Gazetecilikte İşsizlik Alarmı: Kayyumlar En Büyük Medya Patronu Oldu

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği “Gazetecilikte İşsizlik Krizi” toplantısında konuşan işsiz gazeteciler, kayyum politikaları, patron baskısı ve güvencesizliğin mesleği tasfiye noktasına getirdiğini vurguladı. Gazeteciler, “Sorun ekonomik değil, bilinçli bir susturma politikası” dedi.

(İSTANBUL)  - Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin düzenlediği "Gazetecilikte İşsizlik Krizi" toplantısında konuşan işsiz gazeteciler, kayyum politikaları, patron baskısı ve güvencesizliğin mesleği tasfiye noktasına getirdiğini vurguladı. Gazeteciler, "Sorun ekonomik değil, bilinçli bir susturma politikası" dedi.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'nin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü kapsamında düzenlediği "Gazetecilikte İşsizlik Krizi" başlıklı toplantıda, işsiz gazeteciler yaşadıkları hak ihlallerini ve medya alanındaki yapısal dönüşümü anlattı. Toplantıda öne çıkan başlıklar kayyum uygulamaları, Basın İş Yasası'nın fiilen devre dışı bırakılması ve patronaj sistemi oldu.

Toplantının açılışında konuşan cemiyet temsilcileri, gazeteciliğin bir ticari faaliyet değil, kamusal bir hizmet olduğunu vurgulayarak, "Bugüne kadar simitle ve umutla yaşadık, hürriyetimiz için mücadele etmeye devam edeceğiz" mesajı verdi.

Toplantının moderatörlüğünü TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş üstlendi. Programda; gazeteciler Bülent Biricik, Mustafa Aşcıoğlu, Zeynel Lüle, Uğur Güç ile TGC Hukuk Danışmanı Gökhan Küçük, basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü alanındaki gerilemeyi, yüksek işsizlik oranları ve mesleki güvencesizlik bağlamında değerlendirdi.

Basın İş Yasası'nın sağladığı güvencelerin uygulamada etkisinin azaldığına dikkati çeken TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş şöyle konuştu:

"Aradan geçen 65 yıllık süreçte, bu yasal kazanımların önemli ölçüde gerilediği; Basın İş Yasası'nın sağladığı güvencelerin uygulamada etkisizleştirildiği görülmektedir.  Sendikalaşma hakkının fiilen kullanılamaz hale gelmesi, taşeron ve güvencesiz çalışmanın yaygınlaşması, toplu işten çıkarmaların olağanlaşması basın emekçilerinin çalışma koşullarını ağırlaştırmıştır. Son yıllarda binlerce  gazetecinin işsiz kalması, sektörün yapısal sorunlarının derinleştiğini açıkça ortaya koymaktadır. 20 işkolu içinde 'Basın, Yayın ve Gazetecilik' yüzde 13,13 örgütlülük oranı ile sendikalaşmanın en düşük olduğu iş kollarından biridir. Resmi verilere göre 2023 yılında da gazetecilik mezunları yüzde 12,7 ile en yüksek işsizliğe maruz kalan üçüncü gruptur. Son yıllarda medya kuruluşlarına kayyım atanması uygulamaları, basın özgürlüğü ve medya bağımsızlığı açısından ciddi kaygılara yol açmaktadır. Medya organlarının yönetimlerine idari ya da yargısal yollarla müdahale edilmesi; yayın politikalarının değiştirilmesi, editoryal bağımsızlığın ortadan kaldırılması ve gazetecilerin iş güvencesinin zayıflatılması sonucunu doğurmaktadır. Kayyım uygulamaları, basının kamusal denetim işlevini sekteye uğratmakta; çoğulculuğu ve çok sesliliği zayıflatmaktadır. Kayyım atanan medya kuruluşlarında yüzlerce gazeteci işten çıkarılmıştır. Demokratik hukuk devletlerinde esas olan, medya kuruluşlarının ekonomik ve yönetsel sorunlarının basın özgürlüğünü ihlal etmeyecek, ölçülü ve şeffaf yöntemlerle ele alınmasıdır. Aksi uygulamalar, oto sansürün yaygınlaşmasına ve toplumun tek yönlü bilgiyle karşı karşıya kalmasına neden olmaktadır."

"TMSF fiilen en büyük medya patronu"

Flash TV'de kayyum atanmasının ardından işsiz kalan kıdemli gazeteci Bülent Biricik, yaşananların geçici değil, kalıcı bir tasfiye süreci olduğunu söyledi. Biricik, "Bize 'devlet arkanızda' denildi ama kısa sürede yüzlerce kişi işten çıkarıldı. 140 kişi bir gecede kapının önüne kondu. Ardından 100 kişi geri çağrıldı, 40 kişi dışarıda bırakıldı. Bu keyfiyetin hukuki hiçbir karşılığı yok." dedi.

Kayyum sürecinde gazetecilerin hak aramaktan korktuğunu vurgulayan Biricik, "Dava açarsak bir daha iş bulamayacağımız söyleniyor. 140 kişiden sadece 4-5 kişi dava açabildi. Çünkü TMSF artık fiilen Türkiye'nin en büyük medya patronu." ifadelerini kullandı.

"Bu bir ekonomik kriz değil, tasfiye"

Gazeteci Zeynel Lüle ise yaşananların ekonomik gerekçelerle açıklanamayacağını belirterek, "Bu bir kriz değil, bilinçli bir tasfiye. Muhalif olanlar işsiz bırakılıyor, susturuluyor. Tele1'de canlı yayına müdahale edildi, ana haber durduruldu. Bu gazeteciliğe açık bir saldırıdır." diye konuştu.

Lüle, kayyumların verdikleri sözleri tutmadığını ifade ederek, "Tazminatlarımız ödenmedi ama kanallar yayın yapmaya devam etti. Kara listeler var; resmi değil ama herkes biliyor. Bir habere imza atmanız işsiz kalmanız için yeterli." dedi.

"Gençler gazetecilik yapmak istemiyor"

34 yıllık gazeteci ve aynı zamanda akademisyen olduğunu belirten Mustafa Aşçıoğlu, gazeteciliğin yalnızca bugünün değil, geleceğin de mesleği olmaktan çıkarıldığını söyledi. İletişim fakültelerinde ders verdiğini belirten Aşçıoğlu, "70 kişilik sınıfta gazeteci olmak isteyen 3-5 öğrenci ya var ya yok. Yılda binlerce mezun veriliyor ama çalışabilecekleri bir medya yok." dedi.

Asgari ücret, güvencesizlik ve liyakatsiz yöneticilerin mesleği çökerttiğini savunan Aşçıoğlu, "Gazetecilik ahlakını savunmak işsizlik sebebi haline geldi." ifadelerini kullandı.

"Basın İş Yasası fiilen yok sayılıyor"

Gazeteci Uğur Güç de Basın İş Yasası'nın getirdiği hakların uygulanmadığını vurgulayarak, "Kıdem, izin, fazla mesai gibi haklar fiilen yok sayılıyor. Medyaya giren yeni patronların birçoğu hakkında kara para ve yasa dışı faaliyet iddiaları var. El değiştiren her medya kuruluşunun bedelini gazeteciler ödüyor." dedi

Kaynak: ANKA / Yerel
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.