Sahra Arslan Yazıları

Sahra Arslan
Sahra Arslan
Yazarın Profili
16.10.2026 13:37

Varoluşsal bir tehdit

Haber Detay Image

Kim baba olmak ya da anne olmak istemez ki? Bizimki gibi geleneksel, muhafazakar ve de dindar toplumlarda evlenmek, seküler toplumlardakinden farklı olarak bir çok temel çıkmazın kapısı gibidir.

En basitinden şöyle örneklendirmek gerekirse, kaç yaşında olursanız olun evlenmeden evden ayrılmak ve kendi başına bir hayat kurmak garipsenir, eleştirilir, yadırganır.

Anne babanın rızası bir yana, mahalle baskısı önünüze set çeker ve tabiri caizse kazık kadar olsanız da babanın otoritesi altında, annenizin dizinde hala bir çocuksunuzdur.

İslam dinine göre sünnet dahi olsa farz nazarıyla yaşanır evlilik. Evlenmek ve birçok anlamda kendinizi kanıtlamak, kaygılarınızı biran evvel bertaraf etmek zorunda hissedersiniz.

Hepsi bir yana; varoluşunuzu gerçekleştirmek ve bir birey olmak istiyorsanız çocukluğunuzun kalıplarını terk etmek zorundasınız ki o kalıpların adı ana kucağı ya da babaevidir.

Onun içindir ki bizde evlenmek sadece evlenmek değildir ki birçok evlilik zayıf ayaklar üzerine kurulu, malzemesi doğru karılmamış bir temel üstünde yıkılmadan duramaz.

Baba ve anne olmaya gelince, ölüme çare bulamayan insanın ölümsüzlük formülü gibi bir şeydir ki bazen bu dünyaya çocuk getirmek bencilliktir derim.

Hele bir de yaşadığınız hayat, size konforlu bir alan sunmamış, devamlı mevcut konforunuzu baltalamış ve sizi mutluluk kavramından haberdar etmemişse, sizi gülümsetmemiş, devamlı ağlatıp incitmişse, neden çocuk yapasınız ki?

Cinsel kimliğinizi ve toplumun size dayattığı kimliklerinizi kanıtlamak için mi? Ya da herkes yaptı ben neden yapmayayım mı? O da olmadı belki de en çok ölümsüzlük için.

Farkında olmadan güdülendiğimiz ölümsüzlüğün, ölümümüzden sonra soyumuzu bu dünyada devam ettirme çabası.

Bugün okuduğum bir haberde doğurganlık oranının 1,42’ye düştüğünü yazmışlar. Geliyor gelmekte olan: "varoluşsal bir tehdit ve felaket"

Peki, bu neyin sonucu dersiniz? En temelde ekonomik kaygılar da olsa sadece bununla açıklanamaz bir dönüşüm var.

Yapılan araştırmalar bize gösteriyor ki ekonomik kaygıları olmayan bireylerde evlenmeye dair istek yüzde 65 oranında.

Bunu hiçbir koşulda yüzde 100 oranına çıkarmak mümkün değil. Çünkü insan tabiatı, konforunu çocuk sahibi olmanın önüne koyanlar azımsanmayacak denli çok.

Türkiye de evlilik çağı eskiden erkekler ve kadınlar için gittikçe yukarı tırmanmaya başladı. En güncel haliyle Erkeklerde 30’a dayanmışken kadınlarda bu 26 görünüyor.

Uayrmak yetmiyor, evliliğe çağrı yapmak yetmiyor.

Daha ciddi politika ve uygulamalarla biran evvel, doğurganlık oranını, yeniden toplumun kendini yenileme hızına çıkarmak gerekiyor.

Diyorum ama bu dünyaya gerekiyor mu emin değilim.

Yazarın Yazıları