Yakinen tanıdığım bir velinin şu sözleri sizi de düşündürmüyor mu? “Ben evladıma iyi bir eğitim aldırma derdini geçtim artık. Oğlumun eve sağ salim gelebilmesinin derdindeyim”
Eğitimi konuşmamız gerekirken, eğitim kurumlarında şiddet sarmalında kalmış öğrenci ve öğretmenlerin güvenliği hepsini gölgede bıraktı.
Bakın son bir yılda, hepimizin yüreğini ağzına getiren ve artık kimsenin kendini güvende hissedememesine kaynaklık eden olayları hatırlayın:
2 Mart tarihinde İstanbul Çekmeköy’de bir öğretmen silahlı saldırıya kurban gitti.
14 Nisan Siverek Şanlıurfa’da pompalı tüfekle Ahmet Koyuncu Mesleki Teknik Lisesi’ne okulun eski öğrencisi sınıflara girerek rastgele ateş açmış 10’u öğrenci 4’ü öğretmen, 1’i kantinci, 1’i de polis 16 kişi yaraladı.
15 Nisan, Siverek’teki olaydan bir gün sonra, Kahramanmaraş'taki Ayser Çalık Ortaokulu'nda, 14 yaşındaki okulun öğrencisi çocuk, babasına ait 5 silah ve 7 şarjörle okulda silahlı saldırı da bulunmuş, biri öğretmen 10 öğrenciyi öldürmüş, 13 kişiyi de yaralamıştı.
22 Eylül, Manisa Turgutlu’da 15 yaşındaki saldırgan çocuk sabah saatlerinde okula gitmekte olan öğrencilere silahla saldırmış, 3’ü ağır olmak üzere 11 öğrenciyi yaralamıştı.
28 Eylül, Osmaniye Farabi Anadolu Lisesi’nde, bir öğretmen uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti.
Dün, 6 Ekim, İstanbul Başakşehir Ortaokulu’nda okulun eski öğrencisi 15 yaşındaki bir kız çocuğu, evden getirdiği iki bıçakla kız öğrencilere saldırdı 1’i hayatını kaybetti yedisi de yaralandı.
Ve bugün İstanbul Esenyurt Lisesi’nde öğrenciler arasında çıkan bıçaklı kavgada iki öğrenci yaralandı.
Hayatta kalmak kaygısı, doğal olarak tüm diğer kaygıların önüne geçmiş.
Anne ve Babalar çocuklarının okullarda dahi güvende olmadığını düşünmeye başladı ki kimi artık okula ilk yardım çantasıyla giderken kimi de olası benzer bir saldırı da çabuk kaçabilmek için pencere kenarlarında oturma tercihiyle kaygılarını gösteriyorlar.










