30 yılı aşkın süredir, farklı sektörlerde ve farklı büyüklüklerde birçok işletmeye danışmanlık desteği veren birisi olarak, meslek hayatım boyunca edindiğim önemli bir tecrübeyi burada paylaşmak istiyorum.
Gerek aile şirketlerinde gerekse profesyonel iş ortaklıklarında ortaklığın sorunsuz bir şekilde devam edebilmesi için iş ile ilgili konuların işyerinde konuşulması ve mümkün olduğunca evlere taşınmaması gerekir. Bu, huzurlu bir ortaklığın sürdürülebilmesi için dikkat edilmesi gereken önemli konulardan birisidir.
Ortaklığın geleceği ve sürdürülebilirliği açısından iş işyerinde kalmalı, evde ise işin dışındaki ailevi konular paylaşılmalıdır.
İş hayatı ile özel hayatın birbirinden ayrılmaması hem ortakların ve aile bireylerinin sağlığına, hem de işletmenin geleceğine ciddi zararlar verebilmektedir.
Neden İşi Eve Taşımamalıyız?
Korku ve Endişe Ortamı Oluşturmamak İçin
Danışmanlık yaptığım bir aile şirketinde, yeni alınan bir iş makinesinin fiyatı ve ödeme koşulları annenin yanında konuşulmuştu. Annenin bu konuşmanın ardından rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldığını duyduğumda, iş ile özel hayatın birbirinden ayrılması gerektiğine dair düşüncemin önemini bir kez daha anladım.
Anne, yapılan yatırımın verimliliğini veya işletmenin rekabet gücüne sağlayacağı katkıyı değerlendirmek yerine, çocuklarının bu yatırımın bedelini ödeyemeyeceği endişesine kapılmış ve ciddi bir stres yaşamıştı.
İşin içinde olmayan aile bireyleri, özellikle ebeveynler, duydukları konuları bütün yönleriyle değerlendiremeyebilir ve eksik bilgiler nedeniyle gereksiz kaygılar yaşayabilirler. İşletme açısından son derece doğal ve gerekli olan bir yatırım kararı, aile bireyleri için büyük bir endişe kaynağına dönüşebilir.
Kaliteli Bir Hayat Yaşayabilmek İçin
İşyerinde konuşulan konuların evde de konuşulmaya devam etmesi, insanların sürekli iş düşünmesine ve zamanla tükenmişlik hissetmesine neden olabilir. Gün boyunca işin sorunlarıyla uğraşan bir kişinin evinde de aynı konularla meşgul olması, ertesi güne yorgun başlamasına yol açabilir.
Meslek hayatım boyunca, işin dışında bir hayat kurabilen ve evde iş konuşmamaya özen gösteren firma sahiplerinin daha dinlenmiş, üretken ve yüksek performansla çalışabildiklerini gözlemledim.
İnsanların dinlenmeye, aileleriyle vakit geçirmeye ve farklı uğraşlarla ilgilenmeye ihtiyaçları vardır. İş hayatından zihinsel olarak da uzaklaşabilmek, ertesi gün işin başına daha dinç ve verimli dönmeyi sağlar.
Gelecek Nesillere Kötü Örnek Olmamak İçin
Firma sahipleri, kendilerinden sonra işletmeyi yönetecek çocuklarına örnek olduklarının bilinciyle hareket etmelidir.
Çocuklar, yalnızca kendilerine anlatılanlardan değil, büyüklerinin davranışlarından da etkilenerek yetişirler. İşin eve taşınmasını, aile sohbetlerinin sürekli işle ilgili konular etrafında dönmesini ve özel hayata yeterince zaman ayrılmamasını doğal bir yaşam biçimi olarak görebilirler.
İlerleyen yıllarda kendileri de benzer davranışlar sergileyebilir, iş hayatı ile özel hayat arasındaki sınırları korumakta zorlanabilirler.
Bu nedenle iş ve özel hayat arasındaki sınırların bilinçli bir şekilde belirlenmesi, yalnızca bugünkü ortakların huzuru için değil, işletmeyi gelecekte yönetecek nesillerin sağlıklı bir iş anlayışı geliştirmesi açısından da önemlidir.
Neler Yapılabilir?
Elbette bazı durumlarda işle ilgili konuların evde konuşulması kaçınılmaz olabilir. Böyle durumlarda bile iş konuşmalarının aile hayatını mümkün olduğunca etkilememesi için bazı önlemler alınabilir.
·İş konuşmalarına sınır koyulmalıdır. Evde işle ilgili bir konunun görüşülmesi zorunluysa, bu konuşmanın süresi ve kapsamı önceden sınırlandırılmalıdır.
·Aile bireylerinin dinlenme alanları korunmalıdır. İşle ilgili görüşmeler mümkünse ev dışında, uygun bir mekânda yapılmalı; evde yapılması gerekiyorsa aile bireylerinden uzakta, izole bir alanda gerçekleştirilmelidir.
·İşin eve taşınması alışkanlık haline getirilmemelidir. Zorunlu durumlar istisna olarak kalmalı, günlük iş değerlendirmeleri ve ortaklar arasındaki görüşmeler esas olarak işyerinde yapılmalıdır.
·İş sahipleri kendilerine zaman ayırmalıdır. Özellikle işletme sahipleri, kendilerini işten uzaklaştıracak hobiler edinmeli, aileleriyle vakit geçirmeli ve belirli bir saatten sonra zihinlerini işten uzaklaştırmaya özen göstermelidir.
İş hayatı ile özel hayatı birbirinden ayırmak, yalnızca kişisel huzur meselesi değildir. Aynı zamanda ortaklığın sürdürülebilirliği, aile içi ilişkilerin korunması ve işletmenin gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılması açısından da önemlidir.
İşyerinde çözülmesi gereken sorunları sürekli eve taşımak, hem aile hayatını hem de iş hayatını olumsuz etkileyebilir. Oysa işyerinde işimizi, evimizde aile hayatımızı yaşayabilmek; daha huzurlu bireyler, daha sağlıklı ortaklıklar ve daha sürdürülebilir işletmeler oluşturmanın önemli koşullarından biridir.










