Ömer Aydın Yazıları

Ömer Aydın
Ömer Aydın
Yazarın Profili
30.09.2026 23:00

Nasıl Bir Toplum Olduk?

Haber Detay Image

Yaşadığımız coğrafyada toplumsal hayatımızın giderek daha fazla yanlışlar ve yanlış kabuller üzerinden şekillendiğini görüyoruz. Nereye baksak, bir şekilde toplumsal yozlaşma ve çürümüşlükle karşılaşıyoruz.

Devlet kurumlarından özel sektöre, toplumun farklı kesimlerinden bireysel ilişkilere kadar birçok alanda; hangi görüş veya düşünceden olursa olsun, hak ve hukuk kurallarını, helal ve haramı yeterince gözetmeyen davranışların yaygınlaştığına şahit oluyoruz.

Ne dini değerlerimiz, ne örf ve adetlerimiz, ne de hukuk düzenimiz, bazı yanlış davranışları engellemekte yeterli olabiliyor. Adeta “Allah’tan korkmaz, kuldan utanmaz” anlayışının giderek daha görünür hale geldiği bir toplum yapısıyla karşı karşıyayız. “Yapanın yanına kâr kalır” düşüncesi ise giderek daha fazla insanın davranışlarını etkilemeye başladı.

Adalet duygusunun, ortak değerlerin, dini ve ahlaki kurallara saygının; devletin kurumlarına ve hukuk düzenine duyulan güvenin zayıflamasını da düşündüğümüzde ciddi bir toplumsal sorunla karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum. Asıl korkutucu olan ise, bu durumun gittikçe kötüye gitmesidir.

Bazen güvenle ilgili konuştuğumuz zaman; neredeyse güven duyulan bir kurum zikredilememektedir.

Bana göre artık bu durum münferit olayların ötesine geçmiş ve toplumsal hayatımızın önemli bir sorunu haline gelmiştir. Daha da önemlisi, bu gidişatı tersine çevirmeye yönelik yeterli bireysel ve toplumsal çabayı da göremiyoruz.

Biz Ne Yapabiliriz?

Her şeyden önce içinde bulunduğumuz durumun normal olmadığını ve değişmesi gerektiğini kabul etmeliyiz.

Bu değişimin yalnızca devletten, kurumlardan veya başkalarından beklenemeyeceğini; bireyden başlayarak topluma yayılması gerektiğine inanıyorum.

Hepimiz kendi çevremizde toplumsal yozlaşmaya karşı farkındalık oluşturabilir, doğru davranışları destekleyebilir ve yanlışları normalleştirmemek için çaba gösterebiliriz.

Bana göre özellikle şu konularda daha bilinçli davranabiliriz:

·Liyakat ilkesine aykırı davranışları desteklemeyelim; işi ehline vermenin ve ehil insanlarla çalışmanın önemini savunalım. İşinin ehli olmayan insanlara saygı duymayalım, destek vermeyelim.

·Yanlışların ve hukuka aykırı davranışların cezasız kalmasını kabullenmeyelim. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışından uzak duralım.

·İnsana ve hayvana yönelik şiddeti asla normalleştirmeyelim. Şiddetin herhangi bir gerekçeyle meşrulaştırılmasına karşı duralım.

·Kolay yoldan ve haksız biçimde kazanç sağlayanları başarı ölçüsü olarak görmeyelim. Emek, dürüstlük ve üretkenliği daha fazla değerli hâle getirelim.

·Fırsatçılığı desteklemeyelim. Başkalarının zor durumlarından yararlanmayı bir başarı veya zekâ göstergesi olarak görmeyelim.

·İnsanları hor gören, aşağılayan veya alay eden davranışlara karşı sessiz kalmayalım. Yanlış olduğunu uygun bir dille açıkça ifade edelim.

·Popüler kültürün ve sosyal medyanın hayatımız üzerindeki etkisini sorgulayalım. Sosyal medyayı bir araç olarak kullanalım; onun bizi yönlendirmesine izin vermeyelim.

·Aşırılıklardan uzak duralım. Farklı düşüncelere, yaşam biçimlerine ve insanlara karşı daha hoşgörülü olalım.

·İnanmadığımız şeylere “inanmış gibi” davranmayalım.

·“Sucu, bucu” anlayışından uzaklaşalım. İnsanları ait oldukları gruplar üzerinden değil, davranışları ve ortaya koydukları değerler üzerinden değerlendirelim.

Toplumsal yozlaşmadan çıkmak için bütün düğmelere devletin basmasını beklememeliyiz.

Elbette eğitim sisteminin güçlendirilmesi, hukukun üstünlüğünün tesis edilmesi, liyakat ilkesinin korunması ve devlet işlerinin ehil insanlar tarafından yürütülmesi devletin temel sorumlulukları arasındadır.

Ancak bizlerin de bu süreçte önemli sorumluluklarımız var.

Hepimiz, toplumsal yozlaşmanın yoğunlaştığı alanları daha iyi tanımalı ve kendi hayatımızda bu yanlışların bir parçası olmamaya özen göstermeliyiz. Yanlış gördüğümüz davranışları normalleştirmemeli, mümkün olduğunca doğru davranışları desteklemeli ve çevremizde bu konuda farkındalık oluşturmalıyız.

Çünkü toplumsal değerler yalnızca kanunlarla korunmaz. Bir toplumun nasıl bir toplum olacağını, o toplumdaki insanların günlük hayatta neyi normal, neyi kabul edilebilir ve neyi kabul edilemez gördüğü de belirleyici olacaktır.

Popüler kültürün, sosyal medyanın veya çevremizdeki yanlış örneklerin etkisiyle hareket ederek sağlıklı bir toplumsal yapı oluşturamayız.

Tam tersine, yanlışları görmezden gelmemiz, fırsatçılığı alkışlamamız, liyakatsizliği desteklememiz, şiddeti normalleştirmemiz veya “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışıyla yaşamamız; farkında olmasak bile toplumsal yozlaşmanın devamına katkı sağlayacaktır.

Değişim önce başkalarından beklediğimiz bir davranış değil, kendi hayatımızda uygulamaya başladığımız bir sorumluluktur. Lütfen biz kapımızın önünü süpürelim, gerisi gelecektir.

Yazarın Yazıları