Doç. Dr. Serdar Samur Yazıları

Doç. Dr. Serdar Samur

Savaş Kazanıldı mı, Yoksa Sadece Bedeli mi Ödendi?

30.04.2026 09:19
Haber Detay Image

Tarih bize şunu öğretmişti;

Her büyük savaş, sadece cephede değil, akılda kazanılır ya da kaybedilir. Aradan yaklaşık 2.500 yıl geçmiş olmasına rağmen, The Art of War – Sun Tzu hâlâ bu gerçeği en çıplak haliyle hatırlatıyor.

Bugün 2025–2026 yılları içinde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik yürüttüğü operasyonlara bu gözle baktığımızda, karşımıza alışıldık “kazanan-kaybeden ” hikâyesinden çok daha karmaşık bir tablo çıkıyor.
Çünkü ortada bir zafer varsa bile, bu zaferin ne kadar “zafer” olduğu ciddi bir soru işareti.

Savaşmadan kazanmak mümkün müydü?

Sun Tzu’nun en bilinen ilkelerinden birisi şudur: En büyük zafer, savaşmadan kazanılandır.
Peki bu dönemde gerçekten savaş kaçınılmaz mıydı?

Kısa cevap: Kaçınılmaz değildi. Diplomasi hâlâ bir seçenekti. Savaş, çoğu zaman bir tercih değil, stratejik bir sabırsızlık göstergesidir. Ancak taraflar, tehdit eşiğinin aşıldığına kanaat getirdi. Bu nedenle mesele “savaşı nasıl yapacağınız”a döndü.

ABD, İsrail ve İran arasında gelişen süreçlere baktığımızda; bu operasyon kaçınılmaz bir savaşın sonucu muydu, yoksa erken verilmiş bir karar mıydı? Bugün net cevap yok. Ama maliyetin büyüklüğü, bu kararın sorgulanmasını kaçınılmaz kılıyor.

Acaba herkes birbirini yanlış mı okudu?

Savaşların çoğu planlı değil, yanlış hesap sonucu ortaya çıkar.
ABD ve İsrail, İran’ı klasik bir devlet gibi okuyup baskıyla geri adım attırabileceklerini varsaymış olabilir. Oysa İran, yıllardır krizlerle yaşayan, sabrı stratejiye dönüştürmüş bir yapı olduğunu kanıtladı.
İran ise muhtemelen ABD ve İsrail’in bu ölçekte ve kararlılıkta bir saldırı yapabileceğini yeterince ciddiye almadı.

Sonuç? İki taraf da birbirini eksik okudu. Düşmanını yanlış tanıyan, eninde sonunda bedel öder.

Lider gider, sistem kalır

Operasyonun en çarpıcı yönlerinden biri, İran’ın en üst düzey kadrolarının hedef alınmasıydı. Normal şartlarda bu tür bir darbe bir devleti sarsar, hatta çökertir.
Ama bu kez öyle olmadı.

Çünkü modern dünyada devlet yapılanmaları değişti: Devlet mekanizması tek bir liderin etrafında değil, bir karar alma ve yürütme ı mantığıyla çalışıyor. Lider gider, sistem ayakta kalır.

Gözlemler gösteriyor ki, bu durum Sun Tzu'nun "biçimsizlik" dediği kavramın tam karşılığıdır: Yani düşman ne hedef alınabiliyor, ne çözülebiliyor, ne de dağıtılabiliyor.

Ancak şu soru akla geliyor: Bu dayanıklılık gerçekten bir güç mü, yoksa sadece sonun gelmesini geciktirmek mi?

Pirus zaferi mi, stratejik başarı mı?

Tarihte yaşananları tanımlayabilecek önemli bir kavram vardır: Pirus Zaferi (Pyrrhic victory). Yani kazandığınız savaşın bedeli o kadar ağırdır ki, aslında kaybetmiş sayılırsınız.

Bugün yaşananlara bu açıdan bakınca tablo çarpıcı:

  • Altyapılar yıkılmış
  • Ekonomik maliyetler büyümüş
  • İnsan kayıpları artmış
  • Ama siyasi hedefler tam olarak gerçekleşmemiş

Bu durumda analizi bir sonraki aşamaya taşıyalım ve şu soruyu soralım:
Gerçekten bir şey kazanıldı mı, yoksa sadece büyük bir bedel mi ödendi?
Bugün kesin cevap vermek zor. Ama şurası açık: Bu savaş, “net bir zafer” duygusu üretmiyor.

Savaş artık cephede kazanılmıyor

Belki de fark edemediğimiz bir mesele var: Biz hâlâ savaşları eski tanımlarla anlamaya çalışıyoruz.
Oysa bugün savaş:

  • sadece askeri değil,
  • aynı zamanda ekonomik,
  • psikolojik,
  • ve teknolojik bir mücadele.

Yani mesele bir şehri ele geçirmek değil, bir sistemi sürdürülebilir şekilde baskı altında tutmak.
Bu yüzden “kim kazandı?” sorusu yerini başka bir soruya bırakıyor:
Kim daha uzun süre dayanabilecek?

Ateşkes mi, sadece bir ara mı?

Bugün gelinen noktada ilan edilen ateşkes, bir barıştan çok bir nefes alma hali gibi görünüyor.
Çünkü bu tür çatışmalar bitmez, sadece şekil değiştirir. Bugün durur, yarın başka bir cephede devam edebilir.

Sonuç olarak;

Bu gün Ortadoğu coğrafyasında yaşananları savaş olarak tanımlarsak,
bu savaş bir zafer hikâyesi değil.
Bu, kazananı olmayan ama herkesin kaybetmekten korktuğu bir denge mücadelesi.

Ve Sun Tzu’nun yüzyıllar öncesinden fısıldadığı o gerçek hâlâ geçerli:
Savaşmak kolaydır. Asıl zor olan, kazandığınız şeyin gerçekten kazanmaya değip değmediğini bilmektir.

*N ot: Bu yazıda, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik 2025-2026 dönemindeki askeri operasyonlar zinciri, bir savaş olarak ele alınmaktadır.

Yazarın Tüm Yazıları