Doç. Dr. Serdar Samur Yazıları

Doç. Dr. Serdar Samur

En Yakındaki Güç, En Büyük Güvenlik Riski Olabilir mi?

08.07.2026 10:33
Haber Detay Image

Devletlerin en güçlü görünen yapıları, bazen en kırılgan noktalarını da içinde taşır. Özellikle askerî kurumlarda güvenlik duvarları dış tehditlere karşı ne kadar sağlam kurulursa kurulsun, içeride oluşan sadakat kırılması, tüm sistemi sarsabilecek en büyük risklerden biri hâline gelebilir.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nde emir subaylığı ve özel kalem yapılanmaları da tam bu kritik noktada yer alır.

Kamuoyunda çoğu zaman yalnızca "yakın çalışma ekibi" olarak görülen bu yapılar, aslında komuta merkezinin sinir sistemi gibidir. Emir subayı; komutanın günlük programını yöneten, yazışmalarını takip eden, kritik iletişimi sağlayan ve çoğu zaman komutanın en mahrem çalışma alanına erişebilen kişidir. Özel kalem ise bürokratik süreçleri organize eden, bilgi akışını yöneten ve makamın işleyişini sürdüren birimdir.

Kısacası bu makamlar, devletin en kritik odalarının kapısını açan anahtarı taşır.

İşte tam da bu nedenle, bu görevlere yapılacak atamalar yalnızca bir personel tercihi değil, aynı zamanda doğrudan bir güvenlik meselesidir.

Normal şartlarda bu kadrolara getirilen kişiler kapsamlı güvenlik soruşturmalarından geçer. Adli sicilden mali geçmişe, aile çevresinden yurt dışı bağlantılarına kadar birçok unsur değerlendirilir. Üstelik seçim sürecinde yalnızca mesleki yeterlilik değil, güvenilirlik ve kurumsal sadakat de belirleyici kriterler arasında yer alır.

Ancak tarihin bize gösterdiği önemli bir gerçek vardır:

Bir sistemin prosedürleri ne kadar güçlü olursa olsun, eğer sadakat devlete değil başka bir yapıya yönelmişse, en gelişmiş güvenlik mekanizmaları dahi aşılabilir.

15 Temmuz darbe girişimi bunun en çarpıcı örneklerinden biri olarak hafızalarda yerini korumaktadır.

Genelkurmay Başkanı'nın en yakın çalışma halkasında bulunan bazı isimlerin darbe girişiminde aktif rol üstlenmesi, Türkiye'nin yalnızca dış tehditlerle değil, devletin içerisine sızmış yapılanmalarla da mücadele etmek zorunda kaldığını göstermiştir. Yakın tarihimizde, en üst düzey komutana bağlı görev yapan bir emir subayının silahını kendi komutanına çevirmesi, toplum hafızasında yalnızca bireysel bir ihanet değil, aynı zamanda güvenlik ve denetim mekanizmalarındaki derin kırılmanın sembollerinden biri olarak yer etmiştir.

Çünkü mesele yalnızca bir kişinin ihaneti değildi.

Asıl mesele, devletin en kritik noktalarına örgütsel sadakat taşıyan kişilerin uzun yıllar boyunca sistemli şekilde yerleştirilebilmiş olmasıydı.

Bu süreci anlatan en dikkat çekici ifadelerden biri ise kamuoyunda sıkça hatırlanan şu söz oldu:

"İlmek ilmek işlemişler."

Bu ifade, yaşanan güvenlik krizinin boyutunu özetleyen çarpıcı değerlendirmelerden biri olarak hafızalara kazındı.

Çünkü emir subaylığı gibi makamlar teoride tamamen komutanın kontrolünde görünür. Yapılan işlemler komutan adına yürütülür. Ancak uygulamada şu temel soru her zaman önemini korur:

Komutanın en yakınındaki kişi gerçekten yalnızca komutana ve devlete mi bağlıdır, yoksa başka bir yapıya mı sadakat göstermektedir?

İşte sistemin en hassas noktası da burada ortaya çıkar.

Askerî yapılarda sadakat, disiplinin temel unsurudur. Ancak bu sadakat devlete ve anayasal düzene değil de farklı yapılanmalara yöneldiğinde, emir-komuta zinciri görünürde işlemeye devam etse bile içeriden zayıflamaya başlayabilir.

Bu nedenle konu yalnızca askerî bir mesele değildir.

Aynı zamanda devlet yönetiminde "yakın çevre güvenliği" olarak değerlendirilebilecek kurumsal bir güvenlik meselesidir.

Tarih, devletlerin yalnızca dışarıdan gelen tehditlerle değil, zaman zaman en yakın halkalarında oluşan güven kaybı ve kurumsal zafiyetlerle de ağır bedeller ödediğini göstermektedir.

Bugün gelinen noktada çıkarılması gereken ders açıktır:

Kritik görevlere yapılacak atamalarda yalnızca teknik yeterlilik değil; karakter, aidiyet, kurumsal bağlılık ve çok katmanlı güvenlik denetimi birlikte değerlendirilmelidir.

Çünkü bazı makamlar vardır ki, orada yapılacak bir hata yalnızca bir kurumu değil, devletin en kritik karar mekanizmalarını da etkileyebilir.

Ve bazen en büyük tehdit, en yakında duran kişiden gelebilir.

Yazarın Tüm Yazıları