Okan Geçgel

Süt Kesilirse, Gelecek de Kesilir

20.01.2026 14:31
Haber Detay Image

Türkiye'de son yıllarda yaşanan ekonomik dalgalanmaların, plansız tarım politikalarının ve günü kurtarmaya odaklı yaklaşımların en ağır bedelini ödeyen sektörlerin başında hiç kuşkusuz süt inekçiliği geliyor. Bugün artık bu gerçeği inkâr etmek mümkün değil. Rakamlar konuşuyor, sahadaki köylü konuşuyor, üretici konuşuyor; hatta sessiz gibi görünen ama çok şey anlatan göstergeler de konuşuyor.

Süt inekçiliği geriliyor.

Hem de sessiz, derinden ama son derece tehlikeli bir şekilde…

Bu gerileme sadece bir üretim kalemiyle sınırlı değil. Bu, hayvancılığın, kırsal yaşamın, gıda güvenliğinin ve milli ekonominin geleceğini ilgilendiren çok boyutlu bir sorun. Bugün sütü konuşuyoruz ama yarın et fiyatlarını, peynir ithalatını, süt tozu bağımlılığını ve boşalan köyleri konuşacağımızı görmek için kâhin olmaya gerek yok.

Köylü İneğini Kesime Gönderiyorsa, Alarm Çoktan Çalmıştır

Süt fiyatlarındaki dengesizlik, yem maliyetlerindeki kontrolsüz artış, girdi fiyatlarının üreticiyi boğması ve buna karşın alım fiyatlarının yerinde sayması; özellikle küçük ve orta ölçekli süt üreticisini adeta sistem dışına itmiştir.

Bugün Anadolu'nun pek çok köyünde aynı tabloyla karşılaşıyoruz:

Köylü, yıllardır baktığı süt ineğini kesime gönderiyor.

Çünkü artık zararına üretim yapacak gücü kalmadı.

Bu gerçeği nereden mi anlıyoruz?

• Süt sağım makinesi üreten firmaların satışlarındaki dramatik düşüşten…

• Sektör temsilcilerinin "siparişler durdu" feryadından…

• Süt tozu ithalatındaki artıştan…

• Ve en önemlisi, üretimi bırakmak zorunda kalan köylünün çaresiz serzenişinden…

Bunların her biri tek başına birer alarmdır. Ama hepsi bir araya geldiğinde ortaya çıkan tablo şudur:

Türkiye süt inekçiliğinde ciddi bir kırılma yaşamaktadır.

Süt İşlenmezse, Sütçülük Yaşamaz

İşte tam da bu noktada kritik bir soru karşımıza çıkıyor:

Eğer süt üreticisi ayakta kalacaksa, bunu nasıl başaracak?

Cevap nettir:

Süt işleme tesisleriyle.

Katma değerli üretimle.

Güçlü, entegre ve sürdürülebilir yatırımlarla.

Yoğurt, ayran, tereyağı, peynir gibi ürünler sadece birer gıda maddesi değildir. Bunlar, sütün kaderini belirleyen stratejik ürünlerdir. Çünkü süt, işlenmediği sürece üretici için bir yük haline gelir. İşlendiği ölçüde değer kazanır, üreticiye nefes aldırır, köyde hayatı sürdürür.

Bu nedenle bugün Türkiye'nin en çok ihtiyaç duyduğu şey, sütü sadece alan değil; sütçülüğü ayakta tutan tesislerdir.

Kayseri'den Yükselen Sessiz Ama Güçlü Bir Örnek

İşte tam da böyle bir dönemde, Kayseri'de, Mimar Sinan Organize Sanayi Bölgesi'nde yükselen tam teşekküllü entegre bir süt işleme tesisi, sadece bir fabrika değil; aynı zamanda bu ülkenin sütçülük geleceğine atılmış ciddi bir imzadır.

Başyazar Firması çatısı altında, Sütma Süt ve Süt Ürünleri markasıyla faaliyet gösteren ve uzun yıllardır sektörde istikrarlı bir şekilde yol alan NARİN Ailesi, kurdukları devasa tesisle çok önemli bir misyonu üstlenmiş durumdadır.

Bu tesis, sadece makine ve betondan ibaret değildir.

Bu tesis, köylünün umududur.

Bu tesis, süt inekçiliğinin yaşama tutunma çabasıdır.

Her Gün Toplanan Süt, Ayakta Kalan Köyler Demektir

Kayseri ve çevre köylerden her gün yüz binlerce ton süt toplayarak işleyen bu tesis; peynire, yoğurda, tereyağına dönüşen üretimiyle hem ülke ekonomisine hem de Kayseri ekonomisine çok ciddi katkılar sunmaktadır.

Bu ne demektir biliyor musunuz?

Bu, her gün yüzlerce üreticinin sütünü satabildiği anlamına gelir.

Bu, köyde kalmanın hâlâ mümkün olduğu anlamına gelir.

Bu, "ineğimi kesime göndermeyeyim" diyen bir üreticinin cesareti demektir.

Bugün herkes konuşuyor ama çok azı risk alıyor.

İşte NARİN Ailesi, tam da bu noktada taşın altına elini değil, gövdesini koyanlardan biridir.

İhsan Narin ve Sektöre Sessiz Katkı

Uzun yıllardır tanıdığım, sektörü bilen, işine hâkim ve sorumluluğunun farkında bir yönetici olan İhsan Narin, sadece bir firma yöneticisi değil; aynı zamanda sütçülüğün geleceğini dert edinen bir isimdir.

Bugün kolay olan, üretimden kaçmaktır.

Kolay olan, ithalata yaslanmaktır.

Kolay olan, "bırakın bu işleri" demektir.

Zor olan ise; yatırım yapmaktır, üretimde ısrar etmektir, eleştirilere rağmen yol almaktır.

İhsan Narin ve ailesinin yaptığı tam olarak budur.

Bu çabayı görmezden gelmek, takdir etmemek mümkün değildir.

Kulaktan Dolma Bilgilerle Emek Yıpratılmaz

Ne yazık ki zaman zaman bu tür yatırımlar, bu tür emekler kulaktan dolma bilgilerle, yeterince araştırılmadan, insafsızca eleştirilebilmektedir. Bu eleştirilerin büyük bir kısmı ne sektöre hâkimdir ne de üretim gerçeklerini bilmektedir.

Eleştiri elbette olmalıdır.

Basın elbette sorgulamalıdır.

Ama eleştiri; bilgiyle, belgeyle ve iyi niyetle yapılmalıdır.

Aksi halde bu, eleştiri değil; yıpratmadır.

Kayseri ekonomisine, süt sektörüne ve hayvancılığa bu kadar katkı sunan bir firmayı, sadece söylentiler üzerinden hedef almak; bu ülkenin üretim refleksine zarar verir.

Bu Yazı Bir Savunma Değil, Bir Hatırlatmadır

Bu yazıyı kaleme alırken amacım bir firmayı yüceltmek ya da birilerini susturmak değildir.

Bu yazı, bir hatırlatmadır.

Hatırlatmak istiyorum:

• Süt inekçiliği can çekişiyor.

• Üretici ayakta kalmakta zorlanıyor.

• Süt işleme tesisleri stratejik önemdedir.

• Bu alanda yatırım yapan her yapı, korunmaya ve desteklenmeye muhtaçtır.

İşte bu yüzden, İhsan Narin Bey ve ailesinin böylesi zor bir dönemde verdiği katkıyı görmezden gelmek, en hafif tabirle haksızlıktır.

Son Söz Yerine

Eğer bugün sütü konuşmazsak,

Yarın gıdayı konuşamayız.

Eğer bugün üreticiyi ayakta tutmazsak,

Yarın ithalatla ayakta durmaya çalışırız.

Ve eğer bugün emeğe saygı göstermezsek,

Yarın konuşacak bir sektör de bulamayız.

Bu nedenle;

Süt kesilirse, sadece inek değil…

Gelecek de kesilir.

Kalın Sağlıcakla….

Yazarın Tüm Yazıları