104 yıl önce bugün bu coğrafyada yaşayan halklar olarak bir karar verdik. Ama ondan önce bu kararı verebilme cesaretini 1922’nin 26 Ağustos Cumartesi günü sabahın şafağında saat 5.30’da Afyonkarahisar Kocatepe’de tohumu atmış umudu yeşermeye başlamıştık.
Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa Kocatepe’de topçulara Yunan mvezilerini vurma emrini verdiğinde Büyük Taarruz ya da diğer adlandırmalarla Başkomutan Meydan Muharebesi, ya da Yunanların verdiği isimle Rum Sındığı Savaşı başlamıştı.
Yunanlar sonradan bu savaşa Rum Sındığı diyeceklerdi çünkü Rumlar bozguna uğrayacak ve imha edileceklerdi.
Büyük Taarruz Batı cephesinde Kurtuluş Savaşının en büyük ve nihai savaşı olacaktı. İtilaf devletleri Mustafa Kemali Ankara’da bir çay partisinde sanıyorken o Kocatepe’de Kurtuluş Savaşının nihai ve en büyük darbesini indiriyordu.
Operasyon öyle bir gizlilikle hazırlanmıştı ki Çay Partisi’nden önce de Mustafa Kemal, tüm komutanları Akşehir’de, ordular arası futbol turnuvası bahanesiyle toplamış ve hepsiyle taarruz planını görüşüp netleştirmişti. Onlar bizi çayda, futbolda sanmaya devam ediyor ama biz son darbeye Kocatepe’de buluşuyorduk.
Ve nihayet 30 Ağustos 1922’de Büyük Taarruzla Kurtuluş Savaşı kazanılmış, 9 Eylül 1922’de Türk Ordusu İzmir’e girmişti.
Meydanlarda savaşı kaybeden İtilaf devletleri, kaybettikleri savaşı masada kazanmak adına hince taktiklerle bir taratan İstanbul diğer taraftan Ankara hükümetlerini birlikte Lozan Barış Konferansına çağırıyor ve ikilik yaratmaya çalışıyordu.
Artık Monarşinin devri kapanmış, Son padişah VI. Mehmed (Vahdeddin) ülkeyi terk etmişti. Egemenlik artık halkın ve halkı temsil eden Ankara Hükümetinindi. Saltanat son bulmuştu. 104 yıl önce 1 Kasım’da egemenlik artık bir tek kişinin ve devamında soyunun olmayacaktı.
1 Kasım altı yıl sonra yani 1928’de bir büyük devrime daha adını yazdıracak ve takvimler o günü Harf Devrimiyle taçlandıracaktı.
Belki ondandır ki Kasımpatı devrimci bir çiçektir zihnimde.










