Sahra Arslan Yazıları

Sahra Arslan

Yaşamak mı ölmek mi?

19.04.2026 07:54
Haber Detay Image

Huzur yok mu bize? Uzunca bir süredir siyasetin özellikle Terörsüz Türkiye gündeminin en kilit başlıklarından biri olan Huzur Hakkı bizim de paymıza düşmez mi?

Şiddetin her türlüsünün, kazanın, tedbirsizliğin, dikkatsizliğin, umursamazlığın ve de kayıtsızlığın neredeyse her şekli gün yok mu aramızdan birilerinin canını almasın.

Bir taraftan işsizlik, enflasyon, açlık, hastalık ile boğuşup; kaç saat daha yaşayabilirsem ne ala, demeye geldiğimiz bir noktadayız artık.

Ölmek için yaşamak karımız oldu bizim. Ölmek için yaşamak, yaşını almışların değil sadece, henüz çocuk, hadi bilemedin ergen o da olmadı gençlerin yaşamak, hayata tutunmak, bir nefes daha, bir gün daha ölmeye direnmek için ne kaldı ellerinde.

Eline silahı alanı kendini can alıcı, parayı bulanın kral sandığı zaman mı desem. Tarifi bile yoruyor beni.

Dindar nesil dedik, kindar nesili bulduk deyip, işin politik siyasal çekişmesini çoktan geçtim. Nesil olsun da ne olursa olsun kıvamına düştük artık.

Bir taraftan, nüfusumuz kendini yenileme hızının altına düştü diyerek, hadi gençler; evlenin bele kuvvet yaşlanıyoruz, kurtarın bizi derken, en az 4 bilemedin 4 parmak hesabıyla toplumu yaşlanmaktan kaçırmaya çağıranlar, niyedir çocukları gençleri ölmekten koruyamıyor.

Eline silahı, bıçağı, sopayı alan önüne geleni hayattan koparırken, birilerinin trafik şiddetine kurban giderken bir diğerimiz, alevlerden hasbelkader kurtulurken ötekilerimiz, yaşamak değil ölmek kapatmış gündemimizi.

Nazım’ın yaşamaya dair şu meşhur dizeleri:

"Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı

yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin

hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil

ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için

yaşamak y ani ağır bastığından."

Ağır basıyor yaşamak değil ölmek. Olmuyor, hiç olmuyor artık. Tutunacak bir şey vermiyor kimse gençlere. Nefes alacak alan bırakmıyor ki bizim de nefesimizi kesmeye yelteniyorlar.         

Yazarın Tüm Yazıları