Sahra Arslan Yazıları

Sahra Arslan

Şakaya gelmez, kalbinize gol yemeyin

02.04.2026 21:20
Haber Detay Image

Sağlık deyince çoğu kez kıyasla düşünürüz; Avrupa’da böyleyken bizde şöyle, Amerika’da şöyleyken bizde böyle. Ama yok bu konu da çok da karamsar olmaya lüzum yok ki her birimiz özellikle Avrupa ve Amerika’da yaşayan yakınlarımız üzerinden biliriz ki sağlık hizmetlerine ulaşabilmek, oralarda bizdekinden daha zordur.

Yalnız bir konu var ki bizden daha mantıklı ve sağlıklı yaşadıkları tartışma götürmez. Birçok Avrupa ilkesinde sağlık sistemi önleyici yani preventif sağlık tedbirleri üzerine organize edilmişken bizde maalesef tedavi edici yani küratif sağlık sistemi öne çıkıyor.

Nerdeyse bütün doğu toplumlarında bizdekinin benzeri bir yaklaşım söz konusu. Bunun da sahip olduğumuz inançların yanlış yorumu sonucu kaderciliğe dayandığını düşünüyorum.

Hastalıklar henüz oluşmadan kişiyi hastalıklara karşı korumayı esas alan preventif yaklaşımı, en basitinden, sağlıklı beslenme, aşı ve belli periyotlarda çeşitli taramalarla hastalık risklerini azaltmaya dönük bir yaklaşımdır.

Bizde de kısmen uygulanabilse dahi maalesef yeterli düzeyde olmuyor. Ölümün kıyısına gelip yataklara düşmeyene kadar, hastalıklar ve onlardan korunmaya dönük tedbirler kimsenin aklına gelmiyor.

Hastalık ortaya çıktıktan sonra da daha çok, bol antibiyotik ile bütün bağışıklığımızı alt üst etmek ya da acı ağrıları dindirmek için leblebi gibi ağrı kesici içmek en iyi bildiğimiz şeydir.

İsveç, Norveç, Finlandiya, Danimarka, Japonya, Singapur, Güney Kore, Tayvan, Almanya, Fransa, Hollanda sağlıkta preventif yaklaşımlarla öne çıkan belli başlı ülkeler arasında sayılırken, bunlar sağlıklı bir yaşam için spor salonları, bisiklet yolları, okullarda sağlık taramaları, sağlıklı beslenme programlarına çok önem verirler ve bunları sistemin parçası olarak görürler.

Hatta sigorta şirketleri, sağlık sigortası müşterilerinin sağlık yükünden kurtulmak için, onları diyetisyen, spor salonu ve hatta giyilebilir sağlık teknolojileri konusunda hiçbir ücret talep etmeksizin ödüllendirir.

Şimdi bir çoğunuzun sağlığını nasıl riske attığına dair acı bir örnekten bahsedeyim. Geçtiğimiz hafta Kahramanmaraş’ta halı sahada oynanan bir futbol maçında 49 yaşındaki bir vatandaş göğsüne gelen top darbesiyle hayatını kaybetti.

Top çarpmasıyla kalbi durmuş, sağlık ekiplerince kalbi yeniden çalıştırılan vatandaş maalesef kalbin yeniden durmasıyla hayatını kaybetmişti.

İnstagramda @doctorozi72 adlı hesabın sahibi Dr. Ozan Yekta Tezdiğ’den öğreniyoruz ki aslında nerdeyse bütün halı sahalarda ve futbol maçlarında bu risk hepimiz için geçerli. Göğsüne aldığı top darbesiyle kalbi duran vatandaş aslında gayet sağlıklıyken bu durum nasıl yaşanır?

Ben de ilk kez @doctorozi72’den duyuyor ve öğreniyorum ki yaşanan sağlık sorununun adı commotio cordis yani göğse gelen herhangi bir darbe ile yaşanan kalp durması yada kalpte ritim bozulması. Önlenebilir mi ya da buna karşı nasıl bir tedbir alınabilir? @doctorozi72 bunun için çözümü de söylüyor ve kendisinin yaşadığı Amerika’da her futbol sahasında otomatik, elektronik defibrilatör olduğundan bahsediyor. Bu cihazın ilk 3 dakikada kullanımıyla, darbeyi alan kalbin tekrar çalışma şansı yüzde 70’lere çıkarılabiliyor.

Bu cihaz çok mu pahalı? Değil. 10 bin ile 50 bin arası değişiyor. Peki neden bizim halı sahalarda bu cihazı bulundurmak zorunlu kılınmıyor.

Onu geçtim, halı saha işletmecilerinin bu cihazdan haberi var mı? Önce bunu sorgulamak gerekiyor.   

Yazarın Tüm Yazıları