Roma yöntemiyle bin 190 derecelik cam sanatı

Roma yöntemiyle bin 190 derecelik cam sanatı
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

İzmir'de Zeynep ve Oraltay Korun çifti, Roma döneminden kalma yöntemlerle bin 190 derece sıcaklıktaki fırında geleneksel cam üfleme sanatını yaşatıyor. Ege Bölgesi'ndeki tek sıcak cam atölyesinde kalıp kullanmadan eşsiz eserler üreten çift, sıfır atık felsefesiyle çalışıyor.

İzmir'de üniversite yıllarında yolları kesişen Zeynep ve Oraltay Korun çifti, bin 190 derece sıcaklıktaki fırının başında, Roma döneminden kalma yöntemler ve el aletleriyle cama şekil vererek binlerce yıllık geleneksel cam üfleme sanatını Ege Bölgesi'nde yaşatan tek isimler oldu.

Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Cam Bölümü'nde eğitim alırken tanışan ve hayatları ile sanatlarını birleştiren Zeynep ve Oraltay Korun çifti, 2024 yılının nisan ayından bu yana İzmir'deki atölyelerinde tarihi bir mesleği icra ediyor. Yaptıkları işin Türkiye'de nadir görülen bir alan olduğunu belirten Zeynep Korun, özel işlenmiş ham maddenin Çek Cumhuriyeti'nden geldiğini söyledi. Korun, "Atölyemizde bin 190 derecede, 7 gün 24 saat boyunca hiç sönmeden yanan doğalgazlı bir fırınımız var. Camı bu fırının içine yüklüyoruz. 'Pipo' adını verdiğimiz uzun metal çubukların ucuna camı sararak dışarı çıkarıyor, ardından renklendirme ve şekillendirme işlemlerini gerçekleştiriyoruz" dedi.

"Roma döneminden bir usta gelse yabancılık çekmez"

Teknolojiden uzak, tamamen insan emeğine ve tarihi köklere dayalı bir üretim süreci yürüttüklerini vurgulayan Zeynep Korun, "Şekillendirme esnasında kullandığımız el aletleri Roma dönemine dayanıyor. Bugün Roma döneminden bir cam ustası gelip tezgahımıza otursa, hiç yabancılık çekmeden cam üfleyebilir. Sıcak cam üfleme tamamen tutkuyla yapılan bir meslek. Zorluğu ve sonrasındaki o başarabilme tatmini insanı adeta içine çekiyor" diye konuştu. Atölyede sıfır atık felsefesiyle çalıştıklarına da değinen Korun, kendi içlerindeki camı yüzde yüz oranında geri dönüştürebildiklerini ancak dışarıdan alınan pirinç tanesi büyüklüğünde farklı bir camın bile genleşme katsayısı uyuşmazlığı nedeniyle fırından çıkan eserleri çatlattığını ifade etti.

"Kalıp yok, her eser eşsiz"

İşin sanatsal ve akademik boyutuna dikkat çeken Oraltay Korun ise camı sanatsal bir malzeme olarak gördüklerini ve kendilerini 'cam sanatçısı' olarak tanımladıklarını vurguladı. Türkiye'de bu alanda tek üniversite eğitimi veren bölümden mezun olduklarını hatırlatan Korun, "Geleneksel yöntemleri kullanarak, hiçbir şekilde kalıp kullanmadan, tamamen elle şekillendirme yapıyoruz. Bu yüzden ürün yelpazemiz tamamen hayal gücümüze ve tasarımlarımıza bağlı. Kalıp olmadığı için aslında bu ürünlerin bir tanesinden başka bir benzeri daha yok. İkincisini veya üçüncüsünü üretmek istesek bile ancak yüzde 90 oranında benzetebiliyoruz. Bu da her bir parçayı özellikle eşsiz kılıyor" ifadelerini kullandı.

"Cam, kendi kendini şekillendirmene izin vermez"

Sıcak camla çalışmanın getirdiği zorlukları aktaran Oraltay Korun, sözlerini şöyle sürdürdü: "Üretim esnasındaki en büyük zorluğumuz sıcaklık ve camın o öngörülemez yapısı. Cam oldukça kırılgan ve baştan sona zorlu bir süreç. Şekillendirirken hiçbir şekilde elinizle dokunamıyorsunuz, tamamen el aletleriyle yönetiyorsunuz. Biz cam sanatçıları aramızda; 'Cam, senin onu şekillendirmene izin vermez; sen camın isteklerine ve özelliklerine uyum sağlamalısın' deriz. Baştan sona bir çamur ya da hamur gibi onunla oynayamazsınız. Baştan sona camla bir uyumlanma süreci yaşıyoruz."

Ege Bölgesi'ndeki tek sıcak cam atölyesi olarak sadece üretim yapmadıklarını belirten Korun çifti, farklı üniversitelerden mezun olan genç meslektaşlarına staj ve çalışma imkanları sunduklarını, düzenledikleri atölye çalışmalarıyla (workshop) da İzmir ve Ege Bölgesi'nin kültürel ile sanatsal hayatına büyük katkı sağladıklarını sözlerine ekledi. - İZMİR

Kaynak: İhlas Haber Ajansı
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.