değerlerin sadece nostaljik bir unsur olarak görülmemesi gerektiğini belirten Dilsiz, “Ürün sofrada ulaşılabilir değilse sadece kağıt üzerinde yaşıyor demektir” ifadelerini kullandı.

“YOĞURT, TÜRK KÜLTÜRÜNÜN DÜNYAYI SESSİZ FETHİDİR”

18 yıl boyunca 3 kıta ve 14 ülkede yaptığı saha araştırmalarıyla hazırladığı “Yoğurt Uygarlığı” kitabına da değinen Dilsiz, “Yoğurt Yolu” olarak tanımladığı kültürel rotanın Türk mutfak tarihindeki önemine dikkat çekti. Türklerin ayak bastığı coğrafyalarda yoğurt kültürünün ortak bir miras olarak yaşadığını belirten Dilsiz, ayran, tarhana, kurut ve süzme yoğurt gibi ürünlerin farklı coğrafyalarda benzer ritüellerle varlığını sürdürdüğünü söyledi. “Yoğurt, Türk kültürünün dünyayı sessiz fethidir” diyen Dilsiz, artık gastronomi mirasının sadece törenlerde değil market raflarında, bürokrasi koridorlarında ve uluslararası platformlarda da korunması gerektiğini ifade etti.

“TÜRK MUTFAĞI BİR TARİF YIĞINI DEĞİL, YAŞAM BİÇİMİDİR”

Türk mutfağının geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dilsiz, mutfak kültürünün sadece geçmiş başarılarla değil, bugünün üretim ve pazarlama anlayışıyla geleceğe taşınabileceğini söyledi.“Türk mutfağı bir tarif yığınından ziyade bir yaşam biçimi olarak anlatılmalı” diyen Dilsiz, gastronomi mirasının yalnızca geçmişin görkemiyle değil, modern dünyanın ihtiyaçlarına uygun şekilde yeniden yorumlanması gerektiğini belirtti.

Haber: Fulya Omaç

Dilşad Özcan
Haberler.com
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.