Milli Savunma Bakanı Gönül İzmir'de: 'Evet ya da Hayır Olması Bizim Parlamentodaki Çoğunluğumuza Ne Fayda Sağlar Ne Zarar Verir. Bu Bir Seçim Değil, Hükümetin Teşkili ile İlgili Husus Değil' (fotoğraflı

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Referandumda Evet ya da Hayır Çıkmasının Partilerinin Parlamentodaki Çoğunluğuna Bir Fayda ya da Zarar Getirmeyeceğini, Konunun Hükümetin Teşkili ile İlgili Bir Durum Olmadığını Söyledi

Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, referandumda evet ya da hayır çıkmasının partilerinin parlamentodaki çoğunluğuna bir fayda ya da zarar getirmeyeceğini, konunun hükümetin teşkili ile ilgili bir durum olmadığını söyledi.

Gönül, partisinin Urla ilçe teşkilatı tarafından ilçedeki bir düğün salonunda düzenlenen İlçe Danışma Kurulu Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 12 Eylül'de yapılacak referandumla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Anayasa değişikliği paketinin önderliğini AK Parti'nin yaptığını ancak bunun bir parti meselesi değil ülke ve millet meselesi, Türkiye'nin demokratikleşmesi, daha ileriye gitme meselesi olduğunu ifade eden Gönül, hükümetin temel hakları geliştirme amacı kapsamında böyle bir değişikliğe ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.

Türkiye'nin artık bölgesinde dikkat çekici bir merkez haline geldiğini, çok sayıda üst kademede devlet adamının gelip gittiğini belirten Bakan Gönül, son olarak İngiliz Başbakanı David Cameron'un ziyaretinde söyledikleriyle 'Türkiye'yi göklere çıkardığını' ifade etti. Gönül, konuşmasını şöyle sürdürdü:

'Bunun böyle devam edebilmesi için bizim halkımıza vadettiğimiz hakların yerine gelmesi lazım. Bunlar nelerdir. En önemli gelen husus yargı reformudur. Anayasa bir sosyal sözleşme. En temel unsurlarından biri de kuvvetler ayrılığı. İktidar yalnız hükümet ve yasama tarafından kullanılmıyor, yargı tarafından da kullanılıyor. En çok da yargı tarafından kullanılıyor. Yargımız geri mi? Hayır. Zamana uymada sıkıntı çekiyor, çok değerli yargıçlarımız var ama zamana uymada sıkıntı çekiliyor. Mesela Avrupa'nın pek çok ülkesinde Anayasa Mahkemesi üyelerinin tamamı parlamento tarafından seçiliyor bizde ise şu anda parlamento tarafından seçilmiş tek üye yok. Anayasa Mahkemesi 11 kişiden oluşuyor, 6 kişinin kararıyla TBMM'deki 400 kişinin kararını değiştirilebiliyor. Şimdi 11 kişilik Anayasa Mahkemesi 17'ye çıkarılıyor, daha çok halkın temsil edileceği bir şekil getiriliyor. Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu 7 kişiden 22 kişiye çıkıyor. Yalnız yüksek yargı değil tüm yargıdan temsil imkanı doğuyor. Siviller bundan sonra harp hali hariç askeri mahkemelerde yargılanmayacaklar. Gazetelerde sivillerin sıkı yönetim mahkemelerinde çektikleri sıkıntıları okuyorsunuz demek ki bu bir daha olmayacak. 12 Eylül suçlarının yargılanması, belki sembolik bu ama ifade ettiği mana çok büyük. O da nedir, Türkiye'de askeri darbelerin bir masuniyetinin olmayacağının işaretinin verilmesidir'

Bir ülkenin ileri bir ülke haline gelmesinin yalnız temennilerle mümkün olamayacağını, insanların önünün açılmasının gerektiğini, yarınlara ilişkin teminatlar verilmesi gerektiğini ifade eden Bakan Gönül, değişiklikler hazırlanırken muhalefet partilerine yaptıkları çağrıların cevapsız kaldığını, şimdi bu partilerin 'değişiklik bizim dışımızda yapıldığı için hayır diyeceğiz' ifadesini kullandığını anlatan Gönül, sözlerini şöyle sürdürdü:

'Biz halkımıza 'kimin yaptığına değil, doğru olup olmadığına bakın' diyoruz. TBMM günlerce sabaha kadar çalıştı. Söyleyeceğimiz söz ülkemizin yararınaysa neden reddedelim. Evet ya da hayır olması bizim parlamentodaki çoğunluğumuza ne fayda sağlar ne zarar verir. Bu bir seçim değil,hükümetin teşkili ile ilgili husus değil ama ülkenin geleceğini, çocuklarımızın geleceğini düşünüyorsak, Türkiye'nin uluslararası toplulukta şerefli bir ülke olması için daha fazla gayret gösterelim istiyorsak buna ihtiyacımız var.' AK Parti İzmir Milletvekili Tuğrul Yemişçi de yaptığı konuşmada Anayasa değişikliğiyle ilgili muhalefetin bu değişikliklerin iş ve aş getirmediği yönünde iddialarda bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu:

'Bu iddia yanlış. Bir örnekle açıklamak istiyorum. İzmir Limanı'nın 2,5-3 yıl önce ihalesi yapıldı. Yabancı bir şirket, Türklerle ortak girerek 1 milyar 260 milyon dolara işletme hakkını aldı. Bunun hukuka uygun olduğunun belirlenmesi gerekiyordu. Üzerinden 26 ay geçtikten sonra 'usulüne uygundur' diye cevap verdiler. Ne oldu, ekonomik kriz çıktı alan insan da caydı. Şimdi 1 milyar 260 milyon doların yarısına dahi alıcı yok. Alan teminatını yaktı, kaçtı gitti, iş ortada kaldı. Bu parayı özeleştirme idaresi alsaydı, bu proje gerçekleşseydi yatırıma, işe, aşa dönüşmeyecek miydi? Anayasa'daki düzenlemelerle hukuken bu gecikme olmayacaktı, iptal olacaksa bile zamanında olması sağlanacaktı.'

(TLA-ÇİM-SA) - İZMİR

Kaynak: AA